- Kategori
- Gündelik Yaşam
Siz hiç oyuncak müzesi gördünüz mü?

Siz hiç oyuncak müzesi gördünüz mü? Görmediniz mi?
Sunay Akın o kadar güzel düşünerek o kadar güzel bir müze yapmış ki daha sokağın başında ben 10 yaşındaydım. Zürafalar karşılıyor kapının önünde
hepsi birer sokak lambası sadece sokağı değil kapıdan içeri girerken zihnimizide aydınlatıyor daha oradayken o çocuk gözleriniz geliyor içi gülen... ve koşarak giriyorsunuz kapıdan içeriye dünyanın bir çok yerinden toplanmış oyuncaklar karşılıyor sizi, gözlerinize inanamıyorsunuz 1950 yılına ait çoğu o yıllarda, o teknoloji ile ne harikalar yaratılmış.. Aslında birazda zaman tüneli.. gibi..
Denizci, itfaiyeci, hemşire, anne çocukluğunuzdaki oyunların bir parçası sanki herbiri... Her birine bakarken kah gülüyor kah gözleriniz doluyor...
Çocukken saçlı bebekler çok pahalıydı annem alamazdı bize örerdi, dikerdi yada binbir zorlukla saçsız bebek alırdı, birgün babamın bir akrabası Almanyadan tatile geldiğinde saçlı bebek getirmişti dünyalar benim olmuştu o mutluluğum dün gibi ve hüznüm.. Bana kızan ağabeyim beni cezalandırmak için bebeğimi kırıp evin çatısına atmıştı deli gibi bebeğimi arıyordum ve hazin sonu gördüğümde yaşadığım üzüntü o gözü yaşlı küçük kız kocaman oldu kaç tane saçlı bebek alabilir ancak hiç bi zaman alamadı hep çok pahalı dedi...
Oyuncak müzesinde doyasıya baktım saçlı bebeklere, saçsız bebeklere, hala bir hüzün ve onunla birlikte kocaman bir gülümsemeyle dolaştım.. Duvarda gördüğüm izci gömleği beni aldı götürdü farklı bir hüzne...
Ve elde yapılmış örgü bebekler aaaaa dedim aynı bu kardeşimin bebeği funda bu benim bebeğim özgür ne çok benziyordu... Kağıttan elbiseler giydirdiğimiz şebnemlerde oradaydı...(biz kardeşimle karton bebeklerimizi ve elbiselerini kendimiz üretirdik..)
Micky mouse orada, pinokyo , temel reis hepsi sizi karşılıyor....
Bu arada müzenin kafesinde kurabiyeler nefis yemeden gitmeyin:))
Bugün Tv 8 de ki Sunay Akın'ın programı Mahya ışıklarındaki konuğu, alıp 6 yaşındaki çocukluğumu yanıma tekrar gideceğim oyuncak müzesine dedi... Sizde öyle yapın alın çocukluğunuzu, çocuklarınızı, nasıl olursa olsun gidin görün oyuncak müzesine, dünyada bir eşi daha olmayan bize verilmiş bu güzel armağanı gidin ziyaret edin...
Ben dazla ayrıntıya girmeden anlatmak istedim çünkü görülmesi gerekiyor.... Herkes kendi anılarını yaşıyor...
Canım anneme, canım babama tüm zorluklara rağmen gözleri gülen çocuklar yetiştirdikleri için teşekkür ederim...
Çocukluğun insan hayatındaki en önemli dönem olduğunu ben müzeyi dolaşırken birkere daha farkettim..
Benim öyle çok hatıram vardıki oradaki bir çok oyuncağa baktığımda. Ben hatıralarımla birlikte dolaştım çok keyif aldım... Yüzümde kocaman bir gülümsemeyle ayrıldım..
Sunay Akın'a çok teşekkürler ve sevgilerle...
O'nun çok güzel bir şiriyle bitirmek istiyorum yazımı..
Sevgiyle kalın ve ayrıca her zaman biraz çocuk kalabilmek dileğiyle....
Sevmek
Saçak altına sığınmış
göçmen kuşun
kar tanecikleri arasında
düşen beyaz tüyünü de
görebilmek
İşte
sevmek
Sunay Ak