​ Sezeryan mı, normal doğum mu? / Hamilelik Öncesi / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ekim '11

 
Kategori
Hamilelik Öncesi
 

Sezeryan mı, normal doğum mu?

Sezeryan mı, normal doğum mu?
 

Yine dünya birincisiyiz....


Gözümüz aydın ! Bir Dünya birinciliği daha elde etmişiz!

Dün sabah bir televizyon kanalında yayınlanan haber programında “Sezeryan mı? Normal doğum mu?” başlığı altında sezeryanla doğumda” dünya birincisi olduğumuz resmi istatistikler ile yayınlandı.

Dikkati çekilen bir başka konu da devletin sezeryana normal doğumdan daha çok ödeme yaptığıydı. Verilen  bilgiye göre normal doğumdan iki kat daha fazla devletin kasasından  para çıkmış.

Sezeryan  oranının  bu kadar yüksek olmasının bir çok sebebi var. Aslında bunların her biri başlı başına incelenmesi gereken konular. Araştırdığımızda anneyi sezeryan ile doğum sürecine ikna eden duygu ve düşünce kalıplarının şunlar olduğunu görüyoruz:

*Sebeplerinin başında doğumun bir hastalık olarak görülmesi ve değerlendirilmesi geliyor. Hastalık olarak görüldüğü için anne doktor ve hastaneye yönlendiriliyor.  Doğum evlerinin ya da hastanelerin ayrı bir doğum servislerinin olmaması, doğumun gerçek doğasının bilinmemesi ve anneye aktarılamaması yüzünden sezeryan ile doğum sayısında büyük artış görülüyor.

*Doğumun doğal işleyiş süreci uzun bir zamana yayılmıştır. Bu sürecin birebir takibini doğum eğitimini alan ebeler yapmalıdır. Doktorun o kadar geniş zamanı yoktur. Günümüzde ebeler servislerde sekreter olarak, servis hemşireleri olarak çalıştırılmaktadır. Ebelik fakültelerinde doğum öncesinde, sırasında ve sonrasında anneye ve bebeye vereceği desteğin akademik eğitimleri verilmektedir. Bu akademik lisans programlarının amacı doğum sırasında anne adayının ihtiyacı olan bilimsel desteğin mezun olan ebeler tarafından sağlanmasıdır. Doğum fenomenine gereken sadakati göstermeyerek ebeleri doğum takibine ve doğuma yönlendirmedikçe sezaryen oranları düşmeyecektir.

* Modern Hastane anlayışında hastaların doğru takip edilebilmesi için standartlar olması gerekiyor. Doğum standartize edilemez ancak sezeryan uygulaması standartlara uyan teknik bir ameliyattır.

* Doğumun algılanışının ve dilinin değişmesi gereklidir. Anne hastanenin kapısında hemen “Hastamız geldi.” diye karşılanıyor. Aslında anne adayı kadın hayatının en sağlıklı zamanını yaşıyor, çünkü doğum yapıyor, bir başka sağlıklı canlının doğmasına bedeni yardım ediyor. Anneye dolaylıda olsa karşılama esnasında başlayan psikolojik bir baskı yapılmış oluyor. Oluşan korkular anneden çocuğa geçip kişilik gelişmesini etkiliyor.

* Hastanelerde doktorların verdiği eğitimler patolojiye dayalı ve korkutucu olması, doğuma hazırlık eğitimlerinin sezeryana yönlendirici olması, doğru bilgiyle normal doğuma hazırlayıcı olmaması nedeniyle eğitimden çıkan anne ile baba sezeryana ikna olmuş bir hale kolaylıkla gelebiliyor.

*Doğumun gerçek fizyolojisini bilmeyen ekiplerle anne karşı karşıya kaldığında “şiddete” maruz kalıyor. Doğum annenin doğumu, sessiz, bilimli, bilinçli ve onun istediği gibi olması gerekirken  ekibin “işi” olarak  görüldüğünde  kadına – çocuğa şiddet  doğumhanelerde başlıyor. Şiddet stresi, stres sezeryanı doğuruyor.

*“Mal praktis” yasasının yeniden değerlendirliğ, düzeltilmesi gerekiyor. Yasa taslağı doktoru

“Niye öngörüp sezeryan yapmadın?” diye suçlayabilirken “Neden yaptın diye “ sorgulamıyor.

*Sezeryan oranlarının yapılan istatistiklere göre az gelişmiş ülkelerde yüksek olduğu saptanmış. Buna göre tüketime dayalı sosyo-ekonomik sistemlerin anne–çocuk sağlığı üzerinden rant elde etmeye endeksli olduğunu görmeliyiz. Sezeryan pahalıdır, doğum ucuzdur, kolaydır.

* Televizyon, gazete gibi iletişim araçlarında korkuya endeksli, yanlış doğum bilgilerinin verilmesi, sezaryen doğumun  gerçek bir patoloji olduğunda kurtarma ameliyatı olduğunu  değil de  seçilebilen bir doğum biçimi olduğunun vurgulanması, özendirilmesi sezeryan oranlarının çoğalmasına neden olmaktadır.

 Doğada %85 patoloji yok. Doğumda da %85 patoloji yok. Doğumun bu doğal oranını bizler yanlış ve eksik bilgilerle bozuyoruz. Sezeryan  acil bir kurtarma amaliyatı olduğundan, keyfi olarak ve etik olmayan uygulamalarda travmatik bir yöntem haline gelmektedir. Sezeryanın gelecek yüzyılda  travmatik bir toplum  oluşmasındaki rolü tartışılmaz olacaktır. Çünkü doğası bozulan doğum fenomeni gelecek nesillerin zihinsel ve ruhsal dinamiğini de bozacaktır. Bu gidişle dünyada sezeryanda birinci olmaktan öte başka istemediğimiz birinciliklerimizde olacaktır. Bunları görmemiz ve bilinçlenmemiz gerekmektedir.

www.hamileokulu.com

Hamile Okulu
Doğum Koçluğı
Ücretsiz Anne-Bebek Eğitimi
Etkinlikler

 
Toplam blog
: 5
: 379
Kayıt tarihi
: 30.09.11
 
 

1955 yılında, Ankara´da doğdum. İstanbul'da büyürken öğrenimimi 1974´te Cerrahpaşa Tıp Fakültesi,..