- Kategori
- Siyaset
Siyasette bir yapma gül

Yeni bir parti başkanı!
Gül!
Sevilen bir çiçek türü.
Kokanı, kokmayanı, doğal olduğu halde kokmayanı var.
Sarısı, kırmızısı, beyazı var; rengi belli olmayanı var.
Soyadı bile olmuş insanımıza: Gül, Sarıgül, Kırmızıgül, Beyazgül...
Bu soyadları herkese farklı şeyler anlatır, çağrıştırır.
*****
Sarıgül, bana, politik alanda lafazanlığı çağrıştırıyor.
“Her şeyi ben bilirim.”, “Benden büyük yok!” türünden boş laflarla “parti başkanlığı kapma avcılığı”na çıkan, “baş olma” sevdasında olanı hatırlatır. Sarıgül, şimdi, kurulu bir partiye “baş” olmanın münkün olmadığını anladı. İçindeki “parti başı” olma ateşi sönmediği için, kendi partisini kuruyor.
Geç kaldı sayılmaz!
*****
Sarıgül, ağzını her açışta, CHP’ye, Deniz Baykal’a çattı; CHP’nin “sol” olmadığını ileri sürdü.
AKP’ye toz kondurmadı; muhalefete muhalefet etti:
Bu CHP adam olmaz!
Deniz Baykal’la bir iş yürümez!
CHP’nin tüzüğü, programı ilkel!
Baykal CHP Başkanlığını bırakırsa, CHP iktidar olur!
*****
Yurdumun insanı Sarıgül’e hep sordu:
Madem CHP sol kimliğini yitirdi, ne işin var o partide?
İnsan, “delege yapısı” nedeniyle yönetime gelemeyeceğini anlarsa, beğenmediği yerde durur mu hiç?
Sorun Baykal, çözüm sizseniz, buyurun er meydanına!
Kur partini, çık halkın karşısına, süpür oyları!
Çık alanlara, halkı kucakla, oyları topla!
Nasıl olsa oylar, sizin için “çantada keklik”!
Gücü olan, güçlü olma iddiasını ağzında sakız gibi çiğneyen, sadece "laf" üretiyorsa...
O zaman bize, “Atma Recep, din kardeşiyiz!”, “Gölge etme, başka ihsan istemem.” demek düşer.
*****
Ülkemde, daha kuruluş aşamasında tarihin partiler çöplüğünde yerini alan partiler az mı?
Gerçek gücü olan, “O gitsin, ben geleyim; her şeyi ben düzeltirim.” demez. “O” dediğinin olmadığı bir kulvarda koşar...
Öyle parlak laflarla ancak Türk usülü siyaset yapılır!
****
Gül!
Sevilen bir çiçek türü.
Kokanı, kokmayanı, doğal olduğu halde kokmayanı var.
Sarısı, kırmızısı, beyazı var; rengi belli olmayanı var.
Ülkemin kuytu köşelerinde slogan olanı var:
Başbakan Sarıgül!
Sevilen bir çiçek türü.
Kokanı, kokmayanı, doğal olduğu halde kokmayanı var.
Sarısı, kırmızısı, beyazı var; rengi belli olmayanı var.
Soyadı bile olmuş insanımıza: Gül, Sarıgül, Kırmızıgül, Beyazgül...
Bu soyadları herkese farklı şeyler anlatır, çağrıştırır.
*****
Sarıgül, bana, politik alanda lafazanlığı çağrıştırıyor.
“Her şeyi ben bilirim.”, “Benden büyük yok!” türünden boş laflarla “parti başkanlığı kapma avcılığı”na çıkan, “baş olma” sevdasında olanı hatırlatır. Sarıgül, şimdi, kurulu bir partiye “baş” olmanın münkün olmadığını anladı. İçindeki “parti başı” olma ateşi sönmediği için, kendi partisini kuruyor.
Geç kaldı sayılmaz!
*****
Sarıgül, ağzını her açışta, CHP’ye, Deniz Baykal’a çattı; CHP’nin “sol” olmadığını ileri sürdü.
AKP’ye toz kondurmadı; muhalefete muhalefet etti:
Bu CHP adam olmaz!
Deniz Baykal’la bir iş yürümez!
CHP’nin tüzüğü, programı ilkel!
Baykal CHP Başkanlığını bırakırsa, CHP iktidar olur!
*****
Yurdumun insanı Sarıgül’e hep sordu:
Madem CHP sol kimliğini yitirdi, ne işin var o partide?
İnsan, “delege yapısı” nedeniyle yönetime gelemeyeceğini anlarsa, beğenmediği yerde durur mu hiç?
Sorun Baykal, çözüm sizseniz, buyurun er meydanına!
Kur partini, çık halkın karşısına, süpür oyları!
Çık alanlara, halkı kucakla, oyları topla!
Nasıl olsa oylar, sizin için “çantada keklik”!
Gücü olan, güçlü olma iddiasını ağzında sakız gibi çiğneyen, sadece "laf" üretiyorsa...
O zaman bize, “Atma Recep, din kardeşiyiz!”, “Gölge etme, başka ihsan istemem.” demek düşer.
*****
Ülkemde, daha kuruluş aşamasında tarihin partiler çöplüğünde yerini alan partiler az mı?
Gerçek gücü olan, “O gitsin, ben geleyim; her şeyi ben düzeltirim.” demez. “O” dediğinin olmadığı bir kulvarda koşar...
Öyle parlak laflarla ancak Türk usülü siyaset yapılır!
****
Gül!
Sevilen bir çiçek türü.
Kokanı, kokmayanı, doğal olduğu halde kokmayanı var.
Sarısı, kırmızısı, beyazı var; rengi belli olmayanı var.
Ülkemin kuytu köşelerinde slogan olanı var:
Başbakan Sarıgül!