​ Şeytanla "günah" pazarlığı / Psikoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ocak '07

 
Kategori
Psikoloji
 

Şeytanla "günah" pazarlığı

Şeytanla "günah" pazarlığı
 

Parçalı bulutlu bir güne uyanış bende ki. Şehrin üstünü sisler kaplamış, koyu, karanlık sisler. Ben diğerleri gibi güne uyanmıyorum. Gece yaşayıp gündüzleri uyuyorum, vampir misali. Parçalı bulutlu bir geceye uyanış aslında bende ki.

Sanki yapacak hiçbir şeyim yok gibi, sakin sakin üstümü değiştiriyorum. Dışarıda git gide kalabalıklaşan sokaklara inat, ben sakinim. Nasılsa gece uzun diyorum kendime, nasılsa işlenecek çok “günah” var. Nasılsa dışarıda beni bekliyor “mini etekli günahlar”.

Son hamle anahtarımı alıyorum. Kapımı kilitlemeye ihtiyaç yok, çalınmaya değer bir eşyaya sahip değilim, her evden çıkışımda kendimi avutuyorum. Kimsesiz gibi duran gözlere bakmak için sakin bir şekilde “inimi” terk ediyorum. Bu gece işlenecek o kadar çok “günah” var ki. Her bir günahı özenle işlemek istiyorum. Sanki bir hattat gibi sabırla, ömrüm yettiğince.

Yüreğim yine evde kaldı, acaba unutuyor muyum yoksa ben mi bırakıyorum çıkarken, düşünmüyorum bile. Cevabını bildiğim soruları kendime sormak gibi bir alışkanlığım yok.

Bir bar köşesine çekiliyorum, selam veren dostlar var, bazıları selam vermeye bile değmez gayet iyi biliyorum. Tek başıma masama geçiyorum, gelen garsona her zamankinden diyorum, anlıyor, beş şekerli biram geliyor. Yudumlarım git gide sıklaşıp büyüyor, bıyıklarım köpük köpük oluyor aldırmıyorum. Bardaklar değişiyor, içeri girip çıkanlar, selam verenler. Zaman değişiyor, saat ilerliyor.

Aynada kendimi incelemeye başlıyorum. Deri mont, kot pantolon, inimden çıktım dedim ya boşa değil mağara adamı gibi sakallar.

“Günahların” sayısı artışa geçiyor. Birisi benimle ilgilendiğini belli edercesine kadehinden bana bakarak bir yudum alıyor. Bu günahta iş yok deyip kendime, bir sigara yakıyorum, bana daha büyükleri gerek. Başka bir tanesi, başka bir köşeden göz kırpıyor, “günah” bu sefer çekici, ilgimi çekiyor. Masama davet ediyorum, kırmıyor, geliyor. Biraz sohbet, “günahın” düşünceleri geceyi harcadığıma deymez diyorum. Lavaboya gitmek için müsaade istiyorum, hesabı ödeyip kaçıyorum.

Dışarıda gün doğmakta, içki içerken vakit nasılda hızla geçiyor. Hele de saati olmayanlar, anlamıyorlar bile bazen, bazen anlatamıyorlar bile. Kulağıma bir ses çalınıyor, daveti reddedemiyorum. Bir markete girip birkaç bira alıyorum, bir paket de sigara. Evimin yolunu tutuyorum. Bu gece bana şeytandan hayır yok, günahları işe yaramaz çıkıyor. Anlaşılan “anlaşmamızı” yenilememiz gerekecek.

İnime geliyorum, kapıyı açıp, ceketimi yatağın üstüne atıyorum. Güzel bir müzik açıp çekmeceden kalbimi çıkartıyorum. O da şaşırıyor nasıl oldu da geldim diye. “Çağıran sendin” diyorum karşılıklı içmeye başlıyoruz.

“Anlaşmamız” basitti. Şeytan yüreğimi duymamı engelleyecek “günahlar” yollayacaktı bana, bende dünyayı sallamayacaktım. Bu gece anlaşmayı bozdun diyorum karşıma geçince ve sabaha karşı uykuya dalıyorum.

 
Toplam blog
: 28
: 637
Kayıt tarihi
: 26.01.07
 
 

Adana'da lise öğrencisiyim, yazılarımı amatör olarak canım istediği günlerde yazıyorum. Genelde habe..