- Kategori
- Güncel
Silvio Berlusconi'ye Hediyelik Protesto

www.öztürkler.com
Hermann Hesse’nin “Kaplıca’da Bir Konuk” hikâyesinde yazar, hediyelik eşyanın ne işe yaradığını, niçin satıldığı üzerine kafa yoruyordu. Hikâyeyi okuduğum günlerde, ben de “tabii yaa, ne diye alıyoruz şu üzerinde “I love you Bodrum,” ağaç dallarından yapılan kocaman kurşun kalemlerin üzerine yakma metodu ile ismimizi yazdırıp, sigarımızın dumanını ortalığa savururken külünü de “valla sana karşı hissiyatım Bodrum’dan daha fazla Marmaris” yazılı kül tablalarını, ya da gittiğimiz yerin tarihi eserlerini, neden satın alırız, diye düşünmüştüm. Kendimce de “aaa bak oraya gittiğimde sene bilmemkaçtı, ne de güzel ya da kötü vakit geçirmiştim” deyip, nesneyi görüp, unuttuğumuz anıları canlandırmak için, o işe yaramaz ıvır zıvırları satın aldığımıza karar vermiştim. Ya da hediye getirdiğimiz kişilere kendi varlığımızı hatırlatmak olduğuna…
Geçtiğimiz günlerde bu nesnelerin başka işe de yaradığına şahit oldum, sizler gibi. Massimo Tartaglia’nın Silvio Berlusconi’ye “Duomo Di Milano’nun” maketiyle protesto amacıyla vurup, iki dişinin ve dudağının patlamasını izleyince "hııımm, bu işe de yarıyormuş demek ki!" dedim. Mr. Hesse yaşasaydı sanırım olaya farklı bi bakış açısıyla bakardı.
“Berlusconi karşıtları sokağa döküldü.
İtalya’da bir grup blogçunun girişimiyle düzenlenen gösterilerde Başbakan Silvio Berlusconi’nin görevi bırakması istendi. “No Berlusconi Day – Berlusconi’ye Hayır Günü” adıyla düzenlenen gösterilere 350 bin kişinin katıldığı belirtiliyor. Gösteri, aynı zamanda İtalya’da internet üzerinde organize edilen ilk protesto olma özelliğini taşıyor. Gösterinin organizatörlerinden Gianfranco Mascia, düzenlediği basın toplantısında, “Bu, tamamıyla internet üzerinden doğan ilk insiyatif” demiş.
Biz yine Mr. Tartaglia'nın maketli protestosuna dönelim:
Maket katedral ise tam tamına 2.750 gr ağırlığında imiş. Bi de sivri kuleleri falan hesaba kattığınızda insana “ıyyy” dedirttiriyor. Mr.Tartaglia’nın üzerinden, çarmıha gerilmiş İsa maketi ile biber gazı da çıkmış. Mr.Tartaglia hediyelik eşya dükkanlarında epey vakit geçirmiş bi İtalyan vatandaşı olarak görünüyor.
Yılbaşı arifesinde de bu maket katedralin satışları patlamış. Kapitalist düzen, kanlı Silvio bebekleri yapıp, çoktan piyasaya sürmüş bile… Silviyo Berliskaani.
Senenin son günleri gelişmiş ülke başkanları akılda kalıcı bi şekilde protesto ediliyor.
Geçen sene bu zamanlarda Irak’lı gazetecinin Mr.Bush’a attığı ayakkabı , epey bi gürültü koparmıştı.
Ki bu protesto yöntemi benim gözümde yaratıcı olmakla birlikte, yine de “ıı ıhh” dedirtmişti. Bilirsiniz; anneler çocuklarına kızdıklarında, terlikle protesto ederler. Daha ziyade de analık içgüdüsüyle terliği kaba taraflarına denk getirirler. Bu yüzden El-Zeydi’nin protesto yöntemi o kadar da farklı değildi. Fakat oldukça cesur bi hareketti. Her babayiğidin harcı olmayan bi protesto biçimiydi. Kanımca annesinden esinlenerek bu protesto yöntemini denemişti.
Benim için en saygılı, saygılı olduğu kadar yaratıcı ve en hatırda kalan protesto, 1999 krizinde Başbakanlığın kapısında, “Sayın Başbakanım al ben bi esnafım, al ben bi esnafım” diyerek yazar kasayı bammmm diye, Sn.Ecevit’in ayaklarının dibine atan ve sonrasında Sn.Ecevit’in bi an baktıktan sonra yoluna devam ettiği, protestoydu. Medya sürekli aynı görüntüyü tekrar ve tekrar, tekrar verdiğinden, o ses ve görüntü hala daha beynimin bir köşesine yerleşmiş gitmiyor. “Sayın Başbakanım al ben bi esnafım” dese biri, aklıma o ses ve protestocu geliyor.
Ondan sonraki yıllarda da krizlere karşı iyice bi piştik mi ne, akılda kalan, krizleri protesto eden de kalmadı sanırım.
Ondan öncesinde ise galiba 1998 yılı idi, Sn.Mesut Yılmaz’a trençkotlu bi kadın, Çankaya yolunda, trençkotunu açarak gayet terbiyesiz! bi protesto yöntemini denemişti. Yanlış hatırlamıyorsam, kocasını protesto ediyordu, işin ucunda az buçukta ünlü olma hevesi vardı.”İlerde herkes on beş dakika için meşhur olacak” demiş ya, Mr.Andy Warhol, onunki de o hesaptı sanki.
O günlerde bu hatunu görünce bana seksenli yılların Hülya Avşar’lı bi filmi gelmişti. Kürkünü giymiş Hülya Avşar, içine bikini giyip gelip adamın karşısında kürkü açıp, “bedenime sahip olabilirsin ama ruhuma asla” klişesini körüklüyordu. Şimdilerde bu sahneyi kocakafalarda epey işliyor. Senarist hanım mı, bey mi bilemiyorum, bu ne saçma bi şeydi böyle? Filmde Hülya Avşar da, adam tarafından satın alınan kürkü, bu şekilde protesto ederek, adama hakaret ediyordu bi nevi!
Oysa insanlar kürk giymemek çırılçıplak soyunarak protesto ediyorlar. Filmle kıyasladığınızda, acayip çapraz bi mantık!
O halde dünyadan en son protesto haberleri verelim. Filipinler’de her yıl geleneksel olarak yapılan Alpha Phi Omega öğrenci derneği tarafından yapılan “Adak Koşusu” gerçekleşmiş.
Greenpeace iklim eylemi Sidney’deki ünlü binasına tırmanmış.
Kopenhag İklim Zirvesini zaten biliyorsunuz.
Haksızlıklar devam ettikçe, o kadar çok şey var ki dünyada protesto edilecek…
İnsanlar yaşadıkça…