​ Türkiye'de Futbolun doğuşu ve gelişimi / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Haziran '12

 
Kategori
Futbol
 

Türkiye'de Futbolun doğuşu ve gelişimi

Türkiye'de Futbolun doğuşu ve gelişimi
 

KADIKEUY FOOTBALL CLUB


İnsanoğlu’nun futbolu icadının çok eskilere dayandığını bir önceki yazıda anlatmıştım. MÖ.3000-2500 yıllarından kalma deri topların bazılarının günümüze kadar ulaştığı bilinmektedir. Biz Türklerin ise futbolla tanışmamız, Anadolu’daki tarihimizden eskiye, Orta Asya dönemine dayanmaktadır. Orta Asya Türklerinin kız ve erkeklerin bir arada top kullanarak ve ellerini kullanmadan, sadece ayaklarıyla oynadıkları bir oyundan, Kaşgarlı Mahmud’un kitaplarında bahsedilmektedir. Tepük adı verilen bu oyunun anlatılan rivayet olunan kuralları, günümüz futbol kuralları ile paralellik göstermektedir.

Konuyla ilgili alıntı:

“Divan-Ül Lugat El-Türk” Türklerin futbol oynadıklarını yazar ve nasıl oynandığına dair bilgi verir. Türkler futbola “Tebük” derlerdi. Timurlenk devrinde kuzu derisinden yapılmış ve hava ile doldurulmuş topların el değmemek ve belirli bir sahanın dışına çıkarılmamak şartı ile ayakla oynandığı “Tarih-i Tümur” da yazılıdır.(www.ntvmsnbc.com)

“La Tartarie” adlı esere göre, Orta Asya’da Tsang’da kız ve erkeklerden kurulu karma takımların futbol maçlarını seyreden Hiutan adlı bir Çinli demiştir ki:

“Büyük mabetlerin avlularında sık sık ayak topu maçları yapılır. Topa el ile dokunulmaz. Ya ayak, başla vurulur ve rakip kaleden içeri sokmaya çalışılır. Türk kadınlarının erkekler gibi savaşçı olmalarının sebebini bu futbol maçlarında verdikleri mücadele ruhu ve azmi ile açıklamak mümkündür.”

Diğer bir Çinli Song-Wen, yine Orta Asya’da Kivişka’da yapılan Türk spor bayramlarını görmüş ve şöyle aktarmıştır:

“Mabetlere bağlı spor kulüpleri sık sık büyük bayramlar organize ederler. Aralıksız 3 gün ve 3 gece devam eden bu bayramlarda pehlivanlar güreşir, insanlar koşar, atlar koşturulur, top oynanır, oklar atılır. Bir atlas kumaş üzerine konan küçük hedefe oku nişanlayan, o ülkenin bir günlük kralı ilan olunur ve o gün için bir kralın bütün haklarını kazanır.”(www.ntvmsnbc.com)

Çin ve Türk kaynaklarında da gördüğümüz gibi yüzyıllar öncesinde oynanan ve futbola benzer nitelikler taşıyan bu spor ne yazık ki günümüze kadar getirilememiştir. Bugünkü tabiriyle modern futbol dediğimiz spor ise 19. yy ın sonlarına doğru Türkiye’ ye girmeye başlamış ve 21. yy. a damgasını vurmuştur.

Türklerin bilinen futbolla tanışması ise 19.yüzyılda gerçekleşmiştir. O dönemde Osmanlı toprağı olan Selanik’te futbolla tanışan Türkler, daha sonra bu oyunu İzmir’e, Bornova’ya taşımışlardır. Türk topraklarındaki ilk futbol kulübü ise İngilizler tarafından Smryna Football Club(İzmir Futbol Kulübü) adıyla, 1894 yılında kurulmuştur. Rumlar ise 1900 yılında Panionios adındaki kulübü kurmuşlardır.

İstanbulluların futbolla tanışması ise Moda ve Kadıköy’deki çayırlarda gerçekleşmiştir.

Ülkemizdeki kayıtlı ilk futbol maçı ise 1897 yılında İstanbul’da İzmir Karması’nı ağırlayan İstanbul Karması arasında yapılmıştır.

O dönemlerde sarayın baskıları, İngilizlerin ise Türk gençlerinin gruplaşmasını önlemeye yönelik casusluk hareketleri nedeniyle futbol Türk gençleri arasında yaygınlaşamamıştır. Bununla birlikte ilk Türk Futbol Kulübü ise, Black Stockings adıyla Reşat Danyal Bey ve Fuad Hüsnü Bey tarafından kurulmuştur. Türk kulübü olmasına karşın adının İngilizce seçilmesinin nedeni, İngiliz casuslarının dikkatini çekmemek amacı güdülmesindedir. Black Stockings oyuncuları maçlarını bugün Şükrü Saraçoğlu’nun kurulu olduğu, o dönemdeki adıyla Papazın Çayırında yapmaktaydı. İlk maçlarını ise Rumlarla 1901 yılında gerçekleştirmişlerdir.

Black Stockings’ten önce ise Kadikeuy Football Club( Kadıköy Futbol Kulübü) İngilizlerle Rumlar tarafından ortaklaşa kurulmuş, ancak kısa sürede aralarında baş gösteren anlaşmazlıklarla kulübün ömrü fazla olmamıştır. Yaşanan tartışmaların ardından Rumlar Imogene ve Elpis kulüplerini, İngilizler ise Moda Futbol Kulübünü kurmuş ve rakip olmuşladır. Söz konusu takımların katılımıyla 1903 yılında ülkemizdeki ilk lig olan İstanbul Ligi kurulmuştur.

Günümüze kadar uzanan Galatasaray Futbol Kulübü ise, 1905 yılında Mektebi Sultani(Galatasaray Lisesi) öğrencilerinden Ali Sami Yen’in önderliğinde 10 sınıf öğrencileri tarafından kurulmuştur. Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün kuruluşu 1903 yılı olsa da, o dönemlerde futbolla iştigal etmemeleri nedeniyle, Galatasaray’ın futbol mazisi daha eskiye dayanmaktadır.

Galatasaray 1905-1906 yılındaki İstanbul Ligi’ne katılmış, 2 yıl sonra ise ilk şampiyonluğunu kazanarak büyük bir başarıya imza atmıştır.(Bazı kaynaklar G.Saray’ın 1908’de ilk şampiyonluğu kazandığını aktarmakta olup, G.Saray’ın resmi kaynaklarına göre ilk şampiyonluğu 1909 yılındadır) 1907 yılında Fenerbahçe’nin, Black Stockings’in devamı olarak futbol sahnesine çıkması ve Beşiktaş’ın da 1910 yılında futbolda faaliyet göstermesiyle 100 yılı aşan ezeli rekabetin ilk adımları atılmıştır.

Ülkemize futbolun adım attığı İzmir’de ilk Türk futbol kulübü ise 1912 yılında Karşıyaka olmuştur. Ardından 1914’te Altay, 1923’te Altınordu ve 1925’te Göztepe kulüpleri kurularak İzmir’de futbolun gelişimine katkıda bulunmuşladır. Söz konusu kulüpler günümüzde de halen çok sayıda taraftarı olan ve mücadelesini sürdüren kulüpler olma başarısını göstermişlerdir. Körfezin karşı kıyılarını paylaşan Göztepe ve Karşıyaka arasındaki rekabet ise, her yıl daha da kızışarak devam etmektedir.

Türkiye’de futbol, 1923 yılında Yusuf Ziya Öniş önderliğinde Türkiye Futbol Federasyonu’nun )o zamanki adıyla Futbol Heyet-i Müttehidesi)kurulmasıyla daha büyük bir hızla yayılmaya başlamış, yurdun bir çok şehrinde gençler futbola yönelmiş ve hemen her şehirde takımlar kurulmuştur.  Türkiye’nin FIFA üyeliği de 1923 yılına rast gelmekte olup, ülkemiz FIFA’nın 26. Üye ülkesi olarak kayıtlara geçmiştir.

1959 yılında Ulusal Lig’in kurulmasına kadar birçok bölgesel lig organizasyonu gerçekleştirilmiş, bunlar arasında Milli Küme en büyük organizasyon olarak tarihteki yerini almıştır. Ayrıca Pazar Ligi, Cuma Ligi, İstanbul Ligi gibi ligler de oynandıkları dönemde ilgiyle izlenmiştir.

Ülkemizin Milli Takımı’nın ilk maçı ise, Federasyonun kurulduğu yıl, Cumhuriyetin ilanından 3 gün önce Romanya ile oynanmıştır. Taksim Stadı’ndaki mücadele 2-2 sona ermiştir. Söz konusu karşılaşmada, Türk Futbolu’nun efsanevi isimlerinden olan Zeki Rıza Sporel, frikikten ülkemizin ilk milli golüne imza atmıştır. Aynı maçta 1 gol daha kaydeden Zeki Rıza Sporel, 1915-1934 yılları arasında Fenerbahçe formasıyla 352 kayıtlı maça çıkmış ve tam 470 gole imza atarak ulaşılması güç bir başarı sergilemiştir. 9 yıl boyunca 16 kez milli formayı taşıyan Sporel, 15 gol kaydetmiştir.

Türk Futbolu’nun başlangıcı oldukça zorlu olmakla birlikte, uzun yıllar amatör bir ruhla sporcular mücadele vermişlerdir. Ülkemizin 1962 yılında UEFA’ya üye olmasından sonra, futbol daha endüstriyel bir hale bürünmüştür. Bugün Süper Lig adı altında devam eden futbolumuzun, Avrupalı rakipleri karşısında istediği sıçramayı henüz gerçekleştiremediğini söylemek herhalde abartılı bir yorum olmayacaktır. Bunun altında yatan nedenler ise bir başka yazıda…

 
Toplam blog
: 14
: 1911
Kayıt tarihi
: 14.05.12
 
 

Dünyanın 7 harikası var diyorlar. Oysa benim sadece 2 tane kızım var. Nerden çıkarıyorlar 7 taney..