Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

perihan reyhan ALKAN

http://blog.milliyet.com.tr/pra

23 Mart '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
407
 

Şeytan diyor ki verme!!!

Şeytan diyor ki verme!!!
 

Evet aynen böyle diyor, hem de sürekli. Verme hiçbirine oy!


Yazılacak çok şey var, kınanacak, ayıplanacak, üzülecek ve de kahrolacak! Hepsi ayrı bir yazı konusu, lakin ne yüreğim, ne de sinirlerim dayanamayacak. Sizlerin de aynı duygu ve düşüncelere sahip olduğunuzdan da hiç şüphem yok doğrusu.


O nedenle kısa kısa değineceğim. Gerçi çok yazılıp çizildi, ama olsun, yazmazsam çatlayacağım, Sait Faik’in “yazmasam deliririm” dediği gibi aynen.


Kabataslak hesaplıyorum ve gözlerime inanamıyorum; şu bayraklara, birinci hamur, sayfalar dolusu, dergi boyutunda broşürlere, sabahın kör şafağından akşamın alaca karanlığına, günde kırk kere aynı sokaklardan geçerek avaz avaz gezinip komik komik bağrışan arabaların boyasına, benzinine, sürücüsüne harcanan paraların ulaştığı miktara. Üstelik ekonomik krizin felaket boyutlara ulaştığı, pek çok insanın evine ekmek, bebeğine süt dahi alamadığı, işsizliğin haddi aştığı bu günlerde ayıp, çok ayıp ve de günah, hem de çok günah, israf haram çünkü dinimizde. Onca parayla neler yapılmazdı ki bu ülkede, kaç yara kapanmazdı ki?


Sabahın körü, ısrarla çalan telefonun sesiyle uyanıyorum, telaşlanıyorum kötü bir haber mi, niye bu denli ısrarlı çalış? Ses kaydı: Kadın gününüz kutlu olsun diye, kadının adı varmış gibi zihniyetlerinde! Ardından da kadınlar evlerinde otursaydı, işsizlik olmazdı diyerek. Ve bilmiyor, ya da bilmezden geliyor o günün ne anlam taşıdığını, yine bilemiyor, tuzu kuru çünkü, kadın erkek çalışıldığı halde yetmediğini kazançlarının, iş bulmuş, ya da çıkartılmamış olsalar bile, yakalarının hiçbir zaman bir araya gelemediğini! Kadına verdikleri değer, bakış açıları ortadayken kadın günü kutlamanın inandırıcılıktan çok uzak ve adeta dalga geçmek olduğunun da farkında değil ve de inanılır mı sanıyorlar ki?


Haberleri izliyorum, Çanakkale’de şehitlerimizin kemikleri ortalıkta. Şehitliklerde analar ağlıyor, eskiden “Oğlumun kanı helal olsun, vatan sağ olsun” derken, bu gün “Haram olsun” diye bağırıyor. Babalar her zaman olduğu gibi taş basıyor bağrına, içine akıtıyor gözyaşını ve “Gururum engel yıkılmaya, o tutuyor ayakta, ama dayanamıyorum, 26 yaşındaydı oğlum, yılardır yatıyor bu toprak altında.” Kimi de diyor ki: Oğlumun doğum günüydü, 20 yaşındaydı daha.” Yürek dayanır gibi değil, neredeyse her gece olduğu gibi yine ağlıyorum hıçkıra hıçkıra. Hırs doluyorum, kin doluyorum, kahroluyorum, duyarsızlıklara, neme lazımcılıklara, pervasızlıklara, kendi derdine, küpünün, koltuğunun derdine düşmüşlere lanet ediyorum!


Ah diyorum içimden, ah ses kaydıyla ulaşmayacaktın ki bana; erkeksen yüzüme söyle, kendin söyle, “Çanakkale zaferiniz kutlu olsun” diye tam da şehitlerin kemiklerinin ayakaltında dolaştığı görüntülerin verilmekte oldu an televizyonda. Küfürden beter geliyor bana, yedi sülaleme küfür, ana avrat küfür geliyor. “Benim neyimi kutluyorsun sen, beni niye kutluyorsun içim yanıp ağladığım anda üstelik. Git o hak edenleri, o zaferi kazanmışları, bu uğurda can vermişleri kutla, git onlardan af dile, sizin canınız pahasına kurtardığınız toprakları harıl harıl satıyoruz de yüreğin varsa. Git, yıllardır sahip çıkmadığın o fevkalade insanların kemiklerine bari sahip çık da, yakışır kabirlerle ilet teşekkürünü onlara. Seçim öncesi beni değil onları kutla diye avaz avaz sayhalıyorum bu defa içim taşarak, ama her zaman, her sesi olduğu gibi duymuyorsun yine!


Ardından, birilerinin görüntüleri yine televizyonda, avucunda 3-5 lirayla, kirasını ödeyemeyenler, borcu temerrüt faizleriyle binleri aşanlar, işten çıkartılanlar, iş bulamayanlar, dolmuş parası olmayışıyla iş aramaya bile gidemeyenler, soygunlar, yine ve yeni şehit haberleri, ağlaşan emekliler, sağlık katkı payları, ilaç zamları…


Dalga geçiyor adeta telefondaki teyp kaydı ertesi gün, bir sonraki gün, birkaç gün sonra yine. Falanca yerde başbakan, falanca yerde başkan adayı vs halka seslenecek diye davet ediyor telefonla, ya da cep telefonuma mesajla, bu güne dek akıllarına bile gelmediğimiz halde!


Dakika başı geçen propaganda araçlarından beynim şişti, dalga geçiyor her biri ayrı şarkı, ayrı söylemle. Biri “Bir şey yapmalı”diyor avaz avaz. Her gördüğümde ben de bağırıyorum yine avaz avaz: E yap kardeşim, tutan mı var seni, yıllardır milletin de özlediği bu, beklediği bu zaten senden, yap diye bekledi, yap, bir şeyler yap, bir şey yap önce, kendinden başlayarak, yap hadi, hâlâ yapmalı diye dolanıyorsan, bilemiyorsan ne yapacağını, beceremiyorsan ben ne diye oy vereyim ki sana?!. Bir diğeri, “Daha yapacaklarımız var” diyor. Eyvah ki ne eyvah, bu yaptıklarınız yetmedi de daha varsa yapacağınız, yanmışız ki ne yanmak, hele sana zaten oy moy yok, “ak günlere” diyor ardından da. Akı buysa, Allah karasından korusun! “Harekete geç” diyor diğeri; sen hele bir geç harekete, yap bir şeyler, yap görelim, ondan sonra iste harekete geçmemi. Öteki hâlâ bal petekle dolaşıyor, diğerleri son günlerde bir iki göründü cılız bir sesle anlamadım bile ne dediklerini.


Millet biliyor kardeşim kimin ne olduğunu da, ne yaptığını, neler yapacağını da, hepinizi çok iyi tanıyor bu millet, ciğerinizi biliyor artık, kime oy vereceğini de…


Onursuzlar mı, satılıklar mı, hani o bir torba kömüre, üç beş kuruşa, beyaz eşyaya ya da kalemini satanlar mı, ihalelerle, büyük rüşvetler, sus paylarıyla, ortaklıklarla satın alınan, çıkarına ormanlar yakılan, gecekondular yıkılan, vergileri düşürülen, babasının çifliği gibi devlet arazisine ev yapıp af bekleyen onursuzlar mı, onların oyu nereye o da malumumuz!


Ve de ben, bunca seçim öncesi görmüş biri olarak hiç böylesi üslup, böylesi mahallevari ağız ve böylesi çirkinlik görmedim. Hakaretler, aşağılamalar, iftiralar, sahtekârlıklar, kırk yıl düşünülse akla gelmez düzenbazlık ve oyunlar, rüşvetler!.. İnsanın aklına gelmez mi bu sokak kavgasından beter tavırlar sergileyen, saygısız, ağzı bozuk adamlar mı bizi yönetecek, bunlar mı sahip çıkacak sorunlara, bunlar mı getirecek gerekli hizmetleri?


Bağırmayın avaz avaz sokaklarda dalga geçer gibi milletle, görmezden gelerek onca sorunu, onca gerçeği, ülkenin, milletin tek derdi hanginizin hangi koltuğa oturacağıymış gibi!


YETER, YETER SUSUN ARTIK!!!

SUSUN DA BİR DÜŞÜNÜN!!!

DÜŞÜNÜN VE UTANIN ARTIK!!!

VE YAPIN ARTIK YAPILMASI GEREKENLERİ!!!

YAPIN!!!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 290
Toplam yorum
: 291
Toplam mesaj
: 41
Ort. okunma sayısı
: 549
Kayıt tarihi
: 11.03.08
 
 

İlk ve orta öğrenimimi Gölcük/ Kocaeli, lise ve üniversite öğrenimimi Ankarada gördüm. İlk okuldan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster