- Kategori
- Siyaset
Sorumlu muhelefet anlayışı ve Devlet Bahçeli

Bugün gündemde adeta şok etkisi yaratan sayın Bahçeli'nin açıklamarı üzerinde değerlendirmeler yaparak 22 Temmuz seçimleri sonra MHP'nin muhalefet anlayışını ortaya koymaya çalışacağım.
Malumu olduğunuz üzere ülkemizde büyük bir özgürlük sorunu olarak başörtüsü sorunu durmaktadır. Ve inancı gereği başını örten insanlar bağımsızlığı ve bütünlüğüne inandıkları devletleri tarafından ayrımcılığa tabi tutulmaktadır.
Ben de bir üniversite öğrencisiyim. Ve pek çok tanıdığım arkadaşım aynı sorundan dolayı başlarını açarak okula girmek zorunda. Kanaatimce onların asla Devletimizin laik ve üniter yapısıyla bir hesaplaşması yok . Hiçbirisi devletimizin birliği ve bütünlüğü konusunda olumsuz düşünceler beslemiyor. Ancak başörtüsü yasağı sebebiyle gururları inciniyor.
Elbette başörtüsünü siyasi ve ideolojik amaçları için kullanan bazı çıkarcılar vardır. Başörtüsü üzerinden siyaset yapan ve rant sağlayan inanç hortumcuları vardır. Ancak bu yasak biraz da onların işine gelmiyor mu? Onlar bu yasaktan nemalanmıyorlar mı? Elbette nemalanıyorlar.
Başörtüsünü kişisel çıkarları için kullananlar var diye bütün başörtüsü kullanan bayanları yasaklamak ve ikinci sınıf vatandaş haline dönüştürmek son derece yanlış bir uygulama.
Unutmamak gerekir ki 'İnsan hakları' gibi bir kavramı kullanarak 'bölücü' faaliyetlerin içerisinde bulunan insanlar var diye biz bütün İnsan hakları savunucularını bölücü olarak nitelendiremiyoruz.
Kadına yönelik şiddetin ve kadın ayrımcılığının son bulmasını toplum olarak talep ederken başörtülü vatandaşlarımızı bir ayırıma tabi tutmak son derece yanlış.
Bu anlamda Sayın Devlet Bahçeli'nin önerisi son derece olumlu ve sorun çözücüdür. Nasıl bir başörtülü vatandaşımız hastanede muayene olabiliyor , adalet hizmetlerinden yararlanıyor ve diğer haklarını kullanıyorsa hizmet alan konumunda olan üniversite öğrencileri de başörtüsü yasağına maruz bırakılmamalıdır.
Umuyorum ki bu öneri en kısa zamanda hayata geçer ve ülkemizde bir insan hakları ihlali daha son bulur.
Yapılacak anayasa değişikliği kanaatimce sorunu çözmeye yetecektir. Eşitlik ilkesini düzenleyen 10. maddenin kamu hizmetini alan vatandaşlarımızın eşitliğini vurgulaması bu anlamda yeterli olacaktır.
Bu konuda Anayasa Mahkemesi kararını dayanak olarak gösterenler şunu iyi bilmeli ki Anayasa Mahkemesi varolan anayasaya göre değerlendirme yapar ve bu değerlendirmesi anayasada farklı bir düzenleme yapılması durumunda hükümsüz hale gelir.
Her konuda herkese özgürlük talebinde bulunan bazı özgürlük savunucularının sözkonusu başörtüsü meselesi olunca karşıt cepheye geçmeleri. Başörtüsü yasağını sonuna kadar savunmaları son derece üzücüdür.
Gelgelelim yukarıda önerisi sebebiyle kısaca üzerinde durduğumuz Sayın Bahçeli'ye
Bildiğiniz üzere 22 Temmuz öncesi meclis gerginliklerin ve kutuplaşmaların yoğun olduğu bir meclisti ve bu meclis tablosu sebebiyle AKP , 22 Temmuz seçimlerinde hiç de haketmediği oranda büyük bir oy almış ve tekrar tek başına iktidara gelmiştir.
22 Temmuz seçimleri sonrası muhalefet partisi olarak mecliste bulunan MHP daha meclis açılırken uzlaşmacı ve sorun çözücü tavrını ortaya koymuş gerginliklerin ve hizip siyasetinin prim yapmasını engellemiştir.
Önce cumhurbaşkanlığı seçimlerinde demokrasinin üzerine yüklediği sorumluluğun farkında olan Sayın Bahçeli cumhurbaşkanlığı seçimindeki oylamalara katılacağını açıklayarak AKP'nin bir mağduriyet noktasını kırmayı başardır.
Ardından referandum öncesi , sonradan doğacak sıkıntıları dile getirerek bir düzenleme yaptı ve AKP bu düzenlemeye uyrak olası sorunlar yaşanmadı ve ülke bir sorundan daha kurtuldu.
Ve son olarak yıllarca AKP'nin siyasi malzemesi olarak kullandığı çözümsüzlüğü kâr olarak gördüğü başörtüsü sorununda son derece açık net ve somut öneri getirerek AKP'nin mağdureiyet noktalarında birini daha kırarken aynı zamanda bu mağdureiyeti yaşayan yüzbinlerce yasakli öğrenciye ve gönlü onlarla olan milyonlarca vatandaşımızın desteğini kazandı.
Bravo sayın Bahçeli