Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Nisan '15

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
74
 

Sinema neden önemsiz

Sinema görsel düşündürtme aracıdır. Kitapların aksine derdini görselliğin ardına saklar. Takipçisine perde arkasında gülümsemeyi sever. Görselliğini alt metinlerle dışa vurarak izleyicisine ipucular verir. Ondandır sinema dikkat isteyen bir iletişim aracıdır. Dinç bir zihin, dikkatli gözler, edilgen olmayan duygular sinemanın anlaşılmasında aranan özelliklerdir. Sinema hiçbir zaman, amaçsız bir sunum yapmaz. Sinema, her zaman dağınık ya da sistemli bir düşüncenin parçası olmuştur.
 
Sinema, özelinde aktif bir zihin arasa da, yapımcılar edilgen zihin ve duygulara hitap etmeyi daha çok ister. Çünkü sinemanın amacı etkileyip, harekete geçirmektir. Aktif bir zihin ve duygu, dayatılmak istenene karşı direnç gösterir. Var oluşa yaklaştırır. Ancak her film zihnin bir köşesinde iz bırakır. Etkilenilmediği düşünülse de farkında olmadan etkiler her zaman olur. Sinemanın sunduğu hayat anlayışı genelde kabul edilirliği kolaydır. Kendini tanımaya dair kullanılan sloganlar çarpıcı, etkileyici olsa da, bu daha çok düşünce merkezli bir tanımadır. Hayatını tarzını değiştirmeye dayalı değildir. Değiştirilmesi istenende modern anlayış içinde olması gerekliliğini hissettirir. Geleneğe, kültüre, dine bir başkaldır içeren modern birey anlayışı içinde verilen bilgilerdir. Özgür ve sınır tanımayan bir anlayışın var oluşu taşıyan kendini tanıma operasyonları karşısında genel bir kabul etme ve tabii olma durumu yaygındır.
 
Sinema, izlenmesi kolay ve keyif veren görsel bir şölendir. İzleyiciler, hayat karşısındaki yenilgilerini sinema karşısında unutmak ister ya da oradan güç almak isterler. Tabii bu öznel bir tutumdur. Ancak, sinema kültürü zayıf seyirci, filmlerdeki kodlamaların çoğu zaman ne anlama geldiğini bilmez. Yüzeysel ve basit bir yaklaşım izleyicilerin genel tavrıdır. Çok film izlemenin yaygınlaştığı ama filme dair okumaların da bir o kadar az olduğu bir sürecin içindeyiz.
 
Film okuması yapmak, bir kitap okumak ve kitap üzerine düşünmek, kitabı eleştiriye tutmak gibidir. Ondan dolayı film okuması yapmak izleyicilerin hoşlandığı bir konu değildir. İzleyici düşünmek istemez. Var olan yeterlidir. Düşünmekten kaçan bir zihne sinemanın önemini anlatmak deveye hendek atlattırmaktan daha zordur. Kendinden ve hayattan kaçan insana, sinema üzerinden düşündürtmek kolay değil.
 
Her yerde film gösterimi yapılır, sinema salonları dolup taşar, sıra film üzerine konuşmaya gelince işin rengi değişir. Bir kaçışma başlar. Beğendim, beğenmedim ile sınırlı kalan duygu ve düşüncelerin bu komik hali üzücü olsa da yapacak bir şey yoktur. İnsana kendi gerçekleriyle yüzleştiren her şey insana itici gelir, rahatsız edicidir. Kolaya kaçış, sinemanın yaratıcıların aradığı ortamdır. Sinema, uyanan kişileri değil, uyandığını sanan kişilerin peşindedir. Sinema, kişilere uyandığı hissi vererek, uyutmaya devam ettiren bir misyona sahiptir. Sinemanın başarısı da biraz buradan geliyor. İnsana aradığını bulduğunu hissi ve düşüncesi vererek, insanları istediği kalıba sokan ya da tuzağa çeken bu kadar başarılı bir proje olmasa gerek.
 
Osman Tatlı
 
osmantatli@gmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 90
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 369
Kayıt tarihi
: 02.08.14
 
 

2004 yılında İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Üniversite yılla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster