​ Sinir eden haller... / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Nisan '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Sinir eden haller...

Sinir eden haller...
 

Sokakta, evde, arabada, postanede, hastanede, lokantada, kısacası aklınıza gelen her yerde sinirlendiğimiz onlarca olayla karşılaşıyoruz. 

Görmemek, duymamak mümkün değil. Böyle olunca da stresin göbeğine balıklama dalıyoruz. Stres deyip geçmemek gerekir. 

Yeni bir şey değil stres. Kelime olarak bastırmak, baskı yapmak, germek, önem vermek, zorlamak, yüklemek anlamlarına geliyor. 

Yıllar öncesinde de değişik tanımları yapılmış; 

“Organizmanın dengesini bozan uyaranlar” ( Claude Bernard XIX.y.y. ikinci yarısı) 

“Organizmada zorlanma sonucu ortaya çıkan tepki” (Selye 1950) 

“Zararlı etkilerin yarattığı tehlike işareti” (Mandler 1976) şeklinde tanımlamalar. 

Uzun lafın kısası STRES, organizmanın ruhsal olarak zorlanması sonucu ortaya çıkan ve kişide bir takım bedensel, zihinsel, psikolojik ve davranışsal rahatsızlıklarla kendini hissettiren durumdur. 

İşte her gün karşı karşıya olduğumuz yüzlerce olumlu ya da olumsuz olay stresin kaynağı olabiliyor: Bazen televizyonda seyrettiğimiz bir dizi/film, haberler ve haberlerde kullanılan görüntüler, çocuğumuzun girdiği veya gireceği sınav, işe gidiş gelişimiz, ekonomik durumumuzla ilgili konular, sevgili ve aşk, meşk konuları vs. 

Bir arkadaşım bir konuşmamızda annesindeki rahatsızlıktan bahsediyor. Kadının yüksek tansiyonu var. Her türlü tedavi ve tedbirler normal giderken, bazı günlerde tansiyon normalin çok üzerine çıkıyor. Tesadüf sonucu bunun sebebini buluyorlar: Televizyonda o gün seyrettiği kayıp kişilerle ilgili bir program. Böyle bir şey hiç aklınıza gelir miydi? 

“Sinir eden haller” nerede diyeceksiniz… Sinir stres konusu birbiriyle ilişkili. Onun için önce stresten bahsedelim istedim. “Sinir eden haller” günlük hayatta sık karşılaştığımız durumlar. Herkesin sinir olduğu konular sanırım sayfaları doldurur. 

Ben kendime göre bir kısmını sıraladım. Bu haller beni sinir ediyor. Ya sizi? 

-Yaya geçidinde yeşilde yol hakkını kullanırken insanın üzerine üzerine gelen sürücüler... Bunların bazılar trafik kurallarını bilmediğinden(sağa dönüşlerde araçlar için yeşil yansa bile, eş zamanlı olarak yayaya geçiş veren ışıklarda geçiş önceliği yayalarındır), bazıları insanı sinir etmek için yapıyor. 

-Sigarayı içip, marifetmiş gibi izmaritini iki parmağının arasında sıkıştırarak gelişigüzel sağa sola fırlatanlar… 

-Su birikintisi olan yolda bile bile hızlı giderek su sıçratan sürücüler… 

-Cep telefonuna zil sesi olarak şarkı türkü yükleyip, etrafındakilere neredeyse şarkının tamamını dinletenler… 

-Cep telefonu ile toplu ulaşım vasıtalarında konuşurken, etrafında kimse yokmuş gibi davranıp, icabında yeri geldiğinde argo konuşmaktan bile çekinmeden var gücüyle bağırarak konuşanlar… 

-Herhangi bir yerde sıra beklerken, yüzsüzlük yaparak sıranın başına geçenler … 

-Arabalarını diskotek / meyhane gibi kullanarak kendi zevkine göre seçtiği müziği cümle aleme dinletenler… 

-Ulu orta yerde duvar kenarına, ağaç dibine, hatta daha da yüzsüzlük yapıp orta yere işeyenlere… 

-Elinde bir kilo çekirdek paketiyle yürürken yediği çekirdek kabuklarını yerlere tükürenler, hele bir de bunu bir bankta otururken yapıyorsa… 

-Şemsiyeli yürürken, şemsiyesini birazcık kaldırma zahmetinde bulunmayıp karşıdan gelenin gözünü nişan alanlar… 

-Yaya kaldırımının bütün şeritlerini işgal ederek yürüyenler, grup halinde kaldırımın tamamını ipotek altına alıp sohbet edenler, kaldırımı sandalyelerle işgal edip yayaların geçişini engelleyenler… 

-Yolda yada başka mekanlarda birkaç gencin(bazen yaşlılardan da olabiliyor) etrafındakilere dikkat etmeden ve üstelik yüksek sesle ana avrat küfür ederek geçip gidenler… 

-Cep telefonundan gözünü ayırmaksızın mesaj yazarken, yolda yürüyen diğer insanları hiçe sayıp, ne kadar çok sosyal olduğunu iddia edenler… 

-Yollara tükürmeyi zevk edinenler… 

-Yollarda burnunu temizleyenler… 

-Kılık kıyafetine bakmadan, saçlarını kirpi gibi havalandırıp dolaşanlar… 

-Alınmış olan onca eğitime rağmen yediklerinin çöpünü hala yerlere atanlar... 

-“Yetenek Sizsiniz” yarışmalarında abuk sabuk konularda kendini yetenekli olarak görüp boş yere debelenip duranlar… 

-Televizyon dizilerinde, “reklamlardan sonra devam edecek” denilerek son dakikada girilen reklamlar sonunda diziyi bitirenler.(Bilmezlermi ki reklam girince herkes kanal değiştiriyor veya televizyonu kapatıyor?) 

-“5 dakikaya kadar geliyorum” deyip iki saatte gelmeyenler… 

-“Üç gün sonra vereceğim” diye borç alıp, beş ayda vermeyenler… 

-Lokantaya yemeğe oturunca, verilen siparişler dışında sormadan masaya ilave yiyecek getirenler… 

-Kırmızı ışıkta beklerken, ardından yanacak olan sarı ışığın daha ucu henüz gözükmüşken arkadan korna çalanlar… 

-Alışverişe için girilen mağazada gölge gibi takip eden tezgahtar yada görevlinin “ayağınız kaç numara, kaç beden giyiyorsunuz” gibi soruları… 

-Göbeğindeki yağa bakmadan göbeğini açıkta bırakan kıyafetle dolaşarak göz estetiğine zarar verenler… 

-Konuşurken karşısındaki kişileri bile dikkate almadan sık sık “OHA” diyenler… 

-Sprey boya ile elalemin güzelim duvarlarına yazı yazanlar… 

-Bacağını güzel sanıp mini etek giyenler… 

-İki aracın park edebileceği alanı tek başına işgal eden sürücüler… 

Bütün bunlar sadece sinir yapmıyor, stresten hasta da ediyor… 

Stressiz günler dileğiyle… 

 
Toplam blog
: 136
: 2817
Kayıt tarihi
: 20.03.11
 
 

Duyarlı olduğum konularda; düşündüklerimi, bildiklerimi ve birikimlerimi paylaşmak üzere burada b..