​ Soru işaretleri yağıyor her yerden / İnançlar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

kevser şekercioğlu akın

http://blog.milliyet.com.tr/kevser

02 Haziran '08

 
Kategori
İnançlar
 

Soru işaretleri yağıyor her yerden

Soru işaretleri yağıyor her yerden
 

Allahım,

Bu gün yine kafamın içine binlerce arı kovanı dolduran sorular üşüşmüş vaziyette. Beynim kiminle iş birliği yaptı da beni deli etmeye çalışıyor? Nerede garip düşünceler varsa, sırasız ve telaşla koşuşturuyorlar beni hiç dikkate almadan. Eğer dikkat etmezsem, aynı sevdiğim deliler gibi olacağım sonunda. Bundan, deli olduğum zaman benim bir şikayetim olmaz da beni sevenler çok üzülürler diye istemiyorum. Hem hayatın gerçek sırrını öğrenemem o zaman. Yoksa kafa patlatmaya değmeyecek kadar basit mi formül? Hayatın sırrını bulduğum gün mü Azo gelecek beni sana getirmeye? Korkumun nedeni görüntüsünün heybetinden mi yoksa karanlık, simsiyah gözler mi? Peki ölüm niye var? Belki de meleklerin en güzelidir Azrail.

Bence hayat soru işaretleriyle dolu. Gökyüzünden başlıyorlar yağmaya yerin yedi kat dibine kadar dolular. Dikkatli bakınca bütün kafalar soru işareti şeklinde. Tüm gerçek açıklandığında bile açıklanmayanlar var her durumda. Her olay, her yaşanan gerçekliğin içinde bile bir gizlilik bir sırlar ordusu durmadan yürüyor. Çıkardıkları rap rap sesleri yüzünden deli oluyor insanlar asıl. Hem o kadar düzenli yürüyüp hem de ne güzel vuruyorlar davullara. Hiç şaşmıyor ritimleri. Rap rap’lar ve güm güm’ler nasıl da sırayla ve intizamla çalınıyor. Aynı kulak iltihapı yüzünden çekilen acı gibi. Her saniyede bir bıçak, bir balyoz – bir bıçak, bir balyoz. Vurdukça nefes almak zor, vurdukça yaşamak zor. Herkes kendi rap rap’larının verdiği rahatsızlıktan kurtulmak için deli oluyor bence. Kimileri zaten doğuştan deli geldikleri için onları şimdilik bu pragrafa sokmuyorum. O da ayrı bir sır tabi soru işaretleri yağıyor göklerden ben görüyorum.

Ne olur beni bağışla ama sanki senin insan soyunu yarattığına pişman olduğunu düşünüyorum. Sen pişmanlık yaşamasan bile meleklerinin ne gerek vardı bunlara diye içlerinden dışa vuramadıkları bir sıkıntıları var gibi. Şeytan artık kendini işe yaramaz zannediyordur bunca insan-şeytanın içinde. Kendi çocuklarına tecavüz edenler, döverek öldürenler, kazalara sebep olan sarhoşlar, kızlarını satanlar, karılarına azap çektirenler, doğurup kaçanlar, doğurtup kaçanlar, doğmuşları hiç aramayanlar, savaş çıkaranlar, dilendirenler, susanlar, susturanlar, yakanlar ve yıkanlar., , Kendilerini ispat için bebek öldürenler, katliam yapanlar. Katliam yapanları besleyenler. Yüreği-akılı es geçip beynini iki bacağının arasına takmış sapık kadın ve adam ordusu ne yapacağını, kime koşup kiminle düşüp kalkacağını şaşırmış başlar dolu ortalık. Kendi sapık doğruları yüzünden dinden edenler, işkenceyle cinayet işleyenler. Bu sanki insanın yaptığı robotun ne olduğunu anlayamadan canavarlaşıp yapanı yok etmeye çalışması gibi bir şey.

Benim seninle konuşmak için aracıya ihtiyacım yok. Gördüğün gibi başta biraz sıkıldım ama derdimi anlatabiliyorum. Ya da derdimi sıraya koyarak anlatmayı öğrenebiliyorum.

Öyle şeyler görüp öyle şeyler duyuyoruz ki insanım demeye utanır oldum. Ne kadar çok ortalığa dökülmüş herşey. Ne kadar emeksiz bir bulaşık suyu şeklinde yaşam. Kimin eli kimin cebinde, kim kimin yatağından çıkıyor. Sen, hiç kimseyi de bende olan üç emanetini de şaşırtma lütfen. Peki ben nereye aitim?

Bunun bir ortası yok mu? Bu kadar zor mu bulaşmadan, kokmadan, kokutmadan yaşamak? Usul usul, kötülükten, şiddetten uzak huzurla yaşamak niye batar insanlara? Neden zorla kötüye kullanırlar zamanlarını? Ben bu zamana ait değilim galiba. Emeksiz beklentiler var ortalıklarda, ucuz numaralarla sahip oluyorlar istediklerine insanlar. Çocuklar bile mutsuzluk diye açıyorlar ağızlarını. Yorulmadan istiyorlar uçsuz bucaksız isteklerini. Varlıkların ortasında bir adir bilmezlik, hoşnutsuzluk dolaşıyor dillerde. Hep şikayet hep şikayet. Zamanın darlığından bahsediyoruz hep beraber ama zaman bizi dinlemiyor bile. El ele gönül gönüle sevda türkülerini dinlemiyor kimse artık. Kimse kimsenin yüreğinin içindeki, hala kalabilmeyi başarmış sevgi kırıntılarına bakmıyor artık. En yakını bile yabancı olmuş yaşayana aynı evin içinde. Herkes beni kimse anlamıyor derken, asıl kendi kendilerini tanımıyorlar ve anlamıyorlar.

Ölümlerin arkasından, ölene yaşarken söylenmeyenler dökülüyor kalanların gözlerinden. Söylenmeyenler kötü şeyler de olabilir. Asıl acıtan söylenmeyenler bana göre. Hep kapalıyız birbirimize. Hep tutulmuş elimiz kolumuz bir şeyler tarafından. Uzatmaya korkar olmuşuz ellerimizi sevmek için. Sevilmek için kafamızı en yakınlarımızın göğsüne dayamayalı yıllar var. Ne kadar ihtiyacımız var oysa. Bizden sevgini esirgeme lütfen.

 
Toplam blog
: 374
: 869
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

1965 Akçakoca doğumluyum. Evli ve dört kız annesiyim, küçük bir kızın  anneannesiyim. A.Ü. Halkla..