​ Sosyal zeka mı ya da bir oyun mu? / Psikoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Eylül '07

 
Kategori
Psikoloji
 

Sosyal zeka mı ya da bir oyun mu?

Sosyal zeka mı ya da bir oyun mu?
 

Aslında bu konu hakkında düşünüyorum ve tam olarak doğrunun ne olduğunu bulamadım. Bilirsiniz aslında, gerçekte çekim hissetmediğiniz insanlarla olan yüzeysel paylaşımlar, amaç mekan vs benzerliğinden dolayı takındığınız seviyeli ve kibar maskeler, bir masada dönen muhabbet ve tam haz almasanız da gülümseme zorunluluğu, konuşulan konu sizin açınızdan verimsiz hatta basit bile olsa, sırf o toplulukta kendinizi geride ya da konu dışı hissetmeyesiniz diye, lafa atılmalar vs… Kişilerin sizin seçiminizin dışında oluşturulduğu, aynı iş aynı okul vs gereği, sözde samimiyetin yüzeysel iletişimleri...

Önceden bu tarz iletişimlerin sahte ve ruhuma huzur vermediği için tamamen uzaktım. Ve içsel düşüncelerime karşılıklı gelişim için paylaşabileceğim az ve öz dostlarım vardı.

Ancak şu vakitlerde, dostlarımda aramda olan sevgi, bilgelik ve sorunları konuşmaya odaklı sohbetlerin, kendimi sadece tekrar ettirdiğini hissettim. Çünkü dünyayı sadece kendi bakış ama göre algılıyor ve kendi bakış açıma uygun zihinler ile paylaşıma girdiğimden, dünyamı hep aynı şekilde deneyimliyordum.

Ama hayat ve hayatın renkleri, sadece benim doğrularımdan, benim kendi yolumdan ve benim ilgi alanlarımdan oluşmuyor.

UYUMLU OLMAK VE UYUMLANMAK ARASINDAKİ FARK

Benim tıkandığım nokta ; ‘uyumlu’ olmak ile ‘uyumlanmak’ arasındaki farkı ayırt edememekti
.

İstek duymadığım bir şeye benzemek yerine, kendimi tercih ettiğim için, uyumsuzluğuma kendi farklılığım olarak devam ediyordum.

Sanki uyumlu oldukça bendeki ‘şey’ eksilecekmiş gibi hissediyordum.

Ve sonunda ‘uyumlanmak’ ın bir zeka olduğunu ama illa sürünün bir üyesi olma gereği taşımadığını anladım.

Fark ettim ki; meğersem sosyal zeka, bağımsız bir ruhun istediği ölçüde kendi farkını koruyarak, uyumlanabilme özelliğiymiş.

Ve meğersem kişi hem kendi farklılığını koruyup hem de başkalarının farklılık ve bezerliklerini, zenginleşmek için, görüş açısına ve yaşantısına belki bir süreliğine koyabilirmiş. Ve yine ona ait olan o özel yoluna devam edebilirmiş.

Ve uyumlanabilme özelliği için, zeka, algılama, strateji, çeşitliliğe açık olma, kim olduğunun farkındalığı, etkileyebilme, o anlık ortama ait olan enerjiye göre davranma, özgür ifade vs gerekiyormuş.

Çünkü ortak olmayan düşünceler ve hayatlar içerisinde iyi iletişimler çıkabilirmiş. Ve en kötü ihtimalle herkes birbirinin yaşamına en küçük ve en önemsiz parçasını tamamlıyor olsa bile, önemliymiş.

Çünkü belki de zaten var olma amacı o küçük ve önemsiz parçayı tamamlamak içinmiş-miş. Ve dolayısıyla hizmetini gerçekleştirdiğinden yine önemliymiş-miş.

Ve size derim ki, bir şeyin sürekli tıkandığını hissederseniz, bilin ki hayatınızın akması için, o parçanın değişmesi gerekiyor. Köklü bir değişiklik olsa bile ve kendinizi olduğunuzu sandığınız kişiden daha uzakmış ve başka olmuş hissetseniz bile… Bu güç ve cesaret gerektirse ve yeninin size ne getireceğini bilmeseniz bile…Bu bir çağrıdır.’Değişirsen ve yüklerini atarsan, enerjin daha bol olacak ve –yol- senin için senden bunu istiyor’ çağrısıdır.

Ve değişim de bir çeşit ‘uyumlanma’ dır.

Huzur ve değişimle…

www.indigodergisi.com Kasım 2006 da yayınlanmıştır.

 
Toplam blog
: 20
: 1393
Kayıt tarihi
: 28.08.07
 
 

Öğrenci ..