- Kategori
- Güncel
Sıcak, havalar çok sıcak!..

NEDE OLSA RÜZGARIN GÜLÜ!..
Ülkemizin siyaset gündemi referandum nedeniyle bu günlerde çok sıcak. Herkes birbirinin altını oymaya(!) çalışıyor.
Aynen siyaset ortamında olduğu gibi, insanlarımızın ağzından alev gibi çıkan “sıcak, çok sıcak” sözleri hiç eksilmiyor..
Evet, bu günlerde bizim buralar alev alev yanıyor. Bu sıcaklarla baş etmenin iki yolu var. Birincisi; yüksek yaylalara çıkmak, İkincisi; yüksek butonlu klima kullanmak.
İkinci çözüm öncelikle cüzdanı da yakından ilgilendiriyor. Bir de benim gibi kapalı yeri sevmeyenler için adeta işkence gibi…
Ülkemizin her yanı sıcak, ancak Antalya bir başka sıcak bu günlerde… Eskiden meltem rüzgarına alışan bizler, bu günlerde esen ve bizim buralarda “Yalım” denilen rüzgar ortalığı yakıp kavuruyor.
Aşırı sıcaklar nedeniyle ölümlerin baş gösterdiği şehrimizde, hastaneler sıcak çarpması ile dolup taşıyor. Sıcaklardan etkilenen vatandaşlar çoluk çocuk denize koşuyorlar. Orada da fazla kalabalık ve güneşin altında denize girmek insanlarımızı etkiliyor.
Bu insanlar ne yapacak?
Antalya’da faaliyet gösteren ve sadece turistler ile yerli zenginlere hitap eden çok yıldızlı otellerimiz, bu aşırı sıcaklardan müşterilerini korumak için bir çare bulmuşlar. Havuzlarına buz atarak, havuz su sıcaklığını aşağıya çekiyorlarmış.
Ya o imkanı olmayan, evinde bırakın klimayı, ortamı serinletecek bir vantilatörü bile olmayanlar ne yapsın?
Böylesine sıcak bir günde mecburi yolculuk için arabamla yola çıktım. Yolun kenarındaki kurumuş otları temizleyen ve işsizliğe çözüm olarak halka sunulan yeni iş sahasında çalışanları gördüm. Yolun kenarına durarak onlarla sohbet etme imkanım oldu. Her birinin yüzü, elleri, açıkta kalan tüm tenleri simsiyah olmuş, biraz olsun içip başlarına döktükleri buzlu sularda ateşlerini düşürmeye ve sıcak güneşle birlikte esen yalım rüzgarın sıcağına çözüm olmadığı her halinden anlaşılıyor. Ya üç paraya çalışan bu garibanlar ne yapsın?
Evet, bu aşırı sıcaklarda güneş altında çalışan veya evinin (gecekondusunun) bahçesinde oturan, ancak serinlemek için bir vantilatörü bile olmayan bu insanlarımız nasıl serinleyecek?
Aklıma şöyle bir soru gelmiyor da değil hani! Bu sıcak havalarda, halk 12 eylülde vereceği oyun rengine göre serinleyebilir mi?(!)
Mesela; “Hayırda hayır var” dese, bu cehennem sıcaklığı devam eder mi? Veya Sivil diktaya “Evet” dese çok yıldızlı otellerin havuzlarına girmiş gibi olur mu?(!)
Yada AKP Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç’ın kayınbabası, devlet tarafından resmi göreve atanan ve kendisini yeni Şeyhülislam olarak lanse eden Ali Yüksel’in bu konudaki görüşlerine, fetvasına mı başvursak?
Yok yok biz en iyisi, Bitlis'in Hizan ilçesine bağlı Nurs köyünde yaptırılan ''Bediüzzaman Külliyesi'' hizmete açan Bitlis Valisi Nurettin Yılmaz veya Hizan Kaymakamı Mustafa Adil Tekeli’ye soralım. Halk bu külliye’ye gelirse serinler mi?
Biz, insanlarımıza bu sıcaklardan kurtulmaları için, Karadeniz'in altında bulunan ve dünyanın tek aktif sualtı nehrinde serinlemelerini önerelim. Bakın bu nehir; dünyadakilerin tersi yönünde akıyormuş. Ve İstanbul Boğazı'nın altından Karadeniz'e doğru akarak denizin altını serinletiyormuş! Hele hele debisi ve genişliği dudak uçuklatan cinstenmiş. Genişliği yer yer 800 metreye ulaşabiliyormuş. Ayrıca nehrin üzerinde şelaleler bile varmış.
Sıcak, çok sıcak…
Bu sıcak altında üç paraya gün boyu çalışanların oylarına talip olanlar, bu halkı ne zaman göreceksiniz? Halkı üç-beş çuval kömür, birkaç kilo makarna ve bulgura kandırıp oylarını alanlar, bu sıcaklara nasıl bir çözümünüz var?
12 Eylülde “Evet” desinler, o zamana kadar hava serinler mi diyorsunuz?
İyide o zaman hava zaten serin olacak, niye “Evet” desinler ki?
Her zaman “Hayırda hayır var”dır!..