- Kategori
- İlişkiler
Soruyorum

Bir gün uyandığımda;
En güzel gülenin ben olduğunu farkedeceğim aynanın karşısında. Gözlerimdeki mahmurluk koyu kahverengi tonunu gösterecek. Dağınık saçlarımı düzelteceğim. Yine bakıp, yine gülümseyeceğim.
Bir gün yürüdüğümde;
Kafamda sorular olmayacak. Bu kez çözüm için değil, nefes almak için adımlar atacağım. Yine sahile gidip, yine Kız Kulesi'ni izleyeceğim.
Bir gün gittiğimde;
Arkama bakmayacağım. Arkamdan kim ağlamış, kim sevinmiş, kim ne düşünmüş... umurumda olmayacak. Başım öne eğilmeyecek. Yine dimdik durup, yine eyvallah etmeyeceğim.
Bir gün sustuğumda;
Ağzımı herkes için yormamam gerektiğini, kelimelerimin israf edilecek kadar değersiz olmadığını anlayacağım. Cevapsız kalan sorularımın hakkını alacağım. Yine yazıp, yine anlatacağım.
Ve bir gün sevdiğimde;
Pişmanlık duymayacağım bozduğum tövbelerden. Canım yanacak ama şükredeceğim Allah'a; kendi aşkına giden yolun milyonda birini yürüttüğü için. Mutluluk kapımı çalacak ve içeri aldıktan sonra kapıyı kilitleyip, anahtarını uzaklara fırlatacağım. Yine şarkılar söyleyip, yine yanacağım.
...
Bunu yazdığımda Şubat 2014'tü. Evet, epey zaman olmuş. Hayırsızlardan, uğursuzlardan, karakteri beş para etmezlerden kendimi çektikten sonra dökülmüştü bu satırlar. Zor imtihanlardı kendi adıma. Çok uzun zaman geçti aradan. Sonra biri geldi. Dedim ki kendi kendime ''Anahtarı en uzak nereye fırlatsam acaba? '' Nereye olduğuna bakmadan fırlattım.
Yağmur için sırılsıklam olmaktı sevmek. Her haline katlanmak da sevgiye dahildi çünkü.
Sonuç değişmedi nihayetinde. Hakkım olan güzel son, hüzüngahları yaşattı bana.
...
Soruyorum:
Senin uğursuzlardan ne farkın kaldı şimdi?