- Kategori
- Felsefe
Sır...

Yağmurlu bir gecenin güneşli sabahına uyandı fani bedenim. Ağaçlarda yapraklar, yapraklarda su damlaları, su damlalarında derin bir sır... Güneşe mi baksın, yaprağa mı göz? Yaprağın tenindeki sırra mı ersin, üstündeki damladakine mi can? Bilemedim...
İlk perde
O damlanın içinde yitip gittim de zamanı ters yüz ettim. Suyun ipeksi yüzüne dokunur dokunmaz açıldı ilk perde. İçinde canhıraş çığlıklar tuhaf bir ölüm kokusu. Toprağın kalbinden fırlayıp geldi kemikleri şimdi toz, kül ve duman olmuş onca insan. Bir hayal mi yoksa bir rüya mı, gerçek mi yoksa gerçeğin özü mü? Çözemedim. Binlerce insandan mürekkep bir halkanın içinde yitip gittim. Kulaklarımda insanlığın sesi, elimdeki damlaya gözümdekini ekledim.
Ağır perde
Bir damla gökten, bir damla gözden... Koca bir damla beden buldu elde. Elimin ayasına konunca bir arı gibi, açıldı ağır perde. Avucun ortasında koca bir dünya gibiydi damla ve yine avucun ortasında bir o kadar küçük ve gelgeç. Dedi ki sözü alıp: "Güneş çıkar karışır giderim havaya, bir bulut olur yükselirim de zamanımı beklerim. Gün gelir bir ağaç üzerine konar dünyayı seyreylerim. Ben sonsuzum." Güneşe tutunup uçup gitti avuçtan. Ve dedi: ki "Yine gelirim bir yağmur sonrası. Bir nergis yaprağına, bir serçe kanadına takılır da beklerim."
İç perde
Bir sır verdi bana giderken: "Deme ki "hayat sonlu" deme ki "herşey biter olurum toprak." Bir damlasın sen şu koca evrende bil bunu, beni anlayarak." Söyledi bana damla sırrı: "Bir damla kadar küçüksün, benim gibi, ama bir damla kadar sonsuzsun, benim gibi, içimdeki aynaya bak."
Fotoğraf: http://salgada.deviantart.com/art/Liquid-finger-29294898
İlk perde
O damlanın içinde yitip gittim de zamanı ters yüz ettim. Suyun ipeksi yüzüne dokunur dokunmaz açıldı ilk perde. İçinde canhıraş çığlıklar tuhaf bir ölüm kokusu. Toprağın kalbinden fırlayıp geldi kemikleri şimdi toz, kül ve duman olmuş onca insan. Bir hayal mi yoksa bir rüya mı, gerçek mi yoksa gerçeğin özü mü? Çözemedim. Binlerce insandan mürekkep bir halkanın içinde yitip gittim. Kulaklarımda insanlığın sesi, elimdeki damlaya gözümdekini ekledim.
Ağır perde
Bir damla gökten, bir damla gözden... Koca bir damla beden buldu elde. Elimin ayasına konunca bir arı gibi, açıldı ağır perde. Avucun ortasında koca bir dünya gibiydi damla ve yine avucun ortasında bir o kadar küçük ve gelgeç. Dedi ki sözü alıp: "Güneş çıkar karışır giderim havaya, bir bulut olur yükselirim de zamanımı beklerim. Gün gelir bir ağaç üzerine konar dünyayı seyreylerim. Ben sonsuzum." Güneşe tutunup uçup gitti avuçtan. Ve dedi: ki "Yine gelirim bir yağmur sonrası. Bir nergis yaprağına, bir serçe kanadına takılır da beklerim."
İç perde
Bir sır verdi bana giderken: "Deme ki "hayat sonlu" deme ki "herşey biter olurum toprak." Bir damlasın sen şu koca evrende bil bunu, beni anlayarak." Söyledi bana damla sırrı: "Bir damla kadar küçüksün, benim gibi, ama bir damla kadar sonsuzsun, benim gibi, içimdeki aynaya bak."
Fotoğraf: http://salgada.deviantart.com/art/Liquid-finger-29294898