Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mart '11

 
Kategori
Deneme
 

Umut üzerine

Umut üzerine
 

UMUT sözcüğünün literatürdeki yeri ne olursa olsun, eğer dünyada 6 milyar insan yaşıyorsa 6 milyar umut tanımı var demektir. Kimin için ne ifade ettiği bilinmez, fakat “Shawshank Redemption”filmindeki umudun anlamının beni epey bir derinden sarsması ve bazı şeyler ele alıp dillendirmem gerektiğini hatırlatması “Yazar Bunlar” serüvenimdeki ilk yazı başlığımın bu olmasına neden oldu diyebilirim. Bireysel yazılardan çok sosyal psikoloji ve farklı kültürler bazında yazan biri olarak, yaklaşık iki sene sonra anadilimde öznel bir yazı yazmak gerçekten de zor ve bir o kadar da mutlu edici benim için. Bundan sonraki yazılarımda ne gibi temalar işleyeceğimi kestirmek güç, ama ben bugünün şerefine bu yazıya kendimden bir şeyler katacağım. 

Yazının başında da değindiğim üzere “Esaretin Bedeli” olarak dilimize ender bir şekilde çok güzel ve anlamı bozulmadan çevrilmiş 1994 yapımı bir filmin bende yarattığı kasırga etkisiyle “Bu film bir-iki satır hak eder” dedim ve Twitter'a başvurdum. Yetmedi doğal olarak ve kendimi boş bir kâğıt ve kalemin önünde histerik bir şekilde başlık atarken buldum. Yazma maceralarımda bir tuhaftır benim, ona da ilerleyen günlerde ayrı bir başlık açıp değinmek gerekebilir ki, kafanızdaki “Bu kız ne yapıyor ve nasıl yapıyor” tarzındaki soruları sessiz bir şekilde cevaplayayım. Masum bir adam, ahlaki çöküntülerin dibine vurmuş bir hapishane, sıradan dostluklar ve umut üzerine yazılmış bir senaryonun bu kadar büyüleyici olması ve içinde yatan sadeliğin aslında birçok ışıltıdan daha çekici olduğu gerçeği bu filmi kült kategorisine sokmuştur. Filmin bende yarattığı çağrışımlar ve beraberinde getirdiği ilhamın etkisiyle umut kavramı üzerindeki fikirlerimi restore edip, sizlere sunmaya karar vermem aslında duraksadığım bir süreçti. Yine de çalakalem girdiğim bu işi bitirmeden çekip gitmek bana göre olmadığından ne düşündüğümü bilmek her okurun hakkıdır. 

6 milyar umudun içerisinden Orta Kuşak Kuzey Yarım Küre'de yer alan, ya hayaller ya da felaketler ülkesi olarak bilinen Türkiye adındaki bu toprakların içinde yaşayan bir kızın umudunun farklılığı sadece coğrafik midir? Umut sana ne ifade ediyor dese biri, durup bir düşünür müydüm bir an için de olsa? Dibine vurmuşlukların dünyasında hala böyle bir kavramın yaşaması rasyonalizmin her şeyine aykırı, fakat burada rasyonel düşünmekten bahseden kim? Ben zaten yıllardır umutlarım için, onları beslemek, büyütmek ve kaybetmemek için yazmıyor muyum? Neden insanlar tarafından iflah olmaz bir hayalperest olmakla suçlanıyorum? Her gün posta var mı acaba umuduyla kapıcının “Bahanur, dur kızım postan var” demesini beklemek umudun betimlenmiş hali değildir de nedir? Haberleri her açtığımda bugün-güzel-şeyler-izlesem dilekleri umudun birer yansıması mıdır peki? Umudun dört harften oluşan iki heceli bir sözcük olduğu gerçeği bizi ona başka anlamlar yüklemekten alıkoymuyor mu sanki?

Böylesine göreceli ve dinamik bir sözcüğün Türkçenin ya da herhangi bir dilin kuralları çerçevesinde belirlemek çok da mantıklı gelmedi bana. Kafamda kurduğum örneklemlerin hepsi birbirine aykırı. Umut tarif edilemez, sadece örneklendirilebilir, ki insanlar kendi anlayışları etrafında onu şekillendirebilsinler, kendi umut tanımlarını kendileri yapsınlar. Ümit Burnu bugün orada yaşayanlar için ne anlam ifade eder bilemem, ama Bartolomeu Dias için 15. yüzyılda umudun ve korkunun ta kendisiydi. Antartika'da belli topraklara umudu çağrıştıran adlar verilmesi tesadüf değildir. Peki ya filmdeki Andy karakteri? 19 yıl boşuna mı bekledi? Umutlar ve o gitmeyi düşlediği ada hayali onu ayakta tuttu. Umudu ve hayalleri kol kola yürüyüp Andy'i kurtardı. Umudunu yitirmek. Üstünde düşünmek dahi istemediğim bir konu olmakla birlikte çok sevdiğim uzaktaki dostlarımdan olan Hina için hala mümkün bir şey. Geçenlerde bloğuna yazdığı bir şiirin son iki satırını orijinalliğini bozmadan vermek istiyorum: There is gold and blood... The sun has died. Poet, What are you searching in the sunset? Tribüte niteliğinde olan şiirimi tamamen vermek yerine ben de son iki satırıyla yazımı noktalıyorum: There's still hope and dream... The sun has rised. Poet, Why are you saddened in the sunset? 

 
Toplam blog
: 22
: 1600
Kayıt tarihi
: 16.03.11
 
 

Ekolojist, hümanist, pasifist, dünya vatandaşı, gazeteci adayı. 1991 yılının ilk yarısında gezege..