Siz hiç beyin ameliyatı oldunuz mu? / Sağlıklı Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Nisan '16

     
    Kategori
    Sağlıklı Yaşam
     

    Siz hiç beyin ameliyatı oldunuz mu?

    Siz hiç beyin ameliyatı oldunuz mu?
     

    Aslında doktordan hep filmlerde olduğu gibi "yüz yüze görüşmemiz lazım" mesajını aldığımda bir sorun olduğunu anlamıştım. Sonrasında ise her şey çorap söküğü gibi geldi.

    Ameliyat fikrinde sorun yoktu ama işin içine beyin girince konu biraz karmaşıklaşıyordu.

    Doktorum "ameliyattan iki hafta sonra koşarsın bile merak etme" dediğinde gerçekten inanmıştım, sonuçta bu konuda en ünlü cerrahtı. Moral vermeye çalıştığını ameliyattan sonraki üç aylık süreçte fazlasıyla anladım.

    Uyandığımda karanlıktı, yoğun bakımdaydım ve yatağımın başında bekleyen 7 kişi vardı. Sanırım yoğun bakımda nöbet değişimi gibi bir saatti. Herkes birbirine benimle ilgili bir şeyler anlatıyordu. Engin tıp bilgimle kendimce doğru anlatıyorlar mı diye dinlemeye çalıştım:)

    İlk düşündüğüm başımdakileri sayabildiğime göre görüyorum, duyabiliyorumdu. Sonra konuşabiliyormuyum diye denemek istedim ve “Saat kaç?” dedim. Bingo o da tamamdı. Son adım elleri ve ayakları denemekti. Hafifçe kıpırdattım, "hadi yine iyisin" dedim kendime.


    Hep çok güçlü olmam gerektiğini düşündüm. Artık bundan sonrası iyileşme süreciydi ve "acımadı ki" dersem hem kendimi hem de ailemi inandırabilirdim ama çok acırken hiç acımıyormuş gibi yapmaya çalışmak da zordu. İsyan ettiğim günler çok oldu ama sonra kapının altından kızımın bıraktığı notlar, ailemin, eşimin (moral kaynağım), dostlarımın sonsuz ilgisi ile düşerken yeniden kalktım.

    Bu süreçte çok şey öğrendim. Aslında gün içinde değer vermediğimiz ama kaybedince anlayabileceğimiz milyonlarca muhteşem anlarımız olduğunu anladım.

    Mesela sabah alarm çaldığında söyleniyoruz ve dönüp kapatıyoruz. Yatakta dönerken birine ihtiyaç duymamanın ne kadar güzel olduğunu anladım.

    Her saniye çocuğumu öpebilirken üç hafta boyunca sadece uzaktan seyretmek zorunda kalmanın nasıl bir işkence olduğunu anladım.

    Her akşam “Acaba ne atıştırsam?” diye buzdolabını eğilip kurcalayabilmenin nasıl bir özgürlük olduğunu anladım.

    Yine trafikte kaldık diye söylenirken aslında evden tek başına çıkabilmenin nasıl bir rahatlık olduğunu anladım.

    Bana uzak olduğunu düşündüğüm bazı kişilerin aslında beni nasıl sevdiğini, yakın zannettiğim bazı kişilerinde aslında o kadar da samimi olmadıklarını anladım.

    İnsan kınadığını yaşamadan ölmezmiş derler. Bu insanlar işe gitmeden evde nasıl gün geçirebiliyor derken işten ayrılıp günler geçince insanın her şeye zamanla nasıl alışabileceğini anladım.

    Kısacası yapabildiğimiz en ufak hareket için, sağlık belirtisi için nasıl şükretmemiz gerektiğini anladım. Ağrısız geçen bir günün ne büyük bir şans olduğunu ise ne yazık ki fazlasıyla yaşayarak anladım.

    Gün içindeki koşturmamızda aslında bizim için ne kadar değerli olduğunu bilmediğimiz birçok şey yapıyoruz. Ne yazık ki onun değerini sadece kaybedenler anlayabiliyor ve biz size anlatmadıkça, hatırlatmadıkça, farkında olmadan yaşamaya devam edeceksiniz.

    Arada sırada geçen yıl benim için çok kritik, olmazsa olmaz dediğim bazı konuları, hırslarımı düşünüyorum. Çok komik geliyor, bunlara mı üzülmüşüm diyorum. Hala öğrenebildim mi bilmiyorum ama çabalıyorum. Sadece çevresi için yaşayan ben, biraz daha kendime önem vermeye çalışıyorum. Hayatı ıskalamamaya, önem sıralamamı değiştirmeye, yeni şeyler öğrenmeye, paylaşmaya çalışıyorum. 

    Umarım hayat hiç birimize ders vermez,  planlar yapmamıza ve yaptığımız planları da engelsiz uygulamamıza izin verir. Son bir yıl da ise benim anladığım tek gerçek var. “Hayat biz planlar yaparken başımıza gelenlerdir.”

    Umarım herkes hayatta başına gelenlerden hep çok mutlu olur.

    Sevgiler,

     

     

     

     
    Toplam blog
    : 1
    : 261
    Kayıt tarihi
    : 22.01.16
     
     

    12 yıl kurumsal hayat deneyimi sonrasında geçirdiği beyin ameliyatı yüzünden kurumsal hayattan ay..