Siyah zeminde gri tonlama… / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Kasım '08

 
Kategori
Haber
 

Siyah zeminde gri tonlama…

Siyah zeminde gri tonlama…
 

Hamdolsun…

Yılbaşından bu yana dünya gündeminin bir numaralı konusu sonlandı. Amerika, tarihinde ilk kez “Siyahî” bir kişi, Barack Obama’yı kendine “Başkan” seçti.

Kendine “Başkan” seçen Amerika, peki dünya milletlerine ne oluyor?

Böyle bir soru elbette abesle iştigaldir. Çünkü dünyanın gündemini her konuda belirleyen bir ülkede “Başkan” seçiliyorsa, elbette hepimizin ilgilenmesi, sonucunu merak etmesi, sonuçlanınca da bir “Oh” çekmesi doğal (!) görünür.

Seçim sonuçlandı, öyleyse derinden bir “Oh” çekelim şimdi…

“Ohhh…”

Gerçi daha “Resmen” başkan seçilmedi. Seçim sitemi gereği, şimdi seçilenler “Başkan” seçmek için seçilen “Seçiciler kurulu” ama seçilenlerin de kime oy verecekleri belli. O nedenle 20 Ocak tarihinde yemin ederek “Başkan” olacak kişiye de bugünden “Seçilmiş” gözüyle bakıyoruz.

Bunların hepsi “Haber” niteliğinde bilgiler. Benim bu girizgâhtan sonra asıl geleceğim “Mesele” başka…

Bu sabah (Çarşamba) seçim sonuçları gayrı resmi belli oldu ve Barack Obama “Başkanlığını” ilan etti ve ilk saatlerde de seçim sonucuna ilişkin “İlk” konuşmasını yaptı.

Bakın ne demiş…

"Amerika’nın hala her şeyin mümkün olduğu bir ülke olduğundan, kurucularımızın rüyasının günümüzde hala canlı olduğundan hala şüphesi olan, demokrasinin gücünü hala sorgulayan birileri varsa, bu gece size cevaptır!..."

ilk zafer konuşmasını gerçekleştiren Obama, ABD’den şüphesi olanlara karşı genç, yaşlı, zengin, fakir, Demokrat Partili, Cumhuriyetçi Partili, siyah, beyaz, Hispanik, Asyalı, Amerikan yerlisi, eşcinsel, eşcinsel olmayan, özürlü ve özürlü olmayan bütün Amerikalılar tarafından, Amerikalıların, sadece bir bireyler topluluğu, kırmızı ya da mavi eyaletler topluluğu olmadığı, daima "Amerika Birleşik Devletleri" olduğu ve olacağı mesajının verildiği dikkatimizden kaçmadı.

Yani…

Yıllardır “Siyahî vatandaşı” ikinci sınıf gören Amerika’da, demokrasinin gücü “Başkan” olarak başına getirdi. Sonuçta Amerika kendisine bir “Başkan” seçecekti, ama bu “Başkan”ın bugün “Siyah tenli” olmasının anlamı bir başka.

İşte “Devlet” olmanın gereği ve işte “Demokrasi” denilen şeyin gücü…

Amerika’da yapılan son seçimin, bize öğretmesi gereken gerçeği bu.

Amerika Birleşik Devletleri, “Nuh’un gemisi” gibidir. Hemen her ülkeden “Vatandaşı” vardır. O “Vatandaşlar” ile de “Devlet” niteliğinden ödün vermemektedir. Zaten Amerika’yı da “Amerika” yapan ve dünya üzerinde “Güç” sembolü olmasına neden olan en büyük etken de budur.

Amerika, her türlü olumlu ve olumsuzluğun “Merkezi” de olsa, “Devlet” olma ve o devletin “Vatandaşı olma” bilinci, onu hem güçlü kılıyor hem de dünya devletleri üzerinde politikalarını gerçekleştirmesinde birincil etken oluyor.

Buradan hareketle, gelelim bize…

Öncelikle ülkeyi bölüp parçalamak yolunda “Etnik ayrılık” kavramını milletin kafasına sokuyoruz. Ardından da Başbakanımızın ağzında yine acayip bir laf işitiyoruz.

“Kendisine saldırılan vatandaş, elbette elinde imkânları ile kendini savunacak…” gibi bir söz…

Olayların içinde biz buna “Pompalı tüfeğe destek” olarak adlandırdık…

Bir ülkede başbakan böyle söylerse, TBMM çatısı altında bir milletvekili, televizyon ekranlarına yansıyacak kadar avaz avaz bağırarak “Öldüreceğim o adamı” diyebiliyorsa…

Varın sonucunu siz düşünün…

Biz “Demokratikleşmeye” mi gitmeye çalışıyoruz, yoksa bölünmeye, parçalanmaya, yok olmaya mı?

Amerikan seçimlerinden çıkan sonuçları, bir de bu açıdan değerlendirsek diyorum… Ne dersiniz?

05 KASIM 2008

 
Toplam blog
: 1104
: 918
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..