- Kategori
- Gündelik Yaşam
Siz boşa konuşuyorsunuz

O değil de;
Bayram sabahı olmasına rağmen güne sönük başladım. Ne odasından çıkıp gelerek, ‘ANAM, bayramın kutlu olsun’ diye elimi öpen oğlum, ne de kapıyı tıklatıp karşıma dikilerek gözlerinin içi parlayan ve koro eşliğinde, ‘bayramınız kutlu olsun’ diyerek avucunu açan bıcırıklar vardı.
Tüm bu eksiklikler ve oruçtan yeni çıkmanın verdiği rehavetle bütün uyuzluğum üstümdeydi. Saçma bir şekilde ocağa çay koydum. Hemen ketilda su kaynatıp çayı demledim. Kahvaltı masasını da hazırlayıp o önemli görevi ifa ettim. Tabii bu arada nerdeyse günü yarıladım…
O an anlamıştım, bayram bizim eve gelmeyecekti…
Gelen biyere gitmeyi uygun gördüm ve babamlara gittim. Bayram tam da babamlara gelmişti. Annem babam kardeşlerim yeğenlerim…
Mevzu, baklavanın tadından dolmanın ustalıklarına, yeni açılan Kartal- Kadıköy metro hattından bizim memlekete giden yol güzergahında butik otel yapmaya, bayram sonrası gidilecek tatil yöresinden CHP ve AKP’ye kadar geldi. Bazen sesler yükseldi. Aşiret gibi olduğumuz için her kafadan farklı bir ses çıkıyordu.
Kadınlar olarak konuyu değiştirme çabalarımız da sonuç vermemişti. Gençlerin çabaları da sonuçsuz kalınca onlar da kendilerini siyasetin içinde buldular. Uzun süre vatan kurtarıldı. Olaya son noktayı annem koydu,
- Siz boşa konuşuyorsunuz, onlar şimdi kimbilir nerde eğleniyordur…
O değil de;
Gidilecek başka büyükler var. Amcalara gidilecek… GİT!
Daha önceki yazılarımda da bahsetmiştim. Bi Musti amcam var. Ne vakit gitsem beni görünce sarılıp ağlar. Dönerken de yine sarılıp ağlar. İzmir’de kaldığım beş yılı hiç kabüllenmedi. Sık sık telefon açıp ‘hadi kızım daha dönmüyor musun!’ derdi. Bazen de yengemi bahane edip telefon açar, ‘yengen rüyasında seni görmüş, çok sıkılmışsın’ diyerek konuyu ‘İstanbul’a ne zaman dönüyorsun’a bağlardı.
Bu vukuattan sonra yengemi arayıp beni merak etmemesini iyi olduğumu söylerdim. Yengem yarı hiddet yarı duygusala bağlamış bir şekilde ‘ben miii merak ediyomuşumm, asıl ne zaman adın geçse çocuk gibi hüngür hüngür ağlayan kendisi’ diyerek konuyu, ‘hadi kızım artık dön’e getirirdi.
Amca ziyaretlerinde sonra mezarlık ziyareti de yaptım. Artık her şeyi bahane edip ağlayacak kıvama gelmiştim. Bu arabesk durumu daha fazla uzatmadan annemlere geri döndük. Ev yine kalabalıktı. Annem misafirler patlayana kadar yedirmekte kararlıydı.
Bu kargaşanın içinde annem ve babamın gözlerinin içi gülüyordu. O gözleri gördükten sonra bütün yorgunluğum geçti…
O değil de;
İyi Bayramlar…