- Kategori
- Futbol
Şike davası ve tahkim kurulu kararları

3 Temmuz’dan beri ülkemiz spor gündeminin bir numaralı maddesi şike davası. 1 yıla yaklaşan süreçte son gelişme Tahkim Kurulu’nun kararları. Kurulun kararlarının anlamıyla birlikte, süreci bir de farklı bir pencereden yorumlayalım.
Tahkim Kurulu’nun, PFDK kararları sonrası yapılan itirazlar neticesinde bugün açıkladığı kararlardan çıkarılması gereken anlamlar şunlardır:
- Şike ve teşvik sahaya yansımamış, eylem aşamasında kalmıştır.
- Aziz Yıldırım, şike ve teşvik eylemlerinin/girişimlerinin içerisinde yer almamıştır, masumdur.
- Şekip Mosturoğlu, İlhan Ekşioğlu, Yavuz Ağırgöl, Cemil Turan gibi isimler müsabaka sonucunu etkilemeye yönelik girişimlerde bulunmuşlardır. Ancak girişimleri eyleme dönüşmemiştir.
- İbrahim Akın, Fenerbahçe-İstanbul BŞB maçının sonucunu etkileme girişiminin eylem aşamasında kaldığı kararlaştırılmıştır.
- Serdar Kulbilge’nin müsabaka sonucunu etkilemeye yönelik sportmenliğe aykırı girişimde bulunduğu kararlaştırılmıştır.
Açıklanan kararlarda dikkat çekici noktalar ise şunlardır:
Fenerbahçe ile ilişiği bulunan yöneticilerden hiçbirisi hakkında, Fenerbahçe-İstanbul BŞB maçının sonucunu etkileme yönünde bir girişimden cezalandırılmaması, buna karşılık, İstanbul BŞB’li oyuncu İbrahim Akın’ın teşebbüste bulundu ifade edilmektedir. (İbrahim Akın’a hiçbir Fenerbahçelinin bir teklifte bulunduğu öne sürülmemekte ise, İbrahim Akın’ın kendi kendine “ben sonucu etkileyeyim” diye girişimde bulunduğunu mu anlamalıyız?)
Fenerbahçeli yöneticilerden ve Fenerbahçe SK çalışanlarından İlhan Ekşioğlu, Şekip Mosturoğlu, Cemil Turhan ve Yavuz Ağırgöl Fenerbahçe-Ankaragücü maçının sonucunu etkileme girişimi nedeniyle ceza almışlardır. Ancak bu girişimlerle ilgili hiçbir Ankaragücü futbolcusu, yöneticisi ve teknik direktörü suçlanmamaktadır. (Girişimlerin bu dörtlü tarafından kendi kendilerine yapıldığını mı anlamalıyız?)
Fenerbahçe Spor Kulübü yöneticileri Asbaşkan Şekip Mosturoğlu ve Asbaşkan İlhan Yüksel Ekşioğlu’na verilen cezalara karşılık, Fenerbahçe neden cezalandırılmamaktadır? Değişen 58.madde dolayısı ile şeklinde bu durum açıklanabilir elbette. Ancak bu maddenin değiştirilmiş olması, Türk futbolunun UEFA nezdinde cezalandırılmasının önünü kesecek midir? Hiç kimse bu konuda kesin bir açıklama yapamamaktadır.
Şike davasında gelinen süreçte sadece ve tamamen tapelerdeki konuşmalara getirilen yorumlar ile cezalandırılmaya çalışıldığı, bu bağlamda elde “maddi” delil, itiraf, tanık, görüntü, suçüstü gibi deliller olmadan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Asbaşkanları, yöneticileri ve O’nlar üzerinden de, Fenerbahçe’nin cezalandırılmaya çalışıldığı çok açıktır. Yargıtay’ın bu konudaki içtihadına rağmen, hala daha Aziz Yıldırım ve İlhan Yüksel Ekşioğlu’nun tutukluluk hallerinin devam ettirilmesi, başka türlü açıklanamaz.
Fenerbahçe’nin odağında olduğu şike davası ilk kez ortaya çıktığında, Emniyet’in “19 maçta şike yapıldığının tespit ettik” şeklindeki açıklamasının üzerinden 1 yıl dahi geçmeden, şike ve teşvike konu maçlar 4 maç ile sınırlı kalmış görünmektedir. 15 maçın neden ve ne şekilde dava dışında bırakıldığı hala soru işaretidir.
Aziz Yıldırım’ın gözaltına alınmasından saatler sonra, medyanın tapelerle ilgili yayınlara başlaması, Emniyet’in elinde çeşitli futbolcuların para sayarken görüntülerinin olduğunu iddia etmeleri, Aziz Yıldırım’ın ne ile suçlandığını haber yapabilmeleri… Tüm bunlar aslında davanın amacı ve nasıl sonuçlanmasının istendiği ile ilgili genel bir kanı oluşturmaya yeterlidir.
Şike Davasının artık sonuna gelinmektedir. Gelinen noktadan, ne Fenerbahçeliler, ne Trabzonsporlular, ne de diğer takım taraftar ve yöneticileri memnun görünmemektedir. Çünkü başta yaratılan havaya istinaden bazı takımlar farklı beklentiler içerisine sokulmuştur. Bu havanın gerçeklerle örtüşmediğinin ortaya çıkıyor olması rahatsızlık yaratmaktadır şüphesiz. Fenerbahçeliler ise 11 aydır masumiyetlerinden şüphe etmedikleri yönündeki söylemleri nedeniyle, aklanma yönündeki beklentilerinin karşılıksız kalmasından dolayı rahatsızlardır. Her ne kadar PFDK ve Tahkim Kurulu kararları Fenerbahçe Spor Kulübünü maddi bir cezaya çarptırmamış gibi görünse de, üzerine atılı suçlardan tam olarak aklanamamış olması, hala bir takım iddiaların maddi delillerle desteklenmeksizin suç eylemi var kararı alınması Fenerbahçelilerde hayal kırıklığı yaratmıştır. Fenerbahçe taraftarının çeşitli platformlarda defalarca dile getirdiği şey “Eğer suç varsa, cezasına razıyız. Yoksa da aklanmak istiyoruz.” Talebi her iki açıdan da ortada kalmıştır. Fenerbahçe ne aklanmakta, ne de tam manasıyla suçlanmaktadır. Bunun arkasında ise aşağıdaki gerekçelerden birisinin olduğu özellikle Fenerbahçe taraftarları arasında dillendirilmektedir.
- Fenerbahçe’yi tamamen aklarsak, geçtiğimiz yıl UEFA Şampiyonlar Ligi’nden haksız men ettiğimiz, kabul etmiş oluruz.
- Fenerbahçe’yi suçlu ilan edip cezalandırırsak, Türk Futbolu, Fenerbahçe’nin marka değerinden yoksun kalacağı için büyük bir maddi kayba uğrar, başta yayıncı kuruluş, sponsorlar önemli zarar görürler. Anadolu Kulüpleri mevcut borçları nedeniyle nakit akışlarını çeviremez ve kapılarına kilit vurulur.
Eğer gerçekten bu 2 sebepten birisi doğruysa, bu çok büyük bir skandaldır ve bu skandal kararın altında imzası bulunanlar, bunun sorumluğunu taşıyanlar hesabını veremezler. Ne koskoca bir camiayı şike gibi ağır bir suçla lekelemenin, ne de suçlu bir kulübü kısmen aklamanın. Her ikisi de birbirinden daha büyük skandaldır.
Bundan sonra neler olacak peki? Bunun için, Tahkim Kurulu kararları sonrasında UEFA Disiplin Kurulu’nun değerlendirmesini bekleyeceğiz. UEFA’dan gelecek değerlendirme ya Kurulun kararlarına yönelik herhangi bir müdahale gerekmediği, ya da Kurulun kararlarının UEFA’nın normlarına uygun olmaması nedeniyle düzeltilmesi yönünde olacaktır. Düzeltme talep edilirse, UEFA bununla ilgili TFF’na 15 gün süre verecek ve bekleyecektir. Bu süre sonunda eğer beklentileri karşılanırsa, herhangi bir yaptırım uygulamayacaktır. Eğer TFF, UEFA’nın taleplerine rağmen kendi iç kararlarında değişikliğe gitmez ise, UEFA çeşitli yaptırımlar uygulayabilir. Bunların en ağırı Türk Futbolunun tamamen cezalandırılması ve belirli bir süre uluslar arası müsabakalardan men edilmesi olacaktır. Ancak bu derece ağır bir kararın uygulanması pratikte pek rastlanılan bir durum değildir. Daha çok, davaya karşılan takımların münferiden cezalandırılması ve Avrupa Kupaları’ndan men edilmesi kararı çıkacak gibi durmaktadır. Her iki durum da, ülkemiz futbolu ve kulüplerimizin imajı açısından negatif bir durum oluşturacaktır. İnşallah o noktaya varmayız.