Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Şubat '12

 
Kategori
Kitap
 

Sıcak külleri kaldı / Oya Baydar

Sıcak külleri kaldı / Oya Baydar
 

“Siyaset’in tek limanı AHLAKTIR” anlayışını ilke edinenlerdenim ben. Siyaseti kariyeristik bakış açısıyla algılayıp, salt kendi menfaat ve çıkarları uğruna harcayanlara da karşıyım her daim. Sosyalizmin ütopya, diktatörlüğün facia ve demokrasinin en akılcı yol olduğunu kabul ederim.

Oya Baydar’ın romanının ana kahramanı Ülkü sıkı bir sosyalist olarak çıkıyor karşımıza“Sıcak Külleri Kaldı” adlı kitabında.

Fransa’da bir gazetenin dış haber sorumlusu olarak çalıştığı bir dönemde ceset teşhis etmesi için gittiği morg’da başlıyor roman. Cesedini teşhis ettiği kişi (Arın Murat) Türkiye Cumhuriyeti’nin çeşitli bakanlıklarında görev yapmış bir bürokrat ve Ülkü’nün de yollarının her ne kadar ayrı, görüşlerinin farklı ve ekonomik durumlarının arasında uçurum olsa da bir türlü kopamadığı biricik eski sevgilisi…

Üç beş yıl önce de oğlu Ulaş’ın cesedini teşhis etmek için Türkiye’ye gelmişti Ülkü, uzunca yıllar sonra. Uzunca yıllar Türkiye’den uzak kalmıştı çünkü dönemin siyasi özellikleri ve sahip olduğu siyasi tutumu dolayısı ile sınırdışına kaçmak zorunda kalmıştı. İşte o yılları konu olan bir yakın tarih romanı Sıcak Külleri Kaldı, 1970 – 2000 arası dönemi konu alan, herkesin canının yandığı döneme parmak basan.

İşçi ayaklanmalarının bir yandan cesaretlendirilip diğer yandan etkisizleştirildiği, Bir Mayıs’ların kimi zaman meydanlarda coşkuyla kutlanıp kimi zaman silahlı müdahale haline geldiği yıllar. Kimin haklı kimin haksız olduğunu düşünmeden aslında halkımızın hep taraf olduğunu fark ettim. Ya sağ ya da solcu olacaktın! Ortada durulamayan, konuşulamayan bir dönem.

Kimi zaman fazlaca sosyalizm, devrim, Maksizm, Lenin felsefesi koksa da hatta ve hatta taraflı yazıldığını düşünsem de akıcı ve okunası bir roman.

Kariyeristik bakış açıları ve örgüt/parti … içinde yükselme kaygıları… İşte tam da bu belki de yürek burkan. Kendi yükselmeleri uğruna ardındakileri harcayan zihniyetler hem de her iki tarfata da hem sağda hem de solda. Özeleştirel bakış açısıyla geçmişini sorgulayan Arın Murat, Ülkü, Cem, Erim, Mehmet İliş ve Ömer Hocanın etrafında anlattığı dönemi yaşatan bir kitap.

Kitabın arka kapak tanıtım yazısı ise şöyle;

Sıcak Külleri Kaldı, 'siyasal roman' tartışmalarının orta yerine düşen ve noktayı koyan bir roman. Polisiye roman sürükleyiciliğinde, belgesel ilginçliğinde, şiir tadında, gerçek bir roman. Dünyanın ve Türkiye'nin son kırk yılının fonunda; İstanbul'dan Moskova'ya, Paris'ten Ankara'ya, Anadolu'dan dünyaya açılan bir coğrafyada; elçilik rezidanslarından işkence odalarına, morglardan eski bahçelere, üzüm bağlarına, üniversitelerden fabrikalara, gecekondulardan konaklara, yalılara uzanan bir ortamda; devletin üst kademelerinden, siyasetçilerden, diplomatlardan, sermaye kesiminden, gizli servislerden, işçilerden, sendikacılardan, örgüt liderlerinden, gazetecilerden, militan gençlerden kahramanlarıyla Oya Baydar, bu çok boyutlu romanında tutkuyu, aşkı, gücü ve güçsüzlüğü, devleti ve iktidarı tartışıyor. Yakın tarihimizin en sıcak yıllarının ekseninde, gerçek olayları, yaşanmış acıları, kayıpları, daha belleklerde tazeyken, izleri silinmemişken, derine inerek, ustalıklı anlatımıyla kurgusuna katıyor, paylaşıyor. Sıcak Külleri Kaldı, kırk yılın yangınlarının, sevgilerde, dostluklarda, aşklarda, tutkularda, inançlarda, devrimlerde tutuşturduğu ateşlerin arta kalan sıcak küllerinin romanı. 'Siyasal', ama 'Roman'.
(Arka Kapak)

Sıcak Külleri Kaldı, Türkiye'nin son kırk yılının siyasal, toplumsal panoraması. Genel ve yüzeysel bir yargı ama okduğunuzda geçmişin karabasanını, kuşakların siyaset serüvenini, suçlamadan ve övmeden, edebiyatın sıcaklığı düşüncenin soğukkanlılığıyla irdeliyor. Kuşağını seviyor, eleştirirken de, hatalarını sergilerken de. Böyle olabilirdi ancak dedirtiyor bize.

Geniş bir coğrafyada (İstanbul, Moskova, Paris, Ankara) değişik katmanlardan insanların, örgüt çatısı, aynı inanç gücü içinde birleşmelerinin bile karşıtlıkları, uyuşmazlıkları barındırabileceğini anlatırken, bu tür romanlardaki güdümlülük tehlikesini de bertaraf ediyor.

Bir kuşağın romanı... Hayır, Türkiye'de yaşayan bütün kuşakların romanı. Belki fatura bir kuşağa, iki kuşağa çıkarıldı ama uzaktan, yakından, belli bir mesafeden hepimiz bunu ödedik. Kimimiz eylemimizle, kimimiz hüznümüzle, kimimiz de kaybettiklerimizle. Ölümlerle.
(Aşkı ve İktidarı Tartışan Roman, Doğan Hızlan, Hürriyet Cumartesi Eki, 03.02.2001)

Roman, 2000 yılındaOrhan Kemal Roman Ödülü kazanmış ve hak etmiş de…  

Pınar SEVİM

28.02.2012

Buca / İZMİR

 
Toplam blog
: 65
: 1800
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

Biricik Sudelina'sının annesi, kitaplar ülkesinin sarışın prensesi, kocasının bir tanesi, İzmir/K..