​ Siyaseten makam sahipleri / Mizah / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Nisan '09

 
Kategori
Mizah
 

Siyaseten makam sahipleri

Siyasetçinin biri seçimle makam sahibi olunca çevresindekilere nasıl davranacağı konusunda bir türlü karar verememiş.

Akıl verenler, yol gösterenler, ikna edip, yönlendirmeye çalışanlar kafasını karmakarışık etmiş. Sonunda kendi kendine karar vermiş ve “Dostlarımız nasıl olsa bir yere gitmez, onlar şöyle bir kenarda dursun, biz önce düşmanlarımızı kendi tarafımıza çekelim’ demiş.

Düşmanları kazanmak için onlara her türlü imkanı tanımışlar. Kandırmak, ikna etmek için önlerine para, mal, mülk sermişler.

Sonunda düşmanları da onların arasına karışmış. Ancak bu olayı kabul etmeyen dostları teker teker çevresinden uzaklaşmış. Geriye sadece dost sandığı düşmanları kalmış.

Aradan bir zaman geçtikten sonra yeniden seçim çalışmaları başlayınca makam sahibi olan hemen eski dostlarını aramış ama yanında bir kişi bile kalmadığını görmüş.

Dost gibi görünen menfaat ve çıkarcıların ise çoktaaann geldiklere yere gittiğini fark etmiş. Bu davranışı ona hayatta hiç unutamadığı bir ders vermiş ve seçimde tepetaklak olmaktan kurtulamamış…

***
Başkomiser karakolun kapısından girince nöbetçi polis, “Amirim iki grup arasında kavga olmuş, tarafları toplayıp getirdik. İki grupta birbirinden şikayetçi” demiş.

Başkomiser gözaltına alınanları görmek için nezarethanelerden birine girmiş, bakmış kalabalık bir grup, kafa, göz dağılmış, ah vah içindeler. Başını sallayıp, ‘hıııııımmmmmm!’ diye bir ses çıkarmış ve, “İyice dağılmışsınız. Kaç kişisiniz siz?’ diye sormuş. İçlerinden az dayak yemiş olanlardan biri, ‘On yedi kişiyiz amirim’ demiş..

Karakol amiri birkaç soru daha sorup, kısaca olayın nedenini öğrendikten sonra, öteki grubun bulunduğu nezarethaneye girmiş. Bakmış bir köşede üç kişi çökmüş, sohbet ediyor. Amiri görünce ayağa kalkmışlar.

Başkomiser içeride yalnızca üç kişi olduğunu görünce, kendine eşlik eden polise, “Bunların hepsini alamadınız galiba, diğerleri nerede?’ diye sormuş.

Polis, kavga yapan grubun sadece bu kadar olduğunu söyleyince, başkomiser şaşırmış. Çünkü bu üç kişi de hiçbir darp, dayak izi de yokmuş. Tıpkı öteki nezarethanede olduğu gibi, ‘hıııııımmmmmmm!’ diye bir ses çıkarmış. Bir şey sormadan çıkıp, tekrar önceki nezarethaneye girmiş.

Kalın ve öfkeli bir ses tonuyla adamlara, “Utanın be kardeşim. On yedi kişisiniz, üç kişiden dayak yemişsiniz. Hem de tek yumruk atamadan. Yazıklar olsun size’ demiş.

Adamlardan biri utana sıkıla konuşarak, ‘Haklısınız amirim. Onlardan daha kalabalık olduğumuz halde bizi dövdüler. Biz on yedi kişiyiz, onlar üç, ama biz tek tek on yedi kişiyiz, onlar hep birlikte üç kişiler. Bu nedenle her birimizi yalnız yakalayıp dövdüler. Birlikte olsaydık, onların tozunu attırırdık’ demiş.

Başkomiser gülümsemiş. ‘Kısık bir sesle, ‘Anladııımmm!’ demiş. Yanındaki polise, “Hepsinin ifadesini alıp, gerekli işlemleri yapın’ diyerek, odasına geçmiş…

***

İşte böyle. Güç, birlikten doğar. Yoksa tek tek avlanır insan. Menfaatler çakışınca dostluklar bozulurmuş. Kimin hangi köşede kiminle el ele tutuşacağı ya da karşı karşıya geleceği belli olmaz. İlk günlerde etrafınızı saran dalkavuklar, yalayıcılar, yıkayıcılar, yalamalar, çıkarlarına ters düşülünce teker teker koparlar. Gerçek dostlar ise her zaman vardır ama hep üzülürler.

 
Toplam blog
: 121
: 1472
Kayıt tarihi
: 23.08.07
 
 

Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü mezunuyum. 28 yıllık g..