- Kategori
- Futbol
Türk Futbolunda Genel Kalitesizlik Sorunu
Türkiye' de maalesef futbol her geçen gün kötüye gidiyor. Bunu sadece sahada oynanan futbolu kastederek söylemiyorum. Türk futbolu her anlamda büyük sıkıntılar yaşıyor. Ben sıkı bir futbol izleyicisi olarak her geçen yıl Türkiye Ligi maçlarını daha az seyrediyorum. Eskiden neredeyse canlı yayınlanan her maçı izlerken bir kaç yıldır sadece tuttuğum takım olan Galatasaray' ın maçlarını takip ediyordum. Ama son iki sezondur neredeyse hiç lig maçı izlemedim. Ve dikkat ediyorum birçok futbolsever de benim gibi düşünüyor. Bunun tabi pek çok nedeni var.
Türkiye' de hiçbir zaman federasyon yönetimi yeterli görülmüyor. Başkan ve yönetim kurulları her zaman eyyamcılıkla suçlanıyor ve suçlayanlar da haksız sayılmaz. Türk futbolu' nda yaşanan yapısal ve müzmin sorunlara yönelik hiç bir samimi çözüm önerisi sunulamıyor. Örneğin kulüplerimizin çoğu borç batağında yüzüyor, futbolculara ve teknik direktörlere zamanında ödeme yapamıyor ama federasyon hiçbirine müdahale etmiyor. Kulüp yöneticileri gömlek değiştirir gibi teknik direktör değiştiriyorlar ama bunu önleyecek yasal tedbirler alınmıyor.
Yine kulüp yöneticileri federasyonları sırayla saha sonuçlarına müdahale etmekle, onların önünü kesmekle, tezgah kurmakla suçluyorlar ama federasyon yönetimi bunlara cevap bile veremiyor sanki kabullenircesine. Bununla beraber hakemlerimiz de berbat durumdalar. Özgüvensiz, her türlü baskıya açık ve eğitimsiz hakemlerimiz uluslararası maçları televizyondan izliyorlar, görev alamıyorlar. Yönettikleri maçlar da ortada. Hiç bir standardı olmayan kararlar , saçma sapan kartlar, verilen verilmeyen penaltılar, ofsaytlar hep tartışılıyor ve çoğunda da hakemler gerçekten hatalı çıkıyor.
Kulüp yönetimleri milyon dolarlık yanlış transferler yapıyorlar, futbolcular üzerinde ya hiç otorite kuramıyorlar ya da aşırı disiplin gösterileriyle futbolcuları bezdiriyorlar. Neticede başarısızlık olunca kendilerini asla suçlamıyorlar, kendileri dışındaki her gruba saldırıyorlar ve ortamı inanılmaz geriyorlar. Ülkemizde maalesef sadece iki tane kaliteli stadyum var şu anda. Bunların dışında kalanlar barakadan farksız durumda. Stadyumda maç izlemek maalesef bir keyif değil bir işlkenceye dönüşüyor. Saatler öncesinden yola çıkmanız gerekiyor, park sıkıntısı, ulaşım sıkıntısı had safhada, bilet bulmak çok zor hadi buldunuz üzerinde yazayan numaralı koltuğa oturmanız neredeyse imkansız.
Hepsini göze aldınız diyelim bu kez fanatik seyirciler maçı izlemeyin diye her türlü saçmalığı yaparlar. Can güvenliğiniz kesinlikle yoktur. Üstelik bütün bunlara katlanmızı gerektirecek kaliteli futbolu da sahada göremezsiniz. Futbolcularımız birkaç istisna dışında ne kaliteli bir sporcu ne de kaliteli bir insan olabilmişlerdir. Maç sonlarında yaptıkları açıklamalarda iki kelimeyi bir araya getiremezler ama ukalalıktan da geri kalmazlar. Binlerce taraftarı tahrik etmekten kaçınmazlar.
Futbol yorumcularımız da amigoluktan öteye geçemedikleri için katıldıkları programlarda kavga eksik olmaz. Yine birkaç istisna hariç. Bunca kalitesizlik gün gibi ortadayken bazı bu sorunları çözmesi gereken yetkililer Türkiye' de maçların gerek statlarda gerek televizyonlarda yeterince izlenmediğinden şikayet ediyorlar.
Şimdi size soruyorum neden izleyelim?
Türkiye' de hiçbir zaman federasyon yönetimi yeterli görülmüyor. Başkan ve yönetim kurulları her zaman eyyamcılıkla suçlanıyor ve suçlayanlar da haksız sayılmaz. Türk futbolu' nda yaşanan yapısal ve müzmin sorunlara yönelik hiç bir samimi çözüm önerisi sunulamıyor. Örneğin kulüplerimizin çoğu borç batağında yüzüyor, futbolculara ve teknik direktörlere zamanında ödeme yapamıyor ama federasyon hiçbirine müdahale etmiyor. Kulüp yöneticileri gömlek değiştirir gibi teknik direktör değiştiriyorlar ama bunu önleyecek yasal tedbirler alınmıyor.
Yine kulüp yöneticileri federasyonları sırayla saha sonuçlarına müdahale etmekle, onların önünü kesmekle, tezgah kurmakla suçluyorlar ama federasyon yönetimi bunlara cevap bile veremiyor sanki kabullenircesine. Bununla beraber hakemlerimiz de berbat durumdalar. Özgüvensiz, her türlü baskıya açık ve eğitimsiz hakemlerimiz uluslararası maçları televizyondan izliyorlar, görev alamıyorlar. Yönettikleri maçlar da ortada. Hiç bir standardı olmayan kararlar , saçma sapan kartlar, verilen verilmeyen penaltılar, ofsaytlar hep tartışılıyor ve çoğunda da hakemler gerçekten hatalı çıkıyor.
Kulüp yönetimleri milyon dolarlık yanlış transferler yapıyorlar, futbolcular üzerinde ya hiç otorite kuramıyorlar ya da aşırı disiplin gösterileriyle futbolcuları bezdiriyorlar. Neticede başarısızlık olunca kendilerini asla suçlamıyorlar, kendileri dışındaki her gruba saldırıyorlar ve ortamı inanılmaz geriyorlar. Ülkemizde maalesef sadece iki tane kaliteli stadyum var şu anda. Bunların dışında kalanlar barakadan farksız durumda. Stadyumda maç izlemek maalesef bir keyif değil bir işlkenceye dönüşüyor. Saatler öncesinden yola çıkmanız gerekiyor, park sıkıntısı, ulaşım sıkıntısı had safhada, bilet bulmak çok zor hadi buldunuz üzerinde yazayan numaralı koltuğa oturmanız neredeyse imkansız.
Hepsini göze aldınız diyelim bu kez fanatik seyirciler maçı izlemeyin diye her türlü saçmalığı yaparlar. Can güvenliğiniz kesinlikle yoktur. Üstelik bütün bunlara katlanmızı gerektirecek kaliteli futbolu da sahada göremezsiniz. Futbolcularımız birkaç istisna dışında ne kaliteli bir sporcu ne de kaliteli bir insan olabilmişlerdir. Maç sonlarında yaptıkları açıklamalarda iki kelimeyi bir araya getiremezler ama ukalalıktan da geri kalmazlar. Binlerce taraftarı tahrik etmekten kaçınmazlar.
Futbol yorumcularımız da amigoluktan öteye geçemedikleri için katıldıkları programlarda kavga eksik olmaz. Yine birkaç istisna hariç. Bunca kalitesizlik gün gibi ortadayken bazı bu sorunları çözmesi gereken yetkililer Türkiye' de maçların gerek statlarda gerek televizyonlarda yeterince izlenmediğinden şikayet ediyorlar.
Şimdi size soruyorum neden izleyelim?