​ Sinema ve tarih / Sinema / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mart '07

 
Kategori
Sinema
 

Sinema ve tarih

Sinema ve tarih
 

‘300’ filminin tarihsel gerçeklere uymadığı tarihçilerimiz tarafından belirtildi. Bu konu üzerinde biraz tartışalım:

Bu konu, Marc Ferro’nun ‘Sinema ve Tarih’ kitabında (Kesit Yayıncılık) tartışılır. Ferro, sosyalist realist ekolde yer alan sinema yönetmeni Eisenstein’ın ‘Potemkin Zırhlısı’nın gerçek öyküsünün filmdekine hiç benzemediğini ve bunun bir sakınca yaratmadığını belirtir. Bu makaleyi okuyalı 10 yıla yakın bir süre geçti, hala da bu tezi kabullenmiş değilim. Eğer gerçekçiler yalan söyleyecekse, post-modernistler ne yapar, bunu düşünmek gerek.

Diğer bir açıdan bakarsak:

Uzmanlar, 1700 öncesinde geçen filmlerde, o döneme ilişkin görsel malzeme eksikliği nedeniyle, herşeyiyle doğru bir film yapmanın mümkün olmadığını belirtirler.

İşin soyutlamasına geçelim:

Filmin kendisi bir soyutlamadır, yani orada birebir öyküler anlatmak zorunlu değildir; mümkündür ama zorunlu değildir. Bunu şöyle açımlayalım: Matematik de bir soyutlamadır ve derece derece ilerler. Aritmetik, bir elmadan, iki armuttan söz eder. Cebir soyutlamayı bir derece ilerletir: A sayıdaki x kümesinden (herşey olabilir bu, elma, meyve veya başka bir şey), b sayıdaki y kümesinden söz eder ve aralarında bir ilinti kurar: z = a.x + b.y. Analiz soyutlamayı bir derece daha ileri götürür ve bu fonksiyonların kapsamlarından (tümlev) ve değişim eğilimlerinden (türev) söz eder. Tarih de bir soyutlamadır: Devletlerin doğumlarından ve ölümlerinden söz ederiz. Gelişme döneminin sonunda birinci türevin sıfır olduğu yerde duralama dönemi başlar; bu yeni toprak alınmasının veya yeni savaş kazanılmasının durması demek olabilir.

Dolayısıyla, bir soyutlamalar kümesi olan tarihi, diğer bir soyutlamalar kümesi olan filme dönüştürmek, ‘transformasyon matematiği’ denilen bir alana girer. ‘İzo’da yönetmen sonsuz yıkımcı savaşçı İzo’yu bir Möbiüs Şeridi’nde gösterir. Bu geometrik uzay, sonlu ama sınırsızdır (bir halka gibi). İçinde hiçbir yere varmadan sonsuz döngüler çizersiniz. Çok basit bir düşünce ama savaşın bir yere varmadığını kolayca imler. ‘Savaş Oyunları’nda savaş oyunları oynayan bilgisayar dünyayı yok etmesin diye, ona oyunun bütün şıklarında tarafların tamamının kaybettiğini hesaplattırırlar, bilgisayar da oyunu durdurur, çünkü böyle bir oyun oyun kuramı kuralı gereği oynanmaz.

Gelelim ‘300’e:

Filmde soyutlama düzeyi düşüktür. Anasavı, 300 kişinin, diyelim 30.000 kişiyi durdurabileceği ama savaşta yok olarak, arkalarından gelecek binlerce savaşçıya yol açacağıdır. Bu mümkündür ama verimsiz bir oyun / strateji tarzıdır. Sonuçta, iç düşmanlarınız evde karınıza sarkıntılık edebilir. Atina’nın yaptığı gibi, size ihanet edebilir. Ancak anafikir doğrudur: Su testisi su yolunda, savaşçı da savaş meydanında ölür.

Filmin söylemediği tarihsel bir gerçek var: Persliler’i Spartalılar değil, Makedonyalılar yendi. Makedonyalılar da, bugün kendilerini eski veya yeni Yunanlı saymıyor, ayrı bir ülkeleri var. Batılılık konusunda ise, İstanbul'dan doğuda kalan bir kültürleri var.

Tarihçilerimiz için ise şunları söylemek gerekli:

Eski Yunan tarihi konusunda uzman tarihçimiz, bu film için düşüncesi sorulanlar arasında yoktur. Bir de, 620 yılda 295 savaş yaşamış bir devleti barışçı diye lanse eden birinin, savaş hakkında söyleyeceği bir şey olamaz.

 
Toplam blog
: 2216
: 514
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Serbest yazarım. 1960 doğumluyum. BÜ İşletme mezunuyum. ..