- Kategori
- Basın Yayın / Medya
SOSYAL MEDYA VE İNANÇ EKSENİ
17 Ağustos'ta Twitter'da dolaşıma sokulan bir gönderiye göre, Van Gölü'nde ağzında cerrahi maske taşıyan bir martı görüntülendiği iddia edildi. Bu iddiaya kısa sürede inanların sayısı binlerce kişiyi buldu ve fazlaca hem beğeni hem de retweet aldı. Fakat teyit.org'un doğrulama aşamaları sonrasında aslında o martının görüntüsünün Güneydoğu Britanya'da bulunan Dover Limanı’nda çekildiği ispatlandı. Fotoğrafın tarihinde de yanlışlık vardı ve aslı 12 Ağustos tarihinde Reuters’ta Peter Nicholls imzasıyla yayınlandı. Dolayısıyla fotoğraf Van'da çekilmedi ve tarihi de güncel değildi. Fakat üzerinde durulması gereken nokta, doğrulama platformu tarafından hatalı ilişkilendirme durumu ortaya çıkarıldığı halde, artık ağzında cerrahi maske taşıyan martı fotoğrafının dolaşıma sokulmuş olmasıydı.
Yanlış bilgiler, yalan haberler, hatalı ilişkilendirmeler ve çarpıtmalar sosyal medya platformlarında hızlıca yayılıma neden oluyor. Bunlara inanan insan sayısının fazlalığı göz ardı edilemeyecek kadar da büyük bir orana sahip. Pandemi sürecinde sıklıkla yapılan paylaşımlar, 'uzman' görüşü alınarak inşa edilen ve çarpıtılan metinler, komplo teorileri bir hayli fazlaydı. Hala da öyle. Korona virüsüne en etkili besinler ve takviye ilaçlar, ünlü ve zengin isimlerin virüsle birlikte anılması (Bill Gates gibi), Türkiye'deki ünlü isimlerin virüse yakalanmış olması ve dahası birçok yalan haber dolaşıma sokuldu. Bu haberler, aklı başında, işini vicdanı ile yapan gazeteciler tarafından değil, ilk çıkış noktasının hangi hesap olduğu bile unutulan sosyal medya hesaplarından yapıldı. 1 Şubat 2020’de Twitter, son 4 haftada 15 milyondan fazla koronavirüs ile ilgili tweet atıldığını açıkladı. Bu içerikler, görüntü, ses, video ve metin içermekte. Dolayısıyla, bu içeriklerin sürekli paylaşılıyor olması, içerik zenginliğinden ziyade yanlış bilgilerin yayılmasına neden oluyor.
Sosyal medya kullanıcılarının önemli özelliklerinden birisi de, yakınlarının paylaştıklarına daha fazla inanmasıdır. Yakınlarının paylaştıkları gönderiler, anında beğeni alıp paylaşılabilir. Bilerek veya bilmeden yapılan bu paylaşımlar, toplumsal hafızada yer edindiği gerçeği göz ardı edilmemelidir. Doğrulanmıl haberlerin yayınlanmasının bile önüne geçen bu paylaşımlar, kamuoyundaki inanç sistemini de etkilemekte. Yani gerçeklerin de ötesinde inançlar yer buluyor. Bu noktada, kullanıcıların her içeriğe hemen inanmaması, internetin avantajlarından yararlanarak farklı kaynaklardan da kısa sürede araştırması gerekmekte. Haber siteleri daha tecrübeli ve temkinli davranıyor olsa da, haber kaynağının sosyal medya olduğu haberleri de görebiliyoruz. Bu karmaşık konuyla başa çıkabilmek için, hem medya çalışanlarının, hem sosyal medya kullanıcılarının hem de resmi kurumların birlikte hareket etmesi gerekiyor.
Tekrar hatırlatayım. Her içerik inançlar ekseninde değerlendirilmemeli. Güvendiğiniz veya sevdiğiniz kişiler de başka yerden alıntı yapmış olabilir. Pandemi süreci, insan ve hayvan sağlığı, çevre kirliliği gibi tüm dünyada sorunlar teşkil ediyor olsa da, o martı 'o' martı değil.