Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

05 Haziran '15

 
Kategori
Magazin
 

Sitcom Lgbti Davası

Sitcom Lgbti Davası
 

google


Bir haber ama epeyi uzun ve çook şaşırtıcı:

“İngiltere'deki açılan bir babalık davası duyanları hayrete düşürdü. Hikaye, lezbiyen bir çift olan Rachel ve Helen'in ‘gay’ bir donörden aldıkları spermle çocuk sahibi olmalarıyla başlıyor. Alice adında bir çocuk dünyaya getiren Helen, üç yıl sonra Rachel'den ayrılmaya karar verdi. Biyolojik olarak annesi olan Rachel'e şizofreni teşhisi konuldu.

Bu sebepten, çocuğu Helen büyütmeye devam etti. Helen'in yeni sevgilisi Matthew, kadınken erkek olmuş bir transeksüeldi. Alice'i birlikte büyüten Helen ve Matthew dört yıl birlikte oldular. 2013 yılında ayrılan çiftten Matthew, Alice'e manevi babalık yaptığı için mahkemeye başvurarak, Alice ile görüşme talep etti. Alice'in iki annesi ise, duruma karşı çıktı. Helen, Matthew'in erkek olmak için aldığı testesteron haplarının onu agresif yaptığını söyledi ve hakimden bu kararı reddetmesini talep etti.

Helen, ayrıca Alice'in hem diğer annesi Rachel ile hem de biyolojik babası ile ilişkisini sürdürdüğünü söyledi. Bu karışık aile davası karşısında hayrete düşen mahkeme heyeti, Matthew'in talebini reddetti.”

http://www.haberturk.com/dunya/haber/1087044-lezbiyen-ciftin-cocuguna-uvey-babadan-babalik-davasi

Kim kiminle ne yapmış, epeyi karışık.

Blake Edwards’ın konusunun heterolar arasında geçtiği ve buna benzer bir karmaşıklıkta öyküsü olan bir komedi filmi vardı, durum ona benzemiş.

Şimdi yanlış anlama olmasın ama bu konu, ‘mamasını orasına burasına süren bebek’ öyküsü gibi olmuş.

Özgürlük başka şey, suyunu çıkarmak başka şey.

Kaldırabileceğin özgürlüğün altına girersin, o da özgürlüğün bedelini ödemektir.

Burada da kararı Alice verecektir. Ne zaman olursa. Anımsarsa.

Bu arada herşeye karışan Helen, çocuğun ne biyolojik annesi, ne de başka bir şeyi. Gaspedicisi yalnızca.

Her zaman söyledim:

Lgbti’ler, eğer gerçekten normal insan toplumlarında yer almak istiyorlarsa, yani kendi komünlerinde kapalı bir yaşam sürmek istemiyorlarsa, endazelerinin ayarını epeyi bir toparlamaları gerekiyor. Ayrıca, bunu yapmalarını hiç mi hiç önerme kendilerine. Adorno, boşuna negatif diyalektik kavramını icat etmedi.

Boş yere, kendilerine düşman, antipati, homofobi yaratıyorlar.

Bu, özgürlük mücadelesi değil.

Bu, küçük burjuva dejenerasyonu yalnızca:

Mülkiyet ilişkisinin doz aşımı. Artı, aile ilişkilerini şeyselleştirme.

 
Toplam blog
: 2216
: 514
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Serbest yazarım. 1960 doğumluyum. BÜ İşletme mezunuyum. ..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara