Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Temmuz '17

 
Kategori
Güncel
 

Sonrasına yürümek...

Sonrasına yürümek...
 

 *Yürümek

 yürümeyenleri

 arkanda boş sokaklar gibi bırakarak,

 havaları boydan boya yarıp ikiye

 bir mavzer gözü gibi,

 karanlığın gözüne bakarak

 yürümek...

 

 Bir yürüyüşle başlar kimi zaman her şey, bir küçük adımla. Aslında sonlandığında sonuca yeni ulaşılmış demektir. Başlangıçta küçümseyenler olacaktır, dudak bükenler, kendinden emin kibir şatolarının yıkılmazlığana güvenen itirazcılar olacaktır. İtiraz edenler yorulanlar değil, arkada ve karanlıkta kalanlardır.

 Yol bitmek bimezmiş gibi uzun görüldüğünde, yolun doğruluğundan eminsen, sevgi, merhamet ve adaletin yoluysa yolun eğer, kısalır mesafe. O zaman mesafeyi bilmezlikten gel ve yürümeye başla. Eğer yürüdüğün yol doğru yolsa, bir sorunun cevabı da kendiliğinden belirecektir. Kaç kişi seninle birlikte yürüdü?

 Beklenmedik bir anda bir damla düşer kimi zaman, tek bir damla. Derken birisi daha, sonra birisi daha. Beklemez kimse bunaltan havada. Sonra biribiri ardına daha sık damlalar, peşisıra. Bir yağmurdur başlar, iner kendine inanmışların umursamaz görünen kuraklıklarına. İnatçı, alabildiğine inatçı, coşan, kıvrımlar yaparak akan bir duru ırmağa dönüşür; inatla denize yönelir. Yol kısa mı, uzun mu bakmaksızın aşar dağları, ulaşır denize. Adalet bir denizdir...

"Yürüyüşün yarısı önceden atılmış adımlar üzerinden geçer." Oysa bu yürüyüşün tamamı insanlık tarihinin adalet, demokrasi, özgürlük, eşitlik adına şimdiye dek attığı adımların üzerinden geçmiştir. Tamamı şimdilerde çarpıtılan, değiştirilmeye çalışılan, silinmek istenen Kurtuluş ve Kuruluş'un adımları üzerinden onları canlandırarak ve adalet aramak adına geçmiştir. Uzun süredir bu gidişi değiştirme umudunun olduğu, ancak bunu gerçekleştirme olanağının olmadığı yılgınlığının kırıldığı andır bu yürüyüş. Bunaltan havanın yerini serinliğe bıraktığı gibi tıpkı.

 Aslında bir yürüyüştür yaşam. Önemli olan onu hak edercesine sürdürmek ve sonlandırabilmektir. Zaten bir ömür yürüyüşünün mükafatı da budur.

 Ne çok acı gördü suyunu içip, ekmeğini yediğimiz, havasını soluduğumuz bu topraklar. Ne çok acı çeken oldu daha adil bir yaşam kurmak adına bu topraklarda. Ve daha nicesi katlanıyor bu acıya. Tam da katlanmanın bağrımıza taş, yaramıza tuz, kanayan yerimize tütün basmak demek olduğu bir anda bu karanlığa isyan, bu aydınlığa yürüyüş, bir çuvala sığmaz mızraktır şimdi! Su akmış sabaha ermiştir. Bir gülüştür tebessümümüzü çaldıkları dudaklarımızda beliren.

 Sevgilimizsin ey memleket! Sende yanılmadığımızdır inancımızı tazeleyen. Şimdi uzun yaşam yürüyüşümüzün sonlarında içimizi serinleten iğde kokulu bir sabah esintisidir bu yürüyüş. Yitik yılların, yitik çocukların, gözü yaşlı anaların, harcanan günlerinin yaraladığı delikanlıların için ve iyiye, güzele, çağdaşlığa, adalete ulaşmak adına gecikilmiş her günümüz için bizi bağışla Anadolu...

Boynumuzun borcu olsun karanlığın gözüne bakmak...

Akın Yazıcı

12 Temmuz 2017/Erdek

* Nazım Hikmet

 
Toplam blog
: 190
: 391
Kayıt tarihi
: 07.05.14
 
 

1965 Ankara Üniversitesi Tıp fakültesinden asker hekim olarak mezun oldum. Gülhane Askeri Tıp Aka..