​ Sonunda oldu seni aldattım, içim kan ağlayarak... / Aşk - Evlilik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Kasım '06

 
Kategori
Aşk - Evlilik
 

Sonunda oldu seni aldattım, içim kan ağlayarak...

Sonunda oldu seni aldattım, içim kan ağlayarak...
 

Az evvel, tanıttığım bir kitap olan Aldatan Kadınlar Anlatıyor' a uzun zamandan beri ilk defa yeni bir yorum aldım ve sonra şunu farkettim. Hep, aldatılmayı yazmışım, kadınların aldatılma hikayelerini. E peki, biz kadınlar sevdiğimizi hiç aldatmıyor muyuz?

Başlığın sebebine gelince... Bu şarkıyı zaten hepiniz iyi biliyorsunuz. Sevgili Aşkın Nur Yengi ' nin ilk albümünden bir şarkı. Ama, o zaman yaş kemale ermediği için henüz, bu cümledeki derin anlamı idrak edemiyordum. Şimdi biliyorum ki, kadınların hepsi aldatırken bu cümleyi yaşıyorlar. Hatta şarkının tamamını...

Sonunda oldu, seni aldattım içim kan ağlayarak

Sen bunu çoktan beri hakettin, senin de yüreğin yanacak...

Erkekler bu işi ne kadar rahat yapıyorlarsa, kadınlar bir o kadar suçluluk duyuyorlar. Çevremde gördüğüm aldatma hikayelerine bakıyorum; daha önceki bir yazımda da belirttiğim gibi, erkekler eşleriyle sarmaş dolaş iken, diğer eliyle telefon numarasının yazılı olduğu bir kağıt verebiliyorlar bir başka kadına. Bunu, inanın bana, buraya yazayım da etkileyici bir örnek olsun diye uydurmadım. Gözümün önünde yaşanan bir olaydı bu. İşi bu kadar ileriye götürebilen bir kadına rastladım mı? Elbette hayır.

Kadınlar, bırakın eşlerini aldatmayı, platonik aşklarını bile aldatırken çok düşünüyor ve sonrasında da çok pişman oluyorlar. Sonra da teselli niyetine bu şarkıyı söylüyorlar. Bakın, bir kadın olduğum için otomatikman platonik aşk ve aldatma kelimelerini yan yana kullandım :). Platonik, adı üstünde, tek taraflı yaşanan bir aşk. Gönül kapısından bir başkası girerse içeri, biz bunu hemen aldatmak sayıyoruz. Evet arkadaşım, sen beni istemiyorsun, ben sana vurgunum, aramızda hiç bir şey yaşanmadı ama ben bir başkasıyla bir şeyler yaşadım, seni aldattım... Böyle midir gerçekten? Bu soruma cevap verecek kadınların büyük çoğunluğu bunu hissedecekler ve evet cevabı verecekler. Erkekler ne düşünüyor acaba konu hakkında; hiç koklamadığın bir çiçeğin üstüne gül koklamak aldatmak mıdır, değil midir?

Peki, insanlar neden aldatır? Eksik olan nedir ki, bu yolu seçerler? O fazla cesur arkadaşımı ele alalım mesela. Dışarıdan bakılınca durum oldukça korkunç görünüyor, değil mi? Peki, içerde neler yaşanıyordur sizce? Neyi bulamıyordur? Eşinin yanında bile buna ara vermeyen bir erkek ne istiyordur aslında?

Yine erkekleri masaya yatırdım, değil mi? Oysa konumuz kadının aldatmasıydı aslında. Kadınsı bir içgüdü olsa gerek. Peki peki, bu defa sizi suçlayan bir yazı yazmayacağım, söz. Yine kendi içimize döneceğim.

Bir kadın neden aldatır? Buna birçok cevap verebilirim. Ama sırf eğlence olsun diye hiçbir kadın sevdiği adamı aldatmaz. Bundan neredeyse eminim. Çünkü, her şeyde olduğu gibi istisnalar olabilir. Ama o klasiği de hatırlatmadan geçemeyeceğim; istisnalar kaideyi bozmaz... Onun için, kadınlar eğer aldatıyorsa haklı bir sebebi vardır muhakkak.

Çok konuşuyor, çok söylüyoruz erkeklerin yaptığı davranışları. Bu davranışları çok uzun süre alttan alır kadın. Sırf bunun içindir ki, karşısındaki hatalarının hata olduğunu farketmez. Konuşmayı dener, aldığı cevaplar daha da acıtır. Mücadele eder, hem de çok mücadele eder. Ama nihayetinde bir insandır, bir kadındır. Onun da sevilmeye, değerli hissetmeye ihtiyacı vardır. Erkeklerin iddia ettiği ve hep arkasına sığındığı o biyolojik hadise onlarda da vardır. Aşka açtır, sevilmeye açtır, cinselliğe açtır. Değiştirdiği saçlarının farkedilmesini ister, beğenilmek ister...

Birgün, tüm kaçışlarına rağmen, o çıkar karşısına. Tüm bu vazgeçilmişliğinin, arada bir yerde unutulmuş olmaların arasından, o kara bulutları dağıtıverir biri. Ona ne kadar güzel, ne kadar sevilesi bir varlık olduğunu, var olduğunu hatırlatır. Ondan da kaçar kadın. Bir kadın için aldatmak korkunçtur çünkü. Uzun süre direnir, o direndikçe adam da direnir, aynı zamanda sevdiği adamın vurdum duymazlığı da yerinde durmaya direnir. Bu direniş silsilesinin ardından birgün pes eder ve beklenen son....

Uzun zamandır özlemini çektiği güzel şeyler yaşamaya başlamıştır. Sevilmenin, sevişmenin hazzını duyar yeniden. Ama ne olursa olsun, sevdiği adama inat bile olsa, acı çeker. Şarkının anlatmak istediği de budur işte. " Sen, tüm çabalarıma rağmen bana bir adım bile atmadın, beni sevmedin, yüreğime dokunmadın, tenime dokunmadın. Saçlarımı kestirdim, onu bile farketmedinn. Güzel olduğumu hatırlatmadın hiç. Ruhumu alabildiğine aç bıraktın. Ben bu açlıkta gelen bu lezzetli yemeği yedim, ama senden gelsin diye uğraştım aylar yılar boyu. Vermedin, ben de bu açlıkla daha fazla başa çıkamadım. Onun için de yapmak zorunda kaldım..." gibi.

Kadınlar aldatırsa mutlaka iyi birşey yapmışlardır demiyorum elbette. Ama, bir kadın olduğum için de sebeplerini anlayabiliyorum. Erkeklerin duygularını bilemiyorum. Sahi beyler, siz neden aldatıyorsunuz bizi? Cevaplarınızı bekliyorum, sevgiyle kalın.

 
Toplam blog
: 132
: 2482
Kayıt tarihi
: 24.09.06
 
 

Dünyayı, yaşamayı ama adam gibi yaşamayı, arkadaşlığı, dostluğu ve en önemlisi çocuğumu, müziğimi..