- Kategori
- Sinema
Sinema salonlarındaki mutluluk

Sinema salonları terapi gibidir bence. Ben bir sinema salonundan içeri girer girmez başka bir hayat yaşıyormuş gibi hissederim. Onun için de birileri sorduğu zaman kendimi en mutlu hissettiğim yerlerden biri de sinema salonları derim.
Gerçekten terapi gibi gelir insana o karanlık salonda o koltukta oturmak. Her şeyi unutursun bir süreliğine.
Dertlerini kapıda bırakıp girersin salona ve o film süresince hayata dair bütün kaygılarından arınmış, tüm sorunlarından kurtulmuş, hayatın saçma sapan koşuşturmacılarından uzaklaşmış, huzurlu ve değişik bir şekilde mutlu hissedersin kendini. Yalnızsındır orda ama seversin bu yalnızlığı. Perdede oynayan filmdeki kahramanları düşünürsün sadece onlar da gerçek değildir zaten. Bazen o kahramanlara üzülür bazen de onlara gülersin ama hiçbiri seninle ilgili değildir. Kendini ve kendi hayatını geride bırakmışsındır çünkü. Ama her ne olursa olsun o salondan çıkarken hafiflemiş hissedersin, içeride ağlamış ye da gülmüş olman bunu değiştirmez.
Değişik biç duygudur. Bir süre devam eder bu saydam mutluluk. Yavaş yavaş etkisini kaybeder sonra. Yeniden evine gitmek için koşuşturmacıya katılırsın ve hayat tüm sorunlarıyla tekrar yüzüne çarpar. Yeniden dertler, üzüntüler ve kafamıza taktığımız tüm saçma şeyler...
Bir dahaki seferi iple çekmeye başlarsın böylece. Yeni terapi gününü. Başka hayatlara sevinip üzüldüğün ama kendini hep çok iyi hissettiğin karanlık salonu özlersin. Güzel bir rüya görmenin verdiği hazzı veren yerdir sinema salonları. Benim için gerçekten önemli ve çok değerli...