- Kategori
- Şiir
Şiirde Zaman / Zamansızlık
gündönümü
azalan ömrümüz
binek atlarla
çoğalır
karanfil kokulu
gündönümü
kalır geride
yaşanası gençliği
bilmek kolay mı
dizeleri durdurulamayan zamanı / zamansızlığı; yaşanan hüznü duyumsatıyor mu!
“binek atlar, karanfil kokulu” imge! Karanfil, sanat gerçeğinin zamana direnme tutkusunu taşıyor.
Şiirde doğru aramamak gerekir güzel, etkili olana bakılmalı. Çünkü, şiirimgelerle düşünme sanatıdır. Şiir dil sanatıdır.
Kelebek Ömrüm adlı şiirimde “kelebek ” imgesi neyi anlatıyor?
kelebek ömrüm
serin suların akşam
koyun
telli duvaklı
yaşıyor gün
mavisinde boğaz
kelebek ömrüm
böyle kal
beyaz kanatlı delice
Örnek
Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar
Bu gece yarısında iki kişi uyanık
Biri benim, biri uzayan kaldırımlar
(Necip Fazıl Kısakürek, Kaldırımlar)
Bu dizelerde ozan, betimlenen doğa ortamı içinde yoğun olarak yaşadığı yalnızlığı dile getirmektedir. Şiirde işlenen yalnızlık yazının konusu; yalnızlığın duyurduğu üzüntü, acı ise anaduygudur. Bu okura duyurulan duygudur.
Ozan, şiirde sözcükleri tek anlamlı kullanmayıp anlamsal çok değerlilikle (imge) kullanmış. Ozan, ses ve anlam çağrışımlarından yararlanma yoluna gitmiş. Böylece şiire anlam ve anlatım yönünden özgün bir yapı kazandırmış.
Şiirde, “ kara gökler, kül rengi bulutlar, evlerin bacası, yıldırımlar” sözcükleri anlamları ötesinde çok anlamlılık, değişik görüntüler içerecek biçimde kullanıldığından imge, “ kaldırımlar” ozanın yalnızlığını anlatmada aracılık yaptığı için simge özelliğindedir.
Şiirde anlam çalışması imge, anaduygu, konu öğeleri bulunup değerlendirilerek yapılır.
Çoğu kez konuyla anaduygu karıştırılmaktadır. Konu, bildiğimiz gibi üzerinde durulan, hakkında söz söylenen olay, durum, sorun vb. Kısacası her şeydir.Anaduygu, konu işlenirken okurda uyandırılmak istenen duygudur. Bu yönden konu dış öğe, anaduygu ise iç öğedir.Konu genel nitelik taşır.Anaduygu ise özel, soyut niteliktedir. Örneğin, barış bir konu; barışseverlik bir duygudur. Anaduygu ve konu sınırlandırılarak tamlama veya sözcük olarak belirtilebilir.
Şiiir emekçisi, ozan, sanat adamı, “İstanbul Beyefendisi” Sait Maden, Yeryüzü Şiiri, Şiir Tapınağıadlı başvuru yapıtlarında şiiri, “acemiliğin ustalığı” diye adlandırır.
Nuray Gökaksamaz, Şiir Tasarımı ve Süreçleriadlı yapıtında“Şair, şiire bildiklerini unutarak girmelidir.” diyor.
Bu türde emek verenler ustayım demekten kaçınırlar hep. Yine de dilimizde, dünya yazınında usta olanların varlığı şiiri öğrenmemizde bize yol gösteriyor. Böyle bir savı olmayan bir örnek şiir:
aşk kapısı
duyulur ses
açılır yürek çağrıya
mırıldanır
gönül delisi söz
aşk kapısına
dur durak bilmeden
yürür soluksuz kız
kuşatılmışlığa
yol
gün
zaman doludizgin
türkay korkmaz
Yüzyüze tanışmadığım bir dost bu şiiri şöyle değerlendirmiş blog.milliyet.com’da:
“Gönül kapısından girenler, zümrüt ovaların güzelliği ve ihtişamıyla şaşkınlığa düşerler ilkinde. Aklın ve gözün değişen kimyasıyla bakışırlar aşkın dönen pervaneliğinde. Ne güzel şiir, Sayın Korkmaz. Elinize sağlık. Selamlarımla.”
(Abbas Oğuz, 19 Ekim 2013)