- Kategori
- Güncel
Sobe!

Siyaset figürleri değişse de siyasetten geçinenler değişmiyor, ipliği pazara er yada geç çıkıyor.
Özellikle kamuoyuna yansıyan imar yolsuzlukları sıradan demokratik ülkelerde bile olsa hukukun terazisine takılır kalır değil mi.
Lakin değişen bir şey yok!
Malum, üreme hızında dünya olimpiyat şampiyonu güzide memleketimizde hızla çoğaldığımız için, imar planlarının değişimine yatırım yapan, umut bağlayan siyaset esnafı hızla zenginleşmenin basamaklarını tırmanıyor.
Ama burada herkese yok!
Belediyelerin meclislerinde bir şekilde yer alacaksın veya güvenilir kaynakların olacak. Fizibiliteni yaptıktan sonra şehrin ne yana büyüyeceğini kestirip yok pahasına köylünün elinden tarlaları alacaksın. Yalnız burada iktidar gücünü elinde tutan dostların olacak. Öyle büyük pastaları bu memlekette tek başına yedirmezler. Çetesi var, mafyası var arkan güçlü olacak hemide yani…
Dünyada mantar gibi zenginleşmenin zirve yaptığı yegane ve de tek güzide memleketimizde geçer akçe din ise din sopasına, milliyetçilik ise milliyetçiliğe, Atatürkçülük geçer akçe ise Atatürkçülüğe sarılacaksın ki yatırım yaptığın arsa yeşil alan olarak güme gitmesin hemencecik…
Zaten şu seksen dört yıllık Cumhuriyet tarihimizin kısaca Dinden ve de Atatürk’ten geçinenlerin mücadele tarihi olduğunu sağır sultan bile biliyor, asi çok yazdı.
Uyanık ve işini bilen yurttaş olarak işini ona göre tutacaksın. Bir gecede tirilyoner pardon yeni YTL’ye göre milyoner olmanın yolu ya siyasete yada siyasetten geçinen ekibe dahil olmaktır. Malum bu işin tadını alanlar zaten her devrin adamı olmayı liberalizim sosu ile süsleyip gazete köşelerini bile tapuladıklarına göre biraz akıllı olacaksın icabında ki iş tutasın.
Paraya sahip olma becerini yani Allah vergisi yeteneğini kullandıktan sonra artık sırtın yere gelmez. Ama lakin başka böyük paraların paylaşımına taş koyacak bir hata işlemişsen adamın dişine bakmazlar anında gemiden atarlar şıp diye, ona göre.
Türünün nadide örnekleri sayılabilecek dürüstlük abidesi birkaç kişi varsın didinip dursun yolsuzluklar, hırsızlıklar üstüne mahkeme, mahkeme dolansınlar.Aynı konuda yan yana mahkemelerden farklı kararlar çıktığına tanık olsalar bile “işini” bilmeyen gariplerin, bu birkaç kişinin, yinede azimle Donkişot gibi yel değirmenlerine saldırdığını izlersiniz.Umutlanırsınız ama yetmez…
Zaten halkımız nezdinde desteklenir görünen bu gariplerin aslında pek te taraftarları yoktur. İş bilme konusunda filozof kesilen bu halk değil midir “Yiyorlar ama iş te yapıyorlar…”diye tarihsel tespitini yapıp sat, sat ye ekonomisini ayakta tutan, neyse konuyu fazlaca sarmaşık gibi dolandırmanın ve de blog mahallesinin diline düşmenin alemi yok, bir iki atasözü ile bağlayalım bu günlük.
“İş bilenin, kılıç kuşananın.”
“Bal tutan parmağını yalar.
…
Ama belki bir gün “Keser döner sap döner, hesap döner”e dayanırsa zamanın yaprakları ve de çevre kirliliğinden olduğu gibi bulanırsa; insanın bilinci doğa gibi kıyametini koparırsa diye ummaktan başka ne yol bulunur güzide çağımızda.
Çetelerin toplumsal değerlerin arkasına saklandığı gerçeği “Yiyorlar ama iş yapıyorlar…”diyen sobe dediği zaman bahar olur değil mi tüm mevsimler.
Sobe…
Ankara/23Ağustos/2008 Asiyazar.