- Kategori
- Gezi - Tatil
Seyir defteri (5)
Nihayet, Konya’ ya bu sefer gelişimizin asıl amacına ulaştık; sema salonundayız. Saat 20.00 gösterisindeyiz. Ferah bir salon. Fakat yemeği çok kaçırdığımdan mı ne; zor nefes alıyorum.
Konaklama, 4 yıldızlı Dündar otelde. Otel güzel. Fakat biz zaman kıtlığından, ancak bavulları odaya bırakıp aç olmasak da yemeğe indik. Yediklerim ağzıma geliyor şu an. Çok affedersiniz ama bunu paylaşmak zorundayım. Çünkü kızgınlığım yine kendime yöneldi. Bunu yapmak istemiyorum artık kendime. Organizasyon hatasını yine kendime ödetiyorum. Allahını severseniz; bir kere olsun, sözünde duran ciddi bir tur şirketi yok mudur? Öyle bir noktaya geldim ki, bunun tersi çalışmak abesmiş gibi algılıyorum artık. Kazara, dediğim özelliklere sahip bir turla karşılaşsam kesin bir bit yeniği arayacağım. Lütfen Yüksek Gücüm yardım et! Gevşiyorum ve huşu içinde töreni izliyorum. Teşekkürler!
Önce Ahmet Özhan çıktı. Hayal kırıklığı yaşadım. Tanıyamadım. Ne tipi ne sesi, eskisinden eser yok. Annem yaşlanmasına bağladı. Olabilir. Bu önlenemez çöküş hüzünlendirdi beni. Ayrıca arkamdaki yabancı kadın çok sinirlerimi bozmaya başladı. Önce çok konuştu yanındakiyle sonra da resmen yatış pozisyonunda, bacakları benim koltuğumun arkasında dürtükleyip durdu. Sert bir şekilde uyarmak zorunda kaldım. İş inada bindi sanırım; sonra da yanındaki bayan ayakkabılarını çıkarıp ayaklarını burnuma kadar uzattı. Ortamı bozmamak adına sesimi çıkaramadım; fakat el kol hareketleriyle görevliyi uyarmaya çalıştım, o da toparlandı. Ama ben ruhsal olarak ne beklentilerle gittiğim törenden sinir olup çıktım. Sadece biletlerin de üzerinde bulunan müritlerin hocalarıyla selamlaşma görüntüsü belleğimde iz bıraktı. Ertesi gün annem de bana o selamın biblolarından hediye aldı; mavi- beyaz. Ürgüp’ ten aldığım mavi- beyaz kuşlarımın yanında yerini aldı bu biblolar. Geride de şimdilik bir hoş seda kaldı diyelim.