- Kategori
- Gündelik Yaşam
Sevmek Bazen Vazgeçmektir

Hergün yeni birşey öğreniyorum. Öğrenmek deyince insanın aklına 40 yıl köle olmak gelir ama bu öğrendiklerimle ne kadar köle olunur hiç bilmiyorum...
Ben bugün boşanmanın gerçek yüzüyle tanıştım. Çok soğuktu ve hala üşüyorum.
Parçalanmış bir aile düşünün. Bir tarafta annesiyle birlikte yaşayan 17 yaşında genç bir erkek, diğer tarafta yalnızlığı iliklerine kadar hisseden çaresiz bir adam.
Düne kadar şu söylediklerimi başkası bana söylese, 'ne kadar arabesksin, dünyada boşanan ilk çift onlar değil son da olmayacaklar, anlaşamıyorlarsa boşanmak en mantıklısı' derdim. Ama şimdi ne düşüneceğimi bilmiyorum. Şu an hissettiğim şey boşanmanın, 'anlaşamıyorduk, ayrıldık' demek kadar basit olmadığı.
Adam 20 gündür bayram için plan yapıyordu. Oğlu gelecek ve onunla birlikte kendi ailesiyle birlikte bayram kutlayacaklardı. Belki sinemaya gidecekler, belki alışverişe, belki evde oturup saatlerce birbirlerinin gözünün içine bakarak konuşacaklardı. Belki de mutfağa girip biri yemeği hazırlarken diğeri salatayı yapıp masaya tabakları yerleştirecekler, belki de maç yüzünden tartışacaklardı. Belki de bu saydıklarımdan hiçbiri olmayacaktı...
Öyle ki adam, 'oğlum geldiğinde evde ne tür yemekler hazırlarım' diye plan program yapıyordu. Nasıl yapsa da oğlu, onunla kaldığı bir hafta içinde yetersiz beslenme sorunu yaşamadan iştahla babasının hazırladığı yemekleri yeseydi.
20 gündür aynı heyecan ve bayram çocukları gibi şen bir adam. Sonrasında o hiç istenmeyen telefon geldi. Hattın diğer ucunda ki ses, 'ben bayramda X yere gidiyorum, oğlan da benimle gelsin. Anneannesini ve diğer akrabalarını görsün, siz zaten haftasonları isterseniz görüşebilirsiniz ama oğlanın benimle gelmesi için onu ikna etmen gerekiyor' dedi.
Babanın bütün hayalleri bir anda yıkılıdı. Hem oğlunu göremeyecekti, hem de onun annesiyle gitmesi için onu ikna etmek zorunda kalacaktı.
İyi de adam, oğlunun annesiyle X yere gitmesini istemiyordu ki. Bayramda oğlunu yanında görmek istiyor ve biliyor ki oğlu da bunu en az kendisi kadar istiyordu.
Bildiği bir başka şey de, şayet boşandığı eşin isteklerini yerine getirmezse eski eş, intikam için faturayı bir şekilde oğluna çıkaracaktı. Eski eşin isteklerini yerine getirirse de kendisi ve oğlu çok üzülecekti. Her durumda birileri çok üzülecekti...
Çaresizlik yılan gibi adamın her tarafını sarmıştı. Adam bu yılana yakayı kaptırmak istemiyor, eşinin telefonda söylediklerine makul açıklamalar getirmeye çalışıyordu.
Yüreği isyan ediyor ama herşey oğlunun iyiliği için. İstese oğlunu arayıp, 'annen seni göndermek istemiyor, seni x yere götürecekmiş, sen çık gel' demesi bile oğluyla birlikte bayramı geçirmesine yeterli olacak ama o bunu yapmıyordu.
Oğlunu arayıp, 'oğlum annenin bayram için farklı planları varmış, anneannen vs. seni çok özlemişler, bayramı onlarla geçirirsen annen ve büyüklerin çok mutlu olacaklar. Biz ne zaman istersek görüşürüz. Bu konuyla ilgili lütfen annenle tartışma onu üzme, biz haftasonları da görüşebiliyoruz' gibi birşeyler söyledi...
Anlaşılan o ki, oğlu bayrama annesiyle değil babasıyla girmekte ısrarlıydı. Oğulu ikna etmek zor görünüyoru. Büyük bir ustalık lazımdı. Söyleyeceği tek bir yanlış kelime, oğlunu kaybetmesine, ya da oğlunun annesiyle arasının açılmasına neden olabilirdi.
Oğlu, 'baba, bu konuyu annemle konuşmuştum, X yere gitmeyeceğimi de iyi biliyor, ben onunla konuşurum ' diyerek telefonu kapattı .
Sonrasında bir telefon daha gedi. Bu defa arayan, adamın kız kardeşi. Yeğenini eski yengesine kaptırdığına çok bozuluyor ve kardeşine bozuk atıyordu. Adam, ablasına eski eşiyle kavga ederek bir yere varamayacağını, anne-oğulun arasını açmanın hiç uygun bir davranış olmadığını, böyle bir durumda bunun faturasını çocuğun ödeyeceğini anlatmaya çalışıyordu. Ama abla bunları anlayacak halde değil. Onun o an tek idrak edebildiği şey, kardeşinin neden eski karısının hakkından gelemediğiydi.
Hatta bir ara o kadar ileri giderek kardeşine, 'oğlunu bayramda yanında istemiyorsun ' diye talihsiz bir açıklamada bulundu.
Adam çaresizliğini, ümitsizliğini, terkedilmişliğini avuçlayıp cebine dolduruyor. Çöpe atmıyor, belki birgün işime yarar diye. Belki birgün bu yaptıklarım bana olumlu olarak geri döner diye.
Tam bu sırada oğul tekrar aradı. Adamın ses tonu ümitsizliğin verdiği çaresizlikle titremeye başladı. Oğlunu annesiyle gitmesi için ikna etmeye çalıştı, oğlu ise sitemle karışık bunu hiç anlamadığını söyledi. Adamın söyleyecek sözü kalmadı ve çaresiz telefonu kapattı.
Daha sonra eski eşini arıyarak oğlunu ikna etmek için elinden geleni yaptığını fakat oğlunu ikna edemediğini anlattı. Kadın ısrarla, 'ne yap et ikna et' diye baskı yaptı. Adam isyan ediyor, 'benim aklım daha fazlasına ermiyor, daha ne söyleyebilirim, çocuğa seni istemiyorum mu diyeyim, sevgilimle başka planlarımı var diye yalan mı atayım' diye haykırdı.
Konu kısa süre içinde tartışmaya dönüştü ve kadınların en büyük silahı olan gözyaşına.
Adam sesini yükselttiği için özür dileyerek telefonu kapattı. Kafasında binlerce cevabını bulamadığı soru ve söylediği tek bir cümle,
- Bu bayramda da yalnız kaldım. Sevmek bazen vazgeçmektir ...