- Kategori
- Şiir
Şiir dinletilerinin gereksizliği

Şiiri halka küstüren
şairler değil
çoğu tiyatro kökenli
şiir okuyucuları oldu.
Tavuğu kemikten sıyırır gibi
dişlerini gösterip
okudular şiiri
kendilerine özgü sesleri
ve nefretleri
el kol hareketleriyle desteklenmiş
yılan gibi kıvrılarak okudular
ve biletli bir gösteriye dönüştü sonunda.
Sanki şiir okumuyor
sevişiyorlardı şiirle
ve sünger gibi emdiler
çelik sözcükleri
ve sonra dışarıya kirli bir şey çıkardılar
şiir değildi artık
komik göründü
ve çok uzun süre yaptıkları için
saygıyı hakettiklerini düşündü bu zevat
ve bazı şairler de katıldı onlara
ki
o şairler şiir yazmıyordu
ama bir şekilde şairdiler…
Şiir yüksek sesle okunmayacak kadar
kişiye özeldi
insan kendisi okumalıydı
kulaktan koklanan çiçek şiirini
ve rüzgarda güneşin sarı sesiyle
başkasından dinlenecek melodilere
dramlara yer yoktu.
Hiç şairlerin kendi ağzından dinlediniz mi şiirlerini?
Öyle mütevazi okurlar ki
üzerine basmak istemedikleri
hassas bir şey sanırsınız ki
çelik gibi güçlüdür sözcükler
ve beynin içinde ışık hızını geçer.
Şairler yazsın ama bırakın
halk okusun şiirleri
ve genç çocuklar
Süreya’nın dizelerinden dinlesin
kendi sesini.