- Kategori
- Güncel
Sorun vardır, kavga çıkmıştır ve kan akacaktır...

Kürtaj tartışmasında “İnsanların özel alanlarına devlet giremez.” prensibine dayanarak pozisyon almış olanlar, mevcut kuralların bu prensibe aykırı olmadığını mı düşünüyor acaba? ”Hamileliğin10.haftasından sonra kürtaj yaptırmak yasaktır… Tecavüz durumunda, 20. haftasından sonra yasaktır.” gibi ayarlamaları devlet yapabiliyorsa, yapmışsa, “4.haftasından sonra kürtaj yaptırmak yasaktır.” şeklinde bir kuralı getiremez mi?
Anne babanın kürtaj kararı, bebekle aralarındaki bağı koparır. Vicdan azabı, bu bağın devam ettiği anlamına gelmez.
Bebek annenin karnındadır ama o artık yabacıdır…
Ötekidir, başkasıdır...
Sorun vardır, kavga çıkmıştır ve kan akacaktır.
O yabancının haklarını korumak için devlet elbette araya girecektir... Bebekle anne babayı barıştırmaya ve kan akmaması için bir şeyler yapmaya çalışacaktır.
Belki o bebeğin devletle olan bağı da kopacak ve hep birlikte o yabancıyı yok edeceklerdir.
“Hiçbir anne çok zorda kalmadıkça kürtaj yaptırmaz.” cümlesi, diğer “hiçbir”le başlayan benzer cümleler kadar anlamsızdır.
Kemalistlerin sık sık kullandığı “Atatürk düşmanlığı yapıyorsun!” lafını alıp, kopyalayıp, biraz değiştirip “Kadın düşmanlığı yapıyorsun!” şekline sokarak kullanmak, kolaya kaçmaktır. (Ahmet Altan’dan bu kolaycılığı beklemezdik.)
“Bebeğin babası, anneye baskı yapar, doktoru bulur, parayı verir ve kürtajı yaptırır.” Buna benzer binlerce hikaye vardır, herkesin bildiği ya da tahmin ettiği. En az kadın sayısı kadar erkek vardır, çok zorda kalmamasına rağmen kürtaja karar vermiş olan.
Bazı “günahlar” toplumda yaygınlaştıkça, sıradanlaşır, normalleşir… Ve insanlar “kötü bir şey” yaptığının farkında olmadan bunu yapmayı sürdürebilir.
Birileri, çok sert ifadeler kullanmak süretiyle toplumu sarsmak istiyor olabilir:
“Çok günahtır!”
“Cinayettir!”
“Vicdansızlıktır!”
Yani belki de bugün asıl yapılmak istenen şey budur.