- Kategori
- Deneme
Sıfır noktası
Var olmanın ezici gücünü ben kendi adıma, bu son zamanlarda cinsiyet ayrımcılığında yoğun yaşıyorum. İnciniyorum. Hele ki bunu hiç beklemediğim bir sohbette, beklemediğim kişiler tarafından sergilenen bir tavır olarak görmek; inanç, sevgi, güven kaybına uğratıyor beni.
Bir sektörde çalışan bir erkek arkadaşımın istifası ile sonuçlanan bir seçimini; o sektörde çalışan kadınların belden aşağı zaaflarına bağlaması ve ardından bir bayan arkadaşımın bunu destekleyen görüşleri karşısında dondum kaldım. İş, güdülere kadar vardı. Ayrıntılarda boğulmak istemiyorum şu an, olayı tekrar tekrar kendime yaşatmak bana iyi gelmiyor.
O konuşma esnasında da söylediğim gibi güdüler tüm insanlarda aynı işler. Kadını- erkeği yoktur güdülerin. Sadece yine biz insanların onları ayrıştırmasından kaynaklanan farklı algılar söz konusudur. Kendi algımı da toplumun tüm geneline, hatta daha da ileri giderek tüm insanlığa mal edersem, işte çatışma orada başlar.
Duyguların da cinsiyeti yoktur. Yine biz insanlar onu kendi yaşanmışlıklarımızdan yola çıkarak kategorize ediyoruz. Bu da bizi iyice birbirimizden uzaklaştırıyor bana göre. Örneğin, bir kadın olarak ben “ şirret “ damgasını yemekten o kadar çok korkuyorum ki; sanki kızgınlık erkeklerin tekelinde “ erkek “ bir duygu gibi algılıyorum ve acayip kontrol altında tutmaya çalışıyorum. Bu da beni yoruyor. Ya da üzerine hareket ediyorum. Tıpkı, bahsettiğim sohbette arkadaşlarıma o gün yaptığım gibi. Sert bir şekilde arkadaşlarıma tepki verdim; “ sahtekârlığın, o… “ kadını- erkeği olmaz! “ diye bağırdım ve uzaklaştım.
Hâlbuki bırakın korkusunu, sevgisini ifade edemeyen nice erkek var. Şimdi onlar bunu ifade etmiyor diye benim bunu böyle mi kabul etmem gerekiyor. Hayır. Ben yine bir erkek evlat sahibi olarak; erkeklerin de nasıl korktuğunu ve acı çektiğini çok iyi biliyorum. Birinci elden deneyime sahibim.
İşte, bu erkek arkadaş bir ara dedi ki; “ Ben tabii ki kendi deneyimlerimden yola çıkacağım, yoksa sıfır noktasında olurum. “ Ben de çok içten bir şekilde; “ Ne güzel! Ne altta ne üstte hisseder o zaman insan kendini! “ dedim. Sessizlik oldu.
Evet; 2 kere 2=4 eder. Peki, 3+1=4 denildi mi değişen nedir elde edilen “ 4 “ için. Sıfır, bitiş noktası derken, bir doğru üzerindeki yeri için ne söylenebilir?(+) ve (-) değerlendirmelerin tam ortası, nötr bir durum. Ne alttasındır ne de üstte. Ne güzel bir ruh halidir! Hep o noktada durmak mümkün müdür acaba?
“Merak ruhun şehvetidir “ ( Thomas Hobbes)Ben de çok merak ediyorum o noktada durulur mu acaba? Neden olmasın diyorum ve bir alıntıyla noktayı koyuyorum:
“52 rakamını ikiye bölersen kaç eder? 26 mı diyorsun? Peki, 5 ve 2 demeye ne dersin? Bu da sıradan olmayan bir bakış açısı.”