- Kategori
- Deneme
Sil baştan mı?

Mümkün müdür bir sil baştan şöyle bir düşündüğümüz zaman? Neden kendisi kısa, anlamı uzun bir sözcüğü dilimize dolarız da bir türlü uygulamada zayıf kalırız? Başarısızlığımızın nedeni beceriksizliğimiz midir yoksa ‘’sil baştan’’ ne demek bilmememiz mi? Bence ikisi de ihtimal dahilindedir. Kişiden kişiye göre değişir klişesinin yapıştırılabileceği tartışmalardan birisi olabilir aslında bu da. Bir de ben irdeleyeyim, deşeyim konuyu dedim; bakalım neler çıkacak ortaya. Evdeki hesap çarşıya uymadı. Baktım roman çıkacak ortaya deneme derken, ben de beynimin frenlerine asılmak durumunda kaldım. Onun da bir bakıma ihtiyacı varmış, anladım bu arada laf aramızda. Ağzına geleni söylemek istiyor, fren falan da işe yaramıyor böyle durumlarda. Şimdiki konuyu beyin süzgecinde kısalttıkça kısalttım. Ortaya karışık bir salata oldu düşüncelerim; gayet halinden memnun ve Akdeniz yeşilliği tadında…
Sil baştan kişinin beynine format atıp, yeni bir hayata başlaması ve temiz bir sayfa açmasıdır dedi beynimdeki üçe ayrılmış nöron topluluklarından birincisi. Bunu onun teknolojik cehaletine bağladım. Bilgisayarım yerel disk d içinde kaydedilen dosyaları silinmez ki anılarını garanti altına almış birisinin! Capcanlı kalırlar ve ben hala buradayım derler. Açtığında ilk gün ki gibi oradadırlar ve sen anıların buruk tadını alırsın her birinden ayrı ayrı tekrar… O zaman bu olamaz sil baştan!
Sil baştan kişinin terapi görüp, bilmem kaç adet hap sayesinde geçmişini unutmasıdır dedi topluluk iki. Bunu onun tıbbi cehaletine verdim. Hangi hap muktedirdir ki geçmişi silmeye? Ya da, hangi terapi unutturabilir bize yaşanmışlığın o kaskatı etkilerini? Üstüne toprak atıp gömmeye çalıştığımız her anının ruhu bizi rahatsız etmeye başlar. İnadına çığlıklar atmaya başlar anılar, kafamızdaki çığlıklarla uyur uyanırız bu kez. Bu da değil demek ki sil baştan.
Sil baştan anıları bir şişeye koyup denize bırakmaktır der son topluluk. Bunu coğrafi anlamındaki cehaletine bağladım. Hiçbir deniz var mıdır ki okyanusa ulaşmasın sonu? Bir yere hareket etmesin, limanlara uğrayıp selamlamasın geçtiği yerleri… Şişelenmiş anılar da elbet takılır yabancı limanlara ve bulunur birisi tarafından eninde sonunda. Şişenin kapağı açıldığında dağılırlar dört bir yana…
Bunun adı hayat ve sil baştan dediğimiz hipotez en basitinden üç adımla yok edildi burada. Bir yerden patlak verdi her biri, başarısız oldular. Kişi anıların gittikçe artan ağırlığı altında ezilmeye başlayıp yıprandı günden güne. Öldürmeye çalıştıkça daha da güçlendi her biri, açıldı tüm sayfalar öfke rüzgarlarıyla. Hepsi açığa çıktı, bir bir ne hissettiyse kişi… Aşk, tutku, kin, günah, öfke… Bu kız bilemedi sil baştanları hiç. Başaramadı ama umudunu da kesmedi. Gün gelir de biri bulur şunun formülünü dedi içten içe.
Var mı içinizde sil baştancı olabilen?