16 Şubat '07
- Kategori
- Aşk - Evlilik
Sevmeyeni sevmek
Düşündüm de aşk hayatım hakkındaki en önemli problem istemeyeni istemek, sevmeyeni sevmek. Hani bir şarkı var ya, "Sevil de sevme ağlama ağlat, yoksa zehrolur bu tatlı hayat...." İnsan bile bile neden bu tatlı hayatı kendine zehreder? Nereden gelir bu sevmeyene karşı duyulan yoğun hisler, bu kalp çarpıntısı, bu (sözde) aşk?
Mantıklı düşünüldüğünde karşındaki insanın sana olan davranışları, duyguları, senin için çaba sarfetmesi, seni kaybetmekten korkması değil midir onu ayrıcalıklı kılan, onu özel yapan? Peki ya sana kötü davranan ya da seni hiç umursamayanın ayrıcalığı nereden geliyor? Yoksa bu ilk okulda zor soruları çözen öğrenciye verilen kocaman bir elma şekerinin verdiği bir alışkanlık mı?
"Zoru çözmenin ödülü daha büyüktür çoğu zaman, basiti herkes çözer (mi acaba?) Ve ben zoru çözebilirim. İşte karşımda çözülmesi gereken kocaman bir soru, karşımdakini bana hiç birşey hissetmezken nasıl bana karşı birşeyler hisseder hale getireceğim? Onun gibi mi giyinmeliyim, onun gibi mi konuşmalıyım, onun gittiği yerlerde mi dolaşmalıyım? Ne yapmalıyım ki beni benim onu sevdiğim kadar sevsin? Ve her adımda başarısızlık - ne yani bu mu beni yıldıracak? Başarı- işte bu!Zaten birbirimiz için yaratıldığımızı biliyordum anlamına mı gelecek?
Her adım beni ona daha çok yaklaştırdığında, seviye seviye oyunları geçmiş biri gibi mutlu mu olacağım? Sonuca odaklandığım için aslında karşımdakinin gerçek kişiliğini hiç göremeyecek ve kafamdaki adam için mi çırpınıp duracağım bunca zaman. Bunca emek, bunca eziyet, sana değer vermeyen, senin için fedakarlıkta bulunmayan, belki seni hiç tanımayan biri için öyle mi?"
Bir tek bildiğim var ki, bu oyunun tek bir kazananı var. O da ben değilim. Biliyorum öğretmenler bize hiç bunu söylemedi ama zoru başarmak her zaman mutluluk ve ödül getirmiyor küçük kız.