- Kategori
- Sivil Toplum
SİYASİ HAYATIMIZ
Sayın okurlar darbe iddiaları, soruşturmalar, yargılamalar, anayasa değişikliğindeki tartışmalar giderek sertleşerek devam ediyor. Tartışmalar sürerken bugün nadir siyasi yazılarımdan birini bitirmek istiyordum ki iki trafik kazası görüntüsü beni yeniden çıldırttı. Bu olayların olduğu bir ülkede bu siyasi sorunların yaşanması çok normal ve şimdi hepsini bir araya getirmeye çalışacağım. (İkinci kaza hariç.)
İlk olarak Türkiye' de kurumlar arasında çatışma vb olduğu konusu kesin olarak gerçek değildir. Sadece şu anda Yargı / iktidar / ordu arasında bir uzlaşmazlık görüntüsü vardır ama sorun burada değildir.
Sayın okurlar Türk toplumunun kabataslak % 30' u Laik bir cumhuriyet yönetiminden yanadır. Anılan kesimin bir bölümü de bu konuda yorumsuz ve tavizsizdir şu anda. Laik bir cumhuriyet yönetimi için demoktarik unsurların özellikle geçici de olur ise yokluğu çok da sorun değildir bu kesim için. Türk toplumunun kabataslak % 70' i genelde sağ eğilimlidir. Bu sağ eğilimin bir bölümü zaten laik bir düzene karşıdır. Bu da doğaldır. Her ülkede her zaman farklılıklar olacaktır. Kalan sağ kesimin bir bölümü genel Avrupa tarzı klasik kapitalist muhafazakar eğilimli değildir. Yani dini ögelerin az veya çok öne çıkışı onlar için rahatsız edici değildir. Oysa bilebildiğim kadarı ile Avrupa Hıristiyan demokrat partileri muhafazakar olmalarına karşın laik bir demokrasiyi tartışma konusu yapmazlar. Yine bu sağ kesimin bir bölümü kendilerini aslında sağ olarak nitelemezler. Tam tersine liberal demokrat olarak kabul ederler kendilerini. Onlar için ülkemizde yaşananlar demokrasinin gelişiminin doğal sancılarıdır. % 30' luk kesimin iddia ettiği gibi ülkemiz bir anti laik düzene gitmemekte, ama tam tersine bu kesimin bir bölümü bu gerekçe ile demokrasinin askıya alınabilmesini yadırgamamakta hatta teşvik etmektedir. Evet sayın okurlar ülkemizin çok açık seçik durumu budur. İktidar aksini söylesede toplumun bir bölümünü yaptıklarının sadece demokrasi için olduğuna ikna edememektedir. İkna olmayan kesim şu anda başta ordu ve yargı olarak görünmektedir. Ama ordu ve yargı da tam tersine gerçek bir laik demokrasiden yana olduklarını söylemektedir. Yani herkes bir demokrasi kavgası vermektedir. O zaman çok açık bir şekilde hepimizin demokrasi algımızın ne olduğuna karar vermesi gerekmektedir. Çünkü yaşadığımız tartışma kurumlar arası bir tartışma değil, üst değer yargıları arasında bir tartışmadır. Şu anda bir değer yargısının temsilcileri iktidar ve liberal demokrat aydınlar ile diğer değer yargısının temsilcileri kısaca ordu, yargı ve bir başka grup (ulusalcı vb tanımlamaları var) aydın kesimdir. Ancak matematik olarak temsilciler hiç bir zaman temsil ettikleri sayıda olamazlar. Bu nedenle kurumlar arası bir kavga tartışmasına girmek yerine ülkenin temelde ve ne yazıkki sadece üst kavramlar konusundaki fikir ayrılığına kafa yormamız gerekir.
Ancak bu temel fikir ayrılığı bana göre normal bir ülkede en önemli sorun olabilirdi. Teorik olarak bu kadar farklı algılar ülkemizdeki en önemli sorun değil. Çünkü bu ülkedeki toplumun % 99' u hayatın detay ve güncel konularında hem fikir. İşte ülkemizdeki asıl korkunç tehlike bu. Bu ülkenin toplumu, asla, fiziksel yoruma açık olmayan, matematik gerçeklerden ders almıyor. Lütfen bugünkü Millyet gazetesindeki (tabi diğer gazetelerde de vardır) dereye uçan araca ve içinden kaç kişi (6) çıktığına bakın. O araç % 99 Konya yolunda içinde 8 kişi ile çukura düşen araç ile aynı. Ve 5 kişilik bir binek otosuna koltuk sayısından fazla binme konusundaki ortak kararlılığımıza bakın. Kozak yaylasında kesilen çam ağaçlarına, derelere yapılacak HES' ler konusundaki tepkilere bakın. Duble yol hayranlığımıza bakın. Kaçımızın üçüncü köprüye itirazı var. Kaçımız kayıtsız şartsız önce çevre ve doğa diyoruz. Kaçımız bu coğrafyayı değiştirerek yaşama yerine onu aynen koruyarak yaşama peşindeyiz. Evet sayın okurlar ülkemizde kurumlar arasında farklılıklar mı var, yoksa aslında hepimizde inanılmaz bir toplumsal uzlaşı mı var? Yok olan bir coğrafya üzerinde ne kadar demokrat olduğunuzun veya ne kadar laik bir yönetim ile yaşadığınızın çok mu önemi var? Allianoi, Hasankeyf, Fırtına deresi yoksa biz varmıyız ? Varız denildiğini duyar gibiyim. Ama en azından ben yokum, o derelerle, o ağaçlarla gerçekten bir parçamın kesildiğini , kuruduğunu hissediyorum.