​ Sonsuzluk denizinden bir bardak su / İnançlar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Nisan '10

 
Kategori
İnançlar
 

Sonsuzluk denizinden bir bardak su

Sonsuzluk denizinden bir bardak su
 

Bugün, Ayhan ÖZTÜRK'ün Higgs parçacığı ve Tanrı kavramıyla ilgili yazısı bana çok ilham verdi ve " bu konulara pek girmeyeyim" dediğim bir konuda yazma ihtiyacı duydum.

Allah varlığı zaman ve mekandan bağımsız olarak var olandır. Bizim sınırlı, kusurlu ve küçük dünyamızda, hayatımızda algılamak zor olsa da, onun için zaman ve yer sınırı, varlığının başlangıcı ve sonu yoktur.

O "en" lerle ifade edilebilecek kavramlara sahiptir bizim açımızdan bakıldığında. Ancak, hepsi olumlu olan "en" ler.

En güzel, en büyük, en cömert, en iyi vs. Onda kusur ya da eksik yoktur. Mükemmel olandır.

Biz ise çok cüzi şekilde onun özelliklerinden zerreler taşıyoruz ruhumuzda. Biz ayrıca tabii ki, kusurlu, eksik, yanlış, zaman yer ve fiziki özelliklerimizle sınırlı varlıklarız.

Allah her yeri kapladığından hiç boşluk yoktur. Ezelden beri de yoktu.

Sonra Allah bütün evreni, canlı cansız varlıkları yarattı.

Fiziki yapımızı bir elbise gibi düşünüp bir kenara bırakalım ve özümüz olan ruhu düşünelim.Allah, Tanrı, Rab ya da ne isim verirseniz verin yaratıcımız bizi hangi maddeden yaratmış olabilir sizce?

Sadece kendi varlığı sonsuz boyutta heryeri kaplayan Allah, ruhumuzu neden yaratmış olabilir? Bir şeye ihtiyacı var mıdır?

Allah -bence-ruhlarımıza kendi sonsuz ruh varlığından üflemiştir. Bu dinimizde de kabul gören bir yaklaşımdır zaten.

Allah, "kocaman, sonsuz bir okyanus dolusu suyun içinden, küçük bir bardağı suya daldırıp doldurur gibi", kendi sonsuz ruhundan, sevgisiyle ve en güzel şekilde, bize ruhumuzu bahşetmiştir.

Sonra hikmetini sadece ve en çok kendisinin bileceği bir amaç üzerine, kıvama girmeye hazır bir hamur gibi olan ruhlarımızı, fiziğimizle bütünleştirerek, zaman ve yer kavramı, fiziki yapılarımız, psikolojik özelliklerimiz, birbirimizden etkileşimimiz, genlerimiz, yetişme tarzımız vs. etkenlerle , sınırlandırılmış, hata yapma iradesi olan, iyinin yanında kötüyü barındıran, göreceli olarak en üstün ve en aşağılık vasıfları bünyesinde barındırabilen bir sentezle ama daima bize seçme iradesi ve zekası vererek, bir plan ve düzen çerçevesinde, Dünya sahnesine göndermiştir.

Bizi bizim için özenerek hazırladığı bu güzel gezegene gönderdikten sonra da onun bizmle bağı her zaman her saniye sürmüştür elbet. Kuranı Kerim'de geçen "Şah damarımızdan yakın olmak" kelimesinin anlamını bir düşünün.

Her iki ruh arasında, yani Allahın sonsuz ruhu ve bizim ruhumuz arasında, sarsılmaz, değişmez yokolmaz nitelikte olan en önemli bağ ise aşinası olduğumuz o kavramdır. Bu kopmaz bağ " sevgi" bağıdır. Bir annenin evladına duyduğu sevginin yanında zerre kadar kalacağı bir sevgi. Kapalı bir sandıktaki muhteşem ve sonsuz bir hazine gibi, kimilerimizin günlük telaş içinde kapağını dahi açmadan, kendisini mahrum bıraktığı, kimisinin inkar ettiği, kimisinin ruhunu ümit ve aydınlığa bezeyen bir sevgi.

Şimdilik bu kadar.

Yukarda yazılanlar, hayatımın şu anına kadar okuduğum kitapların, yaşadığım deneyimlerin, rüyalarımın, sezgilerimin, bir sonucu olarak oluşan düşüncelerdir. Şahsıma aittir. Dileyen dilediği gibi düşünebilir, saçma ya da ilginç bulabilir elbet.

Sağlık ve sevgiyle kalın..

 
Toplam blog
: 148
: 384
Kayıt tarihi
: 21.09.07
 
 

Merhaba...  Üniversite mezunu Kamu İdaresinde  çalışan bir bayanım. Ankara'da iki oğlumla yaşıyorum..