- Kategori
- Futbol
Son 7'ye doğru...

süperlig
Türkiye Süper Liginde son 7 haftaya gelinirken şampiyonluğa en yakın iki aday, Sivasspor ve Beşiktaş olarak öne çıkıyor. Geçen hafta oynanan maçlardan alınan sonuçlar ile beraber, Trabzonspor bu şansını devam ettirme yolunda önemli bir 3 puan alarak biraz olsun nefes alırken, ezeli rakipler Galatasaray ve Fenerbahçe boks, karate, kavganın dışında hiçbirşey ortaya konmayan maçta, bana göre lige havlu atmış duruma gelmişlerdir. Bu hafta oynanacak maçlarda da bu iki takımın puan kayıpları yaşayacağı kanaatindeyim.
Haftayı en karlı kapatan ligin zirvesindeki 2 takım, Sivasspor ve Beşiktaş bu yarışı sonuna kadar kovalayacaklarını oynadıkları futbolla ortaya koymaktadırlar. Son haftalara yaklaştıkça iyi futboldan çok 3 puanın ''bizim olsun, nasıl olursa olsun'' mantalitesine yönelen takımlar ve yöneticiler, futbolu çirkinleştirmekten başka birşey yapmadıklarının farkında değiller.
Bakınız Fenerbahçe stadı 55 bin kişi kapasiteli fakat tribünler son haftalarda yarı yarıya boş, keza bu Galatasaray ve Trabzon içinde geçerli. Nedeni gayet açık eğer siz müşterinin (taraftarın) istediğini vermez ya da yapmazsanız, sizden alışverişi keser. İşte bu bahsettiğimiz klüplerimizde futboldan başka herşey mevcut. Bunun son örneğini geçtiğimiz pazar günü Galatasaray-Fenerbahçe harbinde tüm Türkiye hatta Dünya basını izledi.
Birde maçtan sonra Sayın Adnan Polat'ın açıklamaları tuzu biberi oldu. Neymiş efendim 2 büyük klüp şampiyonluk yarışından koparılmak istenmiş, tezgah varmış vs.Sayın Polat, takımınızın şampiyon olabilmek adına futbol kuralları dahilinde ne yaptığını sormak istiyorum size. Önce oynanan futbola bakın, sporcularınızın yaptıklarına bir bakın sonra hakemlere ve federasyona yüklenin. Yıllardır son haftalara hep ''çamur at, izi kalsın''anlayışıyla girdik. Sayın Mecnun Odyakmaz ın da talihsiz açıklamalarını, şampiyonluğa bu kadar yaklaşıldıkça yaşanılan strese bağlıyorum. Buradan tüm kulüp başkanlarına ve yöneticilerine seslenmek istiyorum, bende eski bir futbolcu olarak şunu çok iyi biliyorum ki, futbol maçları sahada kazanılır, emek vermeden, alın teri akıtılmadan, koşmadan, savaşmadan ve mücadeleyi 90 dakikaya yaymadan maçlar kazanılmıyor. Eğer siz takım olarak tüm bunları yapıyor ve daima kaybediyorsanız işte o zaman öküz altında buzağı arayabilirsiniz.
Bir çift sözümde takım yandaşı spor yazarlarından sayın Selçuk Yula ya olacak. Sizin futbolculuğunuzu yaşı 30 ve üzeri olan herkes hatırlayacaktır. Futbolun içinden gelmiş biri olarak o yıllardaki duruşunuzu şimdilerde göremiyoruz. Bir takım taraftarı, yöneticisi, futbolcusu ya da yazarı olabilirsiniz ama bu size takımınızı savunma yaparken spor ahlakını ve özellikle de ATATÜRKümüz'ün o meşhur sözlerini unutturmamalı. Lugano'nun nasıl bir futbolcu olduğunu ve kişiliğini az çok herkes bilir. Dikkat ettiyseniz Lugano son birkaç yılda oynanan neredeyse tüm Galatasaray maçlarında kırmızı kart görmüştür. Yoksa hakemler Luganoya gıcık mı olmuşlarda hep ona kırmızı göstermişlerdir, bu adam sütten çıkmış ak kaşık mıdır? Lütfen yorumlarınızda ve futbola bakış açınızdaki yanlı tutumlarınızı gözden geçiriniz. Futbolu öğrenmeye çalışan, izleyen yeni yetişen gençlerimiz sizlerin ve diğer tüm yöneticilerimizin yaptıkları ile bilgi sahibi olacaklardır. Onları yanlış yönlendirmek Türk gençliğinede ihanettir. Bu sözlerim futbolu yöneten ve içinde bulunan tüm büyüklerimizedir.
Kim şampiyon olursa olsun, biz temiz futbol izlemek istiyoruz...