- Kategori
- Sinema
Şiir tadında bir Film

’BİR GÜZELE GÜZELLİĞİNİ HATIRLATMAK İSTERDİM AYNALARDAN ÖNCE’
ŞİİR tadını ne kadar özlemişiz, şiirsel düşünmeyi, şiirsel düşler kurmayı, şiirsel konuşmayı, doğaya şiirsel bakmayı, ilişkilerdeki şiir tadını KELEBEĞİN RÜYASI filmini izleyince hayatın şiirsel inceliklerini anımsadım bir daha, hayatı şiir gibi yaşamanın güzelliğini yaşarken, herkes böyle baksın dünyaya ister ya insan bazen, akşam sinemadan çıkarken, baharın ilk rüzgarlarının yağmur tadında yağdığı ANKARA akşamında şiir dolamak, şiir olmak ne güzeldi diye düşündüm, şair değilim ama şair olmak istedim, şair duyarlı ile yağmura dokunmak istedim, hani en şiirsel zamanlarımızda kelbekler gibi rüzgarlar geçer ya içimizden o zamanlardan bir zaman olsun istedim eve giderken.
Sinema bir görsel şölendir ya ve KELEBEĞİN RÜYASI öyle bir şölendi. Doğayı görkemli renkleriyle sunusu, izleyeni yeşilin yaz tonlaır ile mavinin sonsuz yok oluşuna götürdü şiir tadında. Bir yanda ikinci dünya savaşı Türkiye'sine tanınklık eden dönem filmi, ülkemizin anlamsız bir savaşa girmesi ve genç insanların kelebekler gibi baharlarını yaşayamadan ışıklara karışması, annelerimizin babalarımızın, kan revan kokan, barut kokan üzerine bombalar yağan bir ülkede çocukluk geçirmeleri belki de açık işsgal koşullarında yaşamaları yerine, yoksulluğun tercih edildiğini anlatan sahneler bile görsel ve sanatsal bir anlatımla sunulmuş, Yılmaz Erdoğan bir fotoğraf sanatçısı gözü ile bakmıştı her kareye. Tıpkı Nuri Bilge Ceylan filimleri gibi sanatsal bakış açısı tüm görüntülere yansımış, özellikle yakın çekimler çok etkileyici, biraz kar sahnesindeki yapaylığı hissetik ama, o kadar olacak diye düşündüm, artık güzeli özenli sanat değeri yüksek kaliteli Türk filmlerinin yapılması adına küçük hataların görülmesini engeller her zaman.
Sağlam senaryo, başarılı ve yerine oturmuş oyuncu kadrosu ve filmi daha çok şiirselleştiren, Rahman Altın film müzikleri ve güçlü oyuncular yarattığı karekterlerle müziğin tınılar, izleyenleri şairlerin şiir dünyasına taşıdı. Müzikle birlikte şairlerin, ruhlarının güzelliğine temizliğine saflığına, içtenliğine ve tutkularına aşklarına tanık olduk, şiirlerine ortak olduk, şiir perisi gibi kelebeğin kantlarından, bahar tozlaşmalarına asılarak kelbeklerin rüyalarına eşlik ettik Yüreklerimizi dağladı, maden ocaklarındaki kömür ateşi müzikle birlikte, madencilerin gözlerinin karasından, ellerinin karasından, yüzlerinin karasından, temiz yüreklerine yolculuk yaptık, yaz güneşini elimizde halkevlerindeki çağdaş sanat odalarında dolaştık, müzik iyiki varsın görsel şölene eşlik ettin sağol.
Behçet Necatigil’i bir daha andık şiirleri ile edebiyata katkılarını bir daha anımsadık, onun şiirlerindeki gibi akılcı duyarlı karekterini YILMAZ ERDOĞAN’nın usta oyunculuğu ile daha iyi kavradık, sıradan insan yaşantılarını, sokakları, yaşamları, şiir tadında anlatımına tanık olduk. Sözcükleri en aza indirgeyip yoğun anlamlar yükleyerek şiir yazmanın yalın şiirselliğinin ne kadar güzel olduğunu şiir tadında duyumsadık bir daha. VARLIK dergisini hatırladık.
Türk edebiyatında kelebek ömrü kadar kısa ömürlü olan iki şair RÜŞTÜ ONUR VE MUZAFFER TAYYİP USLU şiirlerini öğrendik, AŞK ın şiir hali ne güzel bir haldir. AŞKIN hallerinde şiir yazılası AŞKLAR ın enerjisi kendi AŞKLARIMIZA KARIŞTI.. VE İÇİMİZ İÇİMİZLE BARIŞTI bir daha...
Size açabilmeliydim içimi
Geceler yalnız size
Ve yüzüm kızarmadan
Çocukluğumun küçük aşklarını
Anlatabilmeliydim
Geceler yalnız size..
Demiş RÜŞTÜ ONUR İTİRAF şiirinde ve iyi ki açmış içini bizlere kocaman bir film olmuş emeği geçen herkese teşekkürler. Gitmediyseniz gidin, görmediyeseniz görün, ŞİİR TADINDA BİR TADIMLIK ZAMAN İÇİN. İYİ Kİ SANAT VAR İYİ Kİ SİNEMA VAR.
Bu blog Sinema sitesinde de yayınlanmaktadır