Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Temmuz '09

     
    Kategori
    Çevre Bilinci
     

    Siyanür ile altın aramak

    Türkiye’de siyanür kullanılarak kıymetli metal üretimi ilk defa 1985 yılında Kütahya’da başladı. Hem de çok büyük kapasite ile. Ve halen devam ediyor.

    1987 yılında birkaç Türk mühendis ABD’ye görevli olarak gitti ve bu teknoloji Türkiye’de kullanılmaya başlandı.

    Bu grupta bulunmuş olan ve konu ile ilgili teorik ve endüstriyel çalışmaların bizzat içindeki kişi olarak “siyanürle altın arama” ile ilgili gelişmeleri yakından izliyorum.

    Aklımda kalan en enterasan olay, birkaç yıl önce televizyonda gördüğüm bir haber oldu. Boğaz köprüsünü işgal etmiş yüzlerce kişi (çoğu şalvarlı ve eşarplı, yani bir halk görüntüsü var), içlerinde bir genç kız hüngür hüngür ağlıyor.

    Siyanür ile ilgili birşeyler söylemeye çalışıyor...

    Fakat iyice bakınca görünen o ki, kız başka bir psikoloji içinde. Taşradan gelmiş, çok genç, az eğitimli, görkemli bir köprünün üzerinde, TV kameraları karşısında ve hazırlıksız. Sinirleri boşalmış vaziyette.

    ”Yapmayın !...” Yığınlara verilen mesaj bu.

    Zehirleneceğinden dolayı dehşete düşmüş masum ve çaresiz bir genç kız. Devlet duyarsız. Birşeyler yapılması ve kurtarılması gerekiyor.

    Konu tamamen bir mühendislik konusu. Fakat aktörleri halktan kişiler. Gerçi buradan sanki ülkemizde demokrasi çok gelişmiş gibi anlaşılıyor. Ancak her yerden kovulduğu için demokrasimiz mühendislik konularına yoğunlaşmış gibi görünüyor. Zira dünyada yüzlerce bu tip tesis var, fakat hiçbirinde bizdeki tepki yok.

    Teknik konuların halk tarafından neredeyse referanduma gidilerek çözülmesi ne kadar doğru?...

    Düşüne biliyormusunuz bu konuda uzman olduğunu söyleyen koca koca profesörler bile ikiye bölünmüş durumda. Yani iki kere iki dört etmez diyenler var. Ve eder diyenler var. "Fonlanma durumuna bağlı olarak". Bu benim değil bizzat Madem Müh. Odası başkanın samimi yorumudur. İş bu kadar dağılır ise sonu budur.

    Benim mesajlarım ;

    .....Siyanür ile altın aranmaz. Siyanür üretim sırasında reaktif olarak kullanılır ve çoğu kimyasal işlemlerde bu tür zehirli reaktifler kullanılır. Bir mühendislik hatası veya sabotaj olmadığı sürecece siyanür asla tesis sahası dışına çıkamaz.

    ......Siyanürle altın üretimi kimyasal prosesler içinde (üretim tesisi dışına) atık vermeyen yegane işlemlerden biridir. Mühendisliği iyi yapılmış ise bu tesislerin çevre ile hiçbir etkileşimi olmaz. Mühendis olanların bu projeleri durdurmak yerine teknolojik tedbirlerin yeterli olup olmadığı konularında kafa yormaları daha doğru olur.

    .... Dağ taş deliniyor, ekili dikili alanlar harap oluyor denir ise, burada bir hesap yapılır. Kullanma ve koruma yöntemlerinin maliyetleri hesaplanır ve proje maliyetine eklenir. (Bu arada ülkemizde sürüp giden kömür, bor, kireçtaşı, ...ve bunun gibi pek çok madencilik faaliyetleri ile ilgili ergen genç kızların, şalvarlı ve yarı çıplak köylülerin duyarsızlığı da dikkat çekicidir.)

    .....Konu “altın” diyerek bu işi yapan çok kazanıyor şeklinde bir algılama var. Oysa madencilik sektörü yatırımları yüksek sermaye gerektirir ve son derece risklidir. (yanlış anlaşılmasın sermaye açısından risklidir.)

    Kısacası, benim bildiğim bu tesisler boğaz köprüsünden çok daha basit ve çok daha emniyetlidir.

    Haa... Bu işleri başkaları götürüyor, köstek olalım deniyor ise tamam..

    Bir yol var. Yatırmcıya gerekli tedbirleri sonuna kadar alacak şekilde yatırımları yaptırmak ve süreç içinde bu tedbirleri denetlemek üzere sağlam bir sistem kurmak. Ayrıca yatırımcının bölgedeki eğitim, çevre, spor gibi konularla ilgili projeleri desteklemesini sağlamak.

    Topraktan çıkacak altın bunları finanse edemeyecek durumda ise zaten orada kalır.

    Yani "kazan-kazan" yöntemi.

    Diğeri ise bizim her zaman uyguladığımız "kimse kazanmasın" yöntemi..

    İkisi de olur. Ancak sadece birisinin değil ikisinin de sonuçlarının ortaya konulması gerekir.

    Saygılar....

     
    Toplam blog
    : 1
    : 1487
    Kayıt tarihi
    : 12.07.09
     
     

    Kimya Mühendisi, 1959 İzmir doğumlu, Artvinli. Bosna Hersekte yaşıyor. Evli, bir kızı var, adı Bilge..