- Kategori
- Güncel
Sizin hiç oğlunuz öldü mü?

Milliyet Gazetesi 09.12.20099
Sizin içinizde taşıdığınız, bir gün fidan olan, ağacınız kesildi mi?
Geceler boyu nefesini dinlediğiniz, o dünyanın en güzel varlığının nefes almadığını gördünüz mü?
Biraz sonra kapıyı açıp da “Anne ben geldim.” diyen sesini duymadığınız oldu mu?
Yüzüne bakmaya kıyamadığınız yavrunuz size telefonda; “Anne ben vuruldum galiba ölüyorum. “ dedi mi?
O hep çocuktu, büyüyemeden ellerinizin arasından kayıp gitti mi?
Sizin oğlunuz babasının cenazesinin önünde size: ”Anne beni askere gönderme.” diye haykırdı mı?
Siz çocuğunuz hapishane arabasında giderken ardından: “O daha çocuk.” diye bağırdınız mı?
Siz hiç yaşamın kıyısında yürüdünüz mü?
Bağrınıza taş basıp acınızı gözlerinizden bile sakladınız mı?
Onlar her yerde açan rengârenk çiçekler olduğunu biliyor muydunuz?
Solduklarını değil, öldüklerini görmek içinizi acıtmıyor mu?
Siz o çiçeklerin kanları üzerine susamışlar siz insan mısınız?
Sizin çocuklarınız yok mu?
Sizin hiç canınız acımıyor mu?
Siz bu toprakların üzerinde canını veren fidanlarımızın acısını unutturabilir misiniz?
Sen kabadayı tavırlı kadın, kadın olmaktan utanmıyor musun?
Sen biçare kadın kimi tehdit ediyorsun?
Senin yüreğin nasırlanmış, gözlerin kör olmuş farkında değil misin?
Sen yüreğinin içinden ta derinlerden bir yerlerden gelen ninnileri söylemedin mi?
Senin hiç oğlun ölmedi mi?
Yerler ıslak, yerler kan görmüyor musunuz?
Çiçekleri soldurmadınız, öldürdünüz, mutlu musunuz?
Sizi ne tarih ne analar affedecek, siz unutulacaksınız ama o çiçeklerin unutulmayacağının farkında mısınız?