- Kategori
- Gündelik Yaşam
Şimdi bana neden diye sorma

Buradan bakınca iyi görünüyor. Sakin ve temiz. Yıkıyor herşeyi. Bahçedeki portakalların üzerinden, güllerin yapraklarının arasından kayıp usulca toprağa düşüyor ve gözden kayboluyor. Odadaki sessizliği bozuyor, kulağımın an be an alıştığı bir melodi gibi doluyor evime.
Ona bakıp gülümseyemiyorum bu kez. "Ben yağmuru çok severim" cümlesi anlamını kaybetti artık. Yağmur dendiğinde aklıma sıcak bir oda, pencere, bir fincan çay, hüzünlü bir müzik gelirdi. Şimdi...Şimdi yağmur çok farklı...Ölüm demek, evsiz kalmak demek, acı demek, felaket demek, korku demek...Her kelimenin anlamı nasıl da yitip gidiyor zaman içinde yaşananlarla...
Ruhun parçalanıyor elindeki tüm güzel şeyler kayıp gidiyor. Sen burada evinde odanın derin sessizliğinde oturup yağmuru izleyen sen, bir yerde kıyametler koptuğunu biliyorsun. Yağmur sesi kulaklarına feryatları dolduruyor, dışarda usul usul kendi halinde yağan yağmura bakarken bir babanın kucağındaki ölü yavrusunu görüyorsun. Her şey yitip gidiyor ve sen çaresiz elin kucağında kalakalıyorsun. Ve biliyorsun artık; çaresizlik acıların en büyüğü...
Diyorsun ki; biri için felaket olan, birinin o aptal romantizminin de nesnesi. Sen yatağında, o sıcak evinde uyuyorsun onlar sular içinde yataklarını kurtarmaya çalışıyorlar. İçinde balık tuttukları, kenarında piknik yaptıkları nehirler onları alıp kucağına ölüme götürüyor biliyorsun. Nehir bile taşıyamıyor yağmurun ağırlığını.
Kederin içine yuvarlanma kurtar kendini. Öyle mi? Kederden kurtarayım mı kendimi? Bana güzel bir şey söyle. Bana insanların ölmediğini, bunların şaka olduğunu söyle. O kağıt parçalarına basılmış, parçalanmış hayatların bir rüya olduğunu söyle. O bebeğin bahçede koşup oynadığını söyle. İnsanların aç kalmadığını, hayatın olması gerektiği gibi, insanca devam ettiğini söyle. Çamura bulanmış minik bedenler olmadığını, derelerin taşmadığını, evlerin sobaların o tatlı sıcağıyla mahmur şenlikler içinde olduğunu söyle. El kadar çocukların uyuşturucu kucağında sersem olmadığını parklarda oyunlar oynadığını söyle. Söyle...Bunların hepsi yalan de...Sen rüyadasın de...Kimse ölmüyor, kimsenin canı yanmıyor de...Diyebilir misin? Şimdi bana bu dünyanın gerçeği, hayat böyle diye diye ahkam kesme...Hele kabul et hiç deme...Kabullendiğim vakit insanlıktan çıkacağımı bil...Bunlara yüreği yanmayan adamın bu hayatta yaşamaya layık olmayacağını bil...Kendi basit saçma sapan dertlerimin çözümüne kafa yorup dünyadan sıyrılamayacağımı bil...
Bana iyi ama ne yapabilirsin deme...Bana boşuna üzülme deme...Boşuna değil bunlar...Üzülürsen belki bir şeyler yapmak içinde çare ararsın... Ben kederin içine gırtlağıma kadar battım...Ben ve bir çok insan...Hepimizin ruhu sarsıldı, onarılmaz yaralar aldı...Kendi evinin o sıcak huzuruna düşman olduk hepimiz...Kendimizden utanır olduk sıcak evlerde otururken...Şimdi bana bu keder neden diye sorma? Bu keder atmosferden aşağıya yağıyor ve ben altında duruyorum....
RESİM:Tony Reans