- Kategori
- Siyaset
Siz yoksunuz (İktidar kendi ayağına kurşun sıktı)
Günler su gibi akıyor, yağmur çamur, biber gazı cop tazyikli su…
Ülkenin dört bir yanında meçhule giden bir halk eylemi var, uykusuz yorgun geceler hala devam ediyor edecek gibi de görünüyor…
Bana göre hayal kırıklığı ve sonrasında doğacak siyasi “felaketleri” engellemek için devam etmeli…
***
Sağlığımızla o kadar yakından ilgiliyiz ki “devlet” halk bilinçlensin sağlığına sahip çıksın artık ayyuka çıkan sağlık giderleri azalsın diye her TV kanalına bir “doktorumu” programı koyuyor.
Müthiş bir olay ve hizmet ama ne hikmetse bir başka kanala da devletten alınmış izinlerle üfürüklerle ve bitki sularıyla tedavi eden şaklabanları da TV ekranlarına çıkarıyorlar…
***
Adana da tarihi Doğumevinin bekleme salonu ve acil servislerinde; hasta arabasında ve koltuklarında üzerinde “Seyhan Belediyesi” yazan banklarında doğum sancısı çeken kadınlar var.
Salonun duvarında LCD ve HD TV var, “Doktorumuz” programını yayınlıyor.
Hastalar ve refakatçileri sıkılmasın diye olmalı…
İçlerinde neredeyse doğdu doğuracak köylü bir kadıncağız oflamaya sızlanmaya başlayınca, yanında duran şalvarlı kapkara sakalı köylü kocası;
-Sus be kadın sık dişini biraz, deyip kafasına vuruyor kadıncağızın!
Sonra oradan geçen hemşireye soruyor;
Ne zaman doğuma alacaksınız acaba, görmüyor musunuz, kadın doğurdu doğuracak?
Hemşire koridor boyunca sorulan aynı tip bu sorulardan sıkılmış olmalı ki sertçe;
“Doktorumuz daha gelmedi bekleyin biraz…”
Adam soruyor bağırarak hemşireye; nerede bu doktor hala niye gelmedi ki?
Hemşire aynı ses tonuyla yanıt veriyor; İşte karşınızda deyip televizyondaki doktorum programındaki beklenen “doktoru” gösteriyor.
Adam kalkıyor, danışmadan rica ediyor danışma 11880 arıyor TV kanalının telefonunu buluyorlar ve köylü adam cep telefonundan kanalı arıyor;
Sunucu Zahide Hanıma durumun aciliyetini anlatıyorlar, Zahide hastanın kocasını doktora bağlıyor. Adamcağız Adanalı şivesiyle hastanın durumunu ve kadınının her an doğum yapacak hale geldiğini anlatıyor…
Doktor durumun vahametini anlıyor ve ekrana dönerek sesleniyor;
“Bu ne cehalet kardeşim, bırakın konuşmayı hemen bir hastaneye gidin ve doktorunuzu bulun…”
Köylü adam doktorsun sözünü bitirmeden cevap veriyor;
“ İyi de doktor biz hastanedeyiz ama siz yoksunuz…”
***
Sanki eylemleri yapanlar bu ülkenin gençleri anaları babaları vatandaşları değilmiş,
Sorun kendilerini ilgilendirmiyormuş, sanki eylemcilerin amaçları kendilerini devirmek,
Kendilerinden başka ülkeye iyi şeyler yapamadıkları için kendilerinin önünü kesmek “başbakanı” yemek amacındalarmış,
Üç koyun güdemeyenlerin tezgâhıymış,
“ GİBİ”
Ülkenin içinde ve dışında oluşacak benzeri sorunları çözeceklerin “kendileri” olduğunu unutmuş olmalılar ya da gözleri öylesine kararmış olmalı ki;
Sağa sola tehditler savurarak sadece belirli bir kitleye kışkırtıcı hitap ederek diğerlerini dışlayarak küçümseyerek tehditler ederek, aşağılayarak ve özellikle CHP ni suçlayarak konuşuyorlar ama
Birileri, hele ki kendi partilerinden bir babayiğit çıkıp;
Her şey gün gibi apaçık ortada cereyan ediyor ama kaç gündür “siz yoksunuz” diyemiyor…
***
Ve Başbakan ve havarileri bana göre “hala yoklar…”
Bundan sonra demokrasi ve özgürlükler açısından da asla olamayacaklar, yazık
Geçti Borun pazarı sürün eşeğinizi Niğde’ye…
Bir iktidar ve güç ancak bu şekilde kendi ayağına kurşun sıkabilirdi, helal olsun…
“Türkiye sizinle gurur duyuyor,” Bize izin verirseniz Taksimi ezer geçeriz…”
***
Yani bu kadar ucuz ve kolay öyle mi?
Onları çok iyi anlayan destekleyen destekleyecek ve yardım edecek biri olarak onlar adına sesleniyorum;
-Elinizden geleni ardınıza koyarsanız namertsiniz sizden korkan da sizin gibi olsun!!!
***
Efendim uzun lafın kısası; Birileri, umarım en tepeden başlayarak ayağın ucunu yalayanlara kadar kim cesaret edip söyleyebilecekse Başbakan şunu söylesin lütfen;
Dünyanın hemen her yerinde halkının bir bölümünü veya bir kısmını tehdit eden taraftarlarına hedef gösterenlere resmen ”diktatör” denir…
İyi akşamlar…
Erdoğan ÖZGENÇ