Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Nisan '20

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
106
 

Sinemanın Mesajı: İdeal Bir Eş

 

1895, İngiltere: İnsanların ya eş avına çıktığı, ya da onlardan saklandıkları zaman…

 

    İdeal bir eş nasıl olmalı? Herkesin aklındaki ya da hayalindeki eş farklıdır tabii ki fakat gerçekler beklentilerimiz kadar sevindirici ya da mesut edici olmaz bazen. Hayattaki şansımız mı belirler yoksa kader mi? Oscar Wilde, ideal bir eşi muhteşem bir bakış açısı ve İngiltere’nin gerçeklerini göstererek anlatmış.

  Wilde, kadınların toplumdaki yerinden çok erkeklerin ideal bir eş olarak toplumdaki yerini, iş insanı olarak yerini ve nasıl olmaları gerektiğini hem eleştirel hem de alaycı bir dille ele almıştır.

  Sir Robert, fikirlerini savunan ve kendi doğrularına göre yaşayan biridir. Tüm bu savundukları belki de ona hatalı olduğunu söylemeyen, sadece duymak istediklerini söyleyen insanların varlığından kaynaklanıyordur. Tüm bu doğruları onu gerçeklerden uzaklaştırır ve kendi dünyasını yaratmasını sağlar. Evdeki yardımcısı Phipps belki de onun doğrularının en büyük destekçisidir ya da olmak zorundadır çünkü toplumdaki yeri bunu gerektiriyordur.

Moda insanın giydiği şeydir. Demode olan başka insanların giydikleridir. Diğer insanlar oldukça kötü. Mümkün olan tek toplum insanın kendisidir. Kendini sevmek ömür boyu sürecek bir aşkın başlangıcıdır.

   Dönemler arasındaki farklara bakıldığında belki de aynı kalmayı başaran, yazılanlara inanma ve körü körüne takip etme gerçeğidir. İnsanlar gazetede okudukları her şeye çok inanmakta ve bir insanı gazetede anlatıldığı gibi tanımak, onu tanıyormuş gibi davranmak ideal olana yansımaktadır. Gerçeğe yansıyan gazetede yazılan bir paragraflık haberdir.

Ve herkesin hemfikir olduğu üzere, Londra’daki tamamen düzgün son adam. Siz oldukça çekici kişiliğinizle çok cana yakın bir insansınız ve İngiliz siyasetine dürüstlük ve doğruluk getirdiniz […] Asil bir atmosfer, daha iyi bir tutum ve yüksek idealler getirdiniz.

   Basın, doğruların fener gibi ışıldadığı ve yalanların gölgeler içinde yattığı mecra olarak adlandırılmıştır.

   Wilde, kadınların daha güçlü olduğu bir dünya yaratmıştır. Erkekler hem siyasette hem de toplumda yer edinebilmek ve ayakta kalabilmek için kadınların gücünü kullanmış ve bunu da açık bir dil ve dürüstlükle ifade etmişlerdir. Herkesin bir geçmişi vardır ve o geçmiş kapısını araladı mı gazetelerden gördüklerinin tam tersini görebilirlerdi.

Geçmişi, bugünkü itibarından daha az mükemmel olan bir adamla konuştuğumun farkındayım […] Ortak çıkarları olan insanlar, çok iyi arkadaş olurlar.

   İşler daha da ciddileştikçe, bir zamanlar skandallar neşe ve farklılık getirse de ününe leke sürecek her skandal insanı mahveder. Toplumdan dışlanmaya sebep olur, eşinin güvenini kaybedersin, sahip olduğun her şey bir bakmışsın elinden uçmuş ve geriye sadece külleri kalmış. Kısacası, herkes yaptığının bedelini ödemelidir fakat hiç kimse geçmişini satın alacak kadar zengin ya da güçlü değildir.

   Peki, ideal insan nasıl olmalıdır? İyi bir örnek göstersek bile gerçek de bunu kanıtlar nitelikte midir?

   Sahip olunan güç, özellikle diğer insanlar üzerindeki etkili güç, tüm maddi zenginliklerden daha önemlidir. Fakat o maddi zenginlik olmadan güç tek başına bir anlam ifade eder mi?

En önemlisi ise nasıl güçlü olduğundur, kişisel gücünün ne olduğu; zekân, paran, takıntıların ya da ailen, hangisi? Bilgi, güçle eşdeğer sayılabilecek tek üründür.  Kişisel elde edebileceğin ve farkını ortaya koyabileceğin tek şey, seni farklı kılacak ve diğerlerinden üstün gösterecek tek şey.

    Hayat adil değildir ve eline geçirdiği fırsatı sana karşı kullanır. Her zaman fırsat bekler. Yıllar önce yaptığın bir hata, ölürken karşına çıkabilir ya da çok önemli bir konuşma sırasında.

   Asillik ve saflığın kelime anlamını yansıttığını düşündüğünüz bir insanın aslında sahte bir hayat yaşadığını ve yüzündeki maskelerden sadece birini tanıdığınızı öğrenseniz diğer maskelerin altındaki gerçeği öğrenmek ister miydiniz? Başkalarının gözünden görülen şeylerin korkutucu olduğunu savunsanız, ideal bir eş hangisidir? Oyunu kurallarına göre oynayıp, zayıflıkları bir koz olarak gören mi yoksa muhteşemliğini yok edecek her bilginin önüne geçmek için küçülmeyi bile göze alacak bir eş mi?

Bir şeye bakmak onu görmekten oldukça farklıdır ve güzelliğini görene kadar hiçbir şey görülmemiş demektir.

  

   İyi bir siyasetçi için gerekli olan şeyler iyi karakter, iyi ahlak ve ilkelerdir peki iyi bir eş için neler söyleyebiliriz? Köklü bir aileye sahip olmak, maddi güç, sadakat? Belki de tüm bunlar iyi bir eş olmak için yeterli değildir der Wilde. Belki de başta verdiği kadınlara olan destek tamamen gösteriş içindir. Görünenin çok ötesinde bir görüntü vardır ve hiçbir şey o görüntüyü yansıtamaz.

Eğer erkekler layık oldukları kadınlarla evlenselerdi. Başımıza çok kötü şeyler gelirdi.

Siyah ve beyaz uyumu her zaman çekici ve ihtişamlı görünür ama kimin üzerinde duracağına bağlıdır.

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 57
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 252
Kayıt tarihi
: 18.07.15
 
 

1992 yılı İstanbul doğumlu. İlkokulu İstanbul'da okudu, ortaokulu ve liseyi Edirne'de bitirdi. Kara..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster