- Kategori
- Psikoloji
Silik kimlik bir yazı

Gene yalnızlığım ve sigara dumanını ile perdelenmiş ne olduğu belirsiz bir gece, biraz bana benziyor, aynada ki yansımama. Kulağımda hoş bir gitar tıngırtısıyla eski bir Haramiler parçası, aklımda yazmayı düşündüğüm kelimeler uçuşuyor.
Bilgisayarım ile baş başa bir gece daha geçiriyoruz, pek bir romantik bu gece, çok ilginç şarkılar çalıyor benim için, kendisi seçiyor çalan parçaları, dokunmuyorum.
Ruh hâlimin “iki arada bir derede” olduğu bir gece. Omzumda ki şeytan ile meleği önüme koyup sohbet ettiğim bir gece. İlginç, ne düşündüğümü ben bile bilmiyorum bu gece. Parmaklarım kendiliğinden oynuyor sanki klavye karşısında, ilham perimin uğramasını bekliyorum, saçlarımı okşamasını, sizinle bir şeyler paylaşmama yardımcı olmasını bekliyorum.
Bu gün bu garip ruh hâli bana “anı defterimde ki” eski bir yüzden ödünç, hakkında ne hissettiğimi dahi tam olarak kestiremediğim bir yüzden. Durmadan içtiğim sigaralara laf söyleyen eski bir yüzden ödünç bir ruh hâli ile yazıyorum bu satırları. Yatağında güzel bir uykuya daldığını düşündüğüm tozlanmış bir anı için bu satırlar.
Yazım şu ana dek bir kimlik bulamadı kendine. Onu evine bıraktığımdan beri, ruhumun belli bir çizgi üzerinde birkaç dakikadan fazla duramadığı gibi, satırlarımda paragraftan paragrafa düşünce değiştiriyor.
Aslında bir alışkanlık değildir bende bu ruh hâli. Genelde ya hüzne “dibine kadar gömülmüş” ya da “eğlencenin tavanına” parmak uçlarım ile dokunuyor olurum. Gözlerimden ne hissettiğimi anlar çevremde ki herkes. Eve geldiğimde annemin söylediği gibi “bir garip duruyor ceketin omuzlarında hayırdır inşallah”
Sanırım bilgisayarımda benimle paralel bir çizgide bu gece. Seçtiği parçalar daldan dala konan bir kuş.
Bir mekân düşünün ki, her şey hissetmek istediğiniz şeylere zıt bir düzen alıyor. Otobüste bile yalnız kalmak istemenize inat ayakta duracak yer bulamıyorsunuz. Kalabalıktan kaçmak için varacağınız yere kilometreler kala otobüsten atıyorsunuz kendinizi. Bu güne ait çevre gözlemi. Messenger listemde selam vermeye çekinen insanlar bile yalnız kalmam için uğraşıyor sanki.
Ruhsuzum bu gece, ruhumu oturtacak bir koltuk bulamadım, ayakta bekliyor görüşmenin üstüne saatler geçmesine rağmen. Yazımda başladığı gibi bitiyor, cümleler, paragraflar arası kopukluklar diz boyu. Affedin bu kez, bu gece ne hissettiğimi kestiremiyorum, “yazımın kimliği” pek silik bu kez.