​ Sıradışı olabilmek... / Yoga / Meditasyon / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Şubat '14

 
Kategori
Yoga / Meditasyon
 

Sıradışı olabilmek...

Sıradışı olabilmek...
 

Gerçekten bilmiyorum. Acaba bu konuda çok kaynak okuduğum ve zihnim böyle kabullendiği için mi yoksa gerçekten mi yeni ay ve dolunay beni etkiliyordu? Hem duygusal hem de bedensel olarak... Geçtiğimiz günlerde yine dolunay vardı. Daha önceki bir yazımda da bahsetmiştim. Yeni ay dönemleri bir işe başlamak için uygun bir zamanken dolunay işlerinizi sonlandırmanız için elverişli bir dönem. Yoga üstadı Pattabhi Jois'in geliştirdiği Ashtanga Yoga ise yeni ay ve dolunay zamanlarında yapılmıyor. Neden mi? Çünkü yeni ay zamanında çok güçsüz hissedebilirsiniz, dolunay zamanlarında da çok enerjik ve her iki koşulda da kendinizi sakatlayabilirsiniz. (Bu konu hakkında ayrıntılı bilgi almak istiyorsanız, http://burcuyircali.wordpress.com/2013/04/10/neden-yorgunuz-neden-degiliz/ linki tıklayabilirsiniz). 
 
Şimdi neden böyle uzun bir giriş yaptığımı merak ediyor olabilirsiniz. Geçen akşam dolunayın etkisiyle daha önce hiç yapmadığım bir ders işledim. Kendim de şaştım kaldım bu işe. En iyisi en başından anlatayım.
 
Geçen akşam spor tesisinde dersim vardı. O gün çok yorgun hissetmeme rağmen stüdyodan içeri girince birden kendimi enerjik hissettim. Stüdyoya vardığımda ders için gelmiş ve dinlenmekte olan öğrencilerle karşılaştım. Kimisi bağdaş kurmuş oturuyordu kimisi de yere uzanmış dinlenerek bekliyordu dersi. Dedim ya, ben kendimi birden enerjik hissettim diye. Kendi matımı (minderimi) yere serdikten sonra, "adho mukha svanasana" (aşağı bakan köpek), "chaturanga dandasana" (alçak şınav), "phalakasana" (sopa) içeren vinyasa akışlar yapmaya başladım. Aslında o gün hem bir kalça açıcı hem de bir burgu olan bir asanayı dersin zirve duruşu olarak planlamıştım. Ama kendimi çok enerjik hissedince, karın güçlendiricilere, kol denge duruşlarına ve ters duruşlara odaklanmaya karar verdim.
Derse "savasana"da (derin gevşeme ve dinlenme pozisyonu) başladık. Sınıfa "savasana"da gevşemenin ve rahatlamanın tadına varmalarını söyledim. "Çünkü karın güçlendiriciler, kol denge ve ters duruşlar üzerine yoğunlaşacağız. Derse başlamadan önce birkaç dakika iyice dinlenin."
 
Beş dakikalık derin gevşeme ve dinlenme pozisyonunun ardından yerde uzanmış şekilde karın kaslarını çalıştırmaya başladık. Önce iki bacağı birden 90 dereceye kaldırdık ve özellikle alt karın bölgesini ve kasık kaslarını çalıştırmak için bacakları aşağı yukarı hareket ettirdik. Bacaklardan birini 90 derecede tutarken ötekini yere birkaç santim kalaya kadar indirdik. Elleri başın yanına alıp mekik çektik. 
 
Yerdeki asanalara biraz ara vermek için omurga üzerinde yuvarlandık ve bağdaşta oturduk. Bir "pranayama" (nefes tekniği) olan "kapalabhati" (kafatasını parlatan nefes) denetmeye karar vermiştim. Bu nefes tekniğinde, nefes alışlar pasif verişler aktifti ve özellikle karın kaslarını çalıştırıyordu. Nefes tekniğini üç set halinde çalıştık. 
 
"Pranayama" çalışmasından sonra, "navasana" (sandal) varyasyonları ile devam ettik. Ardından ayağa kalktık. "Surya namaskara" (güneşe selam) serileri arasında statik "phalakasana" (sopa), "chaturanga dandasana" (alçak şınav), "ardha salamba sirsasana" (yunus) ve dirseklerin üzerinde "chaturanga dandasana" (alçak şınav) yaptık. "Vasisthasana" (Bilge Vasistha Duruşu/yan sopa) varyasyonları da diğer bir karın güçlendirici asanaydı.
 
Karın kaslarını iyice çalıştırdıktan sonra sıra kol denge duruşlarına gelmişti. "Bakasana" (karga), "parsva bakasana" (yan karga) ve "bhujapidasana" (kol denge duruşu) sunduğum seçimler arasındaydı. Sınıf ya hepsini denedi ya da aralarından o anki beden ve zihin haline uygun olan asanayı denedi. 
 
Bir sonraki aşama ters duruşlardı ve asanayı yine yoginin seçimine bırakmıştım. Öğrenciler, "sirsasana" (baş duruşu), "sarvangasana" (omuz duruşu), "pincha mayurasana" (tavuskuşu) ve "adho mukha vrksasana" (kol duruşu) arasından birini seçip denemekte ya da hepsini denemekte özgürdü. 
 
Bazı öğrenciler ters duruş denemeye çalışırken bazıları hiç birini yapamayacağını düşünüp sınıfı izlemeye başlamıştı. Dersten herkes azami faydayı sağlamalıydı. Hemen yanlarına gidip yin yoga asanalarından "butterfly" (kelebek), "half butterfly" (yarım kelebek) ya da "sleeping swan" (uyuyan kuğu) yapabileceklerini söyledim.
 
Herkes kendi deneyimini yaşadıktan sonra, bir de baktım ki ders bitmek üzereydi. Bu derste bir zirve duruşu üzerinde çalışmamıştık. Bir duruşa hazırlanmamış ve asananın ardından dengeleyici duruşlar yapmamıştık. Dersi nasıl tamamlasam diye düşünürken aklıma bir fikir geldi. İlla her ders zirveye tırmanıp ardından aşağı inerek bitmek zorunda değildi. İçimden o akşam dersi zirvedeyken bitirmek gelmişti. Üç "surya namaskara" (güneşe selam) serisinin ardından ayakta denge serisi yaptık. "Vrksasana" (ağaç), "virabhadrasana III" (üçüncü savaşçı), "urdhva prasarita eka padasana" (ayakta bacakları ayırma), "utthita hasta padangusthasana" (el ayağa uzatılmış) ve "garudasana" (kartal). Asanaların arasında ayağı yere değdirmeden geçmeye çalışık. Sağ taraftan sonra "tadasana"da (dağ duruşu) bedeni dengeledik ve sonra sol tarafa geçtik. Sağ enerji sol enerji; sağ denge sol denge... "Tadasana"dan (dağ duruşu) çömeldik ve "malasana" (dua tespihi/çelenk) duruşu ile yere oturduk. Omurgayı yuvarlayarak "paschimottanasana" (yerde öne eğilme) ve "baddha konasana" (bağlı açı duruşu/kelebek) asanalarını takiben ayakları kelebekte tutarak yere uzandık (supta baddha konasana). Artık derin gevşeme ve dinlenme zamanıydı. İsteyenler "supta baddha konasana"da (yerde kelebek) dinlenmeye devam edebilir isteyenlerse "savasana"ya geçebilirdi. Bazıları "supta baddha konasana"da biraz kaldıktan sonra "savasana"ya geçtiler. 
Uzun bir "savasana" sonrası, sınıfı hiç acele etmeden yavaş yavaş oturma pozisyonuna getirdim. Enerjinin zirvesindeyken biten bir dersin ne hissettirdiğini düşünmelerini istedim. Dengenin her gün değişebileceğinden, sağ beden ve sol beden dengesinin ve enerjisinin her zaman farklı olabileceğinden bahsedip, önemli olanın hem yoga matında hem de günlük hayatımızda dengeyi bulmak ve dengeli yaşamak olduğunu hatırlatım ve dersi sonlandırdım. 
 
Benim için de çok ilginç bir deneyim olmuştu. Daha önce hiç bir dersimde enerjiyi zirvede bırakıp bitirmemiştim. Aslında hiç de fena sayılmazdı. İlla ki her derste enerjiyi düşürüp, bir burgu yapıp sinir sistemini yavaşlatıp en son derin gevşeme ve dinlenme pozisyonu yapmak gerekmiyormuş. Bazen enerji en tepedeyken de ders bitirilebiliyormuş ve aslında bu bambaşka bir his ve deneyimmiş. Her zaman derim: "Hayatta yeniliklere hep açık olmak lazım" diye... İşte o akşam öyle bir akşamdı...
Aynı etkiyi birkaç gün sonraki özel dersimde de denedim. Bir saatlik dersin 40 dakikasını karın kaslarını güçlendirmeye ayırdım. Ardından biraz da omuz kuşağını ve kolları güçlendirdim. Sıra denge duruşlarına gelmişti. Akşamki dersimdeki gibi kol denge duruşlarıyla başladık. "Bakasana", "parsva bakasana" ve "bhujapidasana." Sonra ters duruşlardan "sirsasana" ve "adho mukha vrksasana."
Ders sonlanmak üzereydi. Bu sefer enerjiyi tam zirvede bırakmayı planlamıştım. Beş "surya namaskara" yaptıktan sonra, "malasana" duruşu ile yere oturduk ve "savasana" öncesi "eka hasta bhujasana" (tel el kol denge duruşu) denedik. 
Bu ders benim için daha da değişik bir deneyimdi çünkü enerji tam zirvedeyken ve beden, ruh ve zihin hiç dinginleştirilmeden "savasana"ya geçmiştik. "Savasana" öncesi ne bir öne eğilme ne de bir burgu. Doğrudan "savasana". Bu nedenle derin gevşeme ve dinlenme pozisyonunu uzun tuttum.
 
Dersin kapanış meditasyonu sırasında, sürekli aynı şeyleri yapmaya başladığımızda hayatımızın monotonlaştığından bahsettim. Bir stüdyoya girdiğimizde matımızı aynı yere koymak ve arabayı aynı yere park etmek gibi aslında çok basit görünen günlük hareketlerimiz bir süre sonra bizi monotonlaştırıyordu. Aslında hayatımız ya da biz monotonlaşmıyorduk, zihindi monotonlaşan. Yoga hayatımızın bir parçası olmaya başladıktan sonra, zihnin bizi nasıl ele geçirdiğini daha iyi gözlemlemeye başlıyorduk ve zihnin bizi mutlu ya da mutsuz edebileceğini ve sıradanlaştırabileceğini ya da çok farklı bir hayat yaşamamızı sağlayabileceğini farkediyorduk. Sıradanlaşmamak ve monotonlaşmamak için ve hayatımızı sürekli renkli ve canlı tutabilmek için arada sırada günlük hayatımızda ve yoga pratiğimizde değişiklikler yapabilirdik. İşte dersin bana öğrettikleri ve kattıkları da buydu.
 
Toplam blog
: 201
: 432
Kayıt tarihi
: 08.05.13
 
 

Uluslararası Yoga Alliance onaylı hatha, vinyasa, yin ve prenatal yoga eğitmeni... Hayata bambaşk..