​ Sosyalizm neden Dünya’nın hiç bir yerinde Halkın Adalet ve zenginliğini sağlayamadı? / Ekonomi - Finans / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ekim '12

 
Kategori
Ekonomi - Finans
 

Sosyalizm neden Dünya’nın hiç bir yerinde Halkın Adalet ve zenginliğini sağlayamadı?

Sosyalizm neden Dünya’nın hiç bir yerinde Halkın Adalet ve zenginliğini sağlayamadı?
 

KAPİTALİZM deki KRİZ

Kapitalist ülkelerde birçok sorun var, sık sık ekonomik kriz oluyor. Neden ? Birçok sebebi var ama birçok ekonomistin iddiasına göre Kapitalist ülkelerdeki birçok ekonomik krizin başlıca sebeplerinden birisi Kapitalizm’in kendisi değil serbest piyasaya yapılan yanlış devlet müdaheleleridir. Kapitalist ekonomiler çok defa devletin serbest piyasa ekonomisine ters düşen nerdeyse aşırı devletçi politikaların etkisiyle ekonomik krize giriyorlar. ABD dahil hiçbirinde ekonomistlerin bahsettiği serbest piyasa ekonomisi tam olarak yok. Bu konuda tarihten ve birçok ülkeden örnek vereceğim bir yazıyı daha sonra yayınlayacağım, bugünkü konum Sosyalizm’dir. Kapitalizmin sorunlarına çare bulmak halkın daha refah olması daha adil yaşaması lazım ama çözüm kesinlikle denenmiş ve iflas etmiş olan sosyalist sistem değildir.Sık sık krize girmesine rağmen  hiçbir Kapitalist ekonomi çökmedi buna karşılık Avrupa’da hiçbir Sosyalist rejim yaşamadı. Sosyalist ülkelerin emekçi sınıflarının reel gelirleri Kapitalist ülkelerde sermaye tarafından sömürüldüğü iddia edilen emekçi sınıfının reel gelirinden daima çok daha  düşük olmuştur. Tarihi gerçekleri bilmeden Marxist -Leninist ideolojiyi ezberleyerek çözüm olduğunu ve uygulanabileceğini hala iddia etmek hiç gerçekçi değildir.

AVRUPA’da SOSYALİST REJİMLERİN KURULMASI

İkinci Dünya Savaşından sonra Sovyetler  Naziler’den “büyük kurtarıcı” sıfatıyla işgal ettikleri Doğu Avrupa ülkelerinin hiçbirinden çıkmadılar ve Sovyetler Birliği Diktatörü Joseph Stalin’in emriyle zorla bütün Doğu Avrupa ülkelerinde 1945’ten yani İkinci Dünya Savaşı’nın bitişinden itibaren Sovyetlere bağlı Sosyalist Diktatörlükler kurdular. Yani Doğu Avrupa’nın hiçbir ülkesinde Sosyalizm KARL MARX ve FRİEDRİCH Engels'in 1848 de yayınladıkları Komünist Manifestosunda olacağını iddia ettikleri gibi emekçi sınıfının  burjuva sınıfına karşı yaptığı Proleterya devrimi ile kurulmadı. Sovyet Askeri gücü ile o ülkelerin halklarına dayatılarak kuruldu. Önce Macaristan 1956’ da sonra Çekoslovakya 1968 de bu dayatmaya isyan etti. Her iki isyanı Sovyet ve Varşova Paktı tankları kanlı bir şekilde ezdi, binlerce insanı öldürdü.  Avrupa'nın 70 yıllık Sosyalizm deneyi bu rejimin tüm bu ülkelerde 1980lerin sonunda iskambil kağıtları gibi peşpeşe yıkılması ile son buldu. Sosyalizmi Avrupa'da CIA ve Batı Emperyalizmi çökertti iddiaları gerçekçi kanıtlara dayanmıyor.  Dünya’nın başka yerlerinde devam eden sosyalist rejimlerinin hiçbiri de halkına insanca bir yaşam düzeyi, fikir hürriyeti ve adalet yaratmadı.

BATI ve DOĞU ALMANYA, GÜNEY ve KUZEY KORE

ile yönetilirken Doğu Almanya Sovyetlere bağlı Komünist rejimle yönetilmiş Kuzey Kore’de hala komünist rejimle yönetiliyor. Batı ve Doğu Alman halkları aynı dil, kültür ve coğrafyaya sahip Güney ve Kuzey Kore halkları da aynı dil , kültüre ve coğrafyaya sahip olmalarına rağmen kişi başına düşen gelirlerde Doğu ile Batı Almanya ve Kuzey ile Güney Kore arasında derin bir uçurum açılmış olduğu aşağıdaki tabloda açıkça görülüyor. Mademki Kapitalist ekonomi düzeni halkı sömüren ve fakirleştiren bir rejimdir, Sosyalist sistem ise halkın zenginliği ve adaleti için en iyi sistemdir, bu kişi başına düşen gelir farkı nasıl izah edilebilir ?

İkinci Dünya Savaşının bitmesinden itibaren Almanya Batı ve Doğu olarak 2 Ağustos 1945 ve 9 Kasım 1990 arasında toplam 45 yıl ayrı ülkeler olarak kaldı, Kore ise 1945ten beri Kuzey ve Güney olarak tam 67 yıldır hala ayrı ülke. Batı Almanya ve Güney Kore serbest piyasa rejimi ile yönetilirken Doğu Almanya Sovyetlere bağlı Komünist rejimle yönetilmiş Kuzey Kore’de hala komünist rejimle yönetiliyor. Her iki ülke de diktatörlükle yönetildi. Batı ve Doğu Alman halkları aynı dil, kültür ve coğrafyaya sahip Güney ve Kuzey Kore halkları da aynı dil , kültüre ve coğrafyaya sahip olmalarına rağmen kişi başına düşen gelirlerde Doğu ile Batı Almanya ve Kuzey ile Güney Kore arasında derin bir uçurum açılmış olduğu resimdeki bar grafiğinde  açıkça görülüyor.Mademki Kapitalist ekonomi düzeni halkı sömüren ve fakirleştiren bir rejimdir, Sosyalist sistem ise halkın zenginliği ve adaleti için en iyi sistemdir, bu kişi başına düşen gelir farkı nasıl izah edilebilir ? Elbette sadece kişi başına gelir göstergesine bakmak yeterli değil. Ama istediğimiz göstergeye bakalım sonuç değişmez. Hatta 9 Kasım 1989’ da Berlin Duvarı yıkılmaya başladığı ve geçişler serbest olduğu zaman 45 yılda Batı Alman ve Doğu Alman halkı hayat standardı arasında açılan uçurumu görmek için herhangibir istatistiğe bakmaya dahi gerek yoktu. Batı Berlin’de ve Doğu Berlin’de bir tur atmak yeterliydi.

SERBEST PİYASA EKONOMİSİNE VE HÜR TEŞEBBÜSE İZİN VERİLMEMESİ

Sosyalist rejim piyasa ekonomisinin işlemesine izin vermedi herşeyi merkezi planlama ile yapmaya kalktı ve halkın refahını sağlamada başarısız oldu. Piyasa ekonomisinin işlemesine ve hür kişisel teşebbüse yer vermeyip herşeyi Merkez'den planlamaya çalışan bir sistem çökmeye mahkumdur. Hangi maldan ne kadar hangi fiyattan üretilmesi gerektiğini  ve üretim faktörlerinin alternatif kullanım alanları arasında optimal dağılımını en iyi sağlıklı işleyen arz ve talep piyasası belirler. Merkezi planlama ülkenin hangi köyünde hangi maldan ne kadar üretilmesi gerektiğini bilemez üretim faktörlerinin alternatif kullanım alanları arasında optimal dağılımını yapamaz. Bunu yapmaya kalkınca zorla hangi maldan ne kadar üretileceğini dayatıp fiyatını devlet belirleyince bazı mallardan aşırı üretim diğerlerinde kıtlık oluştu. Aynı şekilde üretim faktör piyasaları da allak bullak oldu. Devletin empoze ettiği fiyat düşüktü ama mal ve hizmetler yetersiz ve kalitesizdi. Bu da en hızlı fakirleşme reçetesidir. Lenin bile bunun yanlışlığını gördü ama fazla değiştirmedi. Fiyatları ve üretim miktar ve cinsini devletin belirlemesi halkın yararına olsaydı sosyalist halklar fakir kalmaz ve sosyalizm tüm Avrupada çökmezdi. Yeteri kadar kaliteli mal üretilemediği ve gereksiz maldan aşırı üretildiği zaman fiaytın düşük olmasının halka bir faydası yok. Malların satışı kotaya bağlanıyor, uzun kuyruklar oluşuyor ve halkın talebi karşılanamıyordu.

Nasıl yani, ürünlerin fiyatının devlet tarafından düşük tutulması fakir halkın lehine değil mi ? Hayır değil. Çünkü nasıl tüketiciler bir malı yüksek fiyattan almak istemezlerse üreticiler de ürünlerini aşırı düşük fiyattan satmak istemezler. Halk dediğimiz kesim sadece tüketici değil aynı zamanda ürününü ve hizmetini satan çiftçi, marangoz, esnaf , berber vsdir. Devlet onların satış fiyatını serbest piyasada tüketici ve üreticilerin birlikte saptadıkları arz talep kesişme noktasındaki denge fiyat ve miktarın altında belirleyince o mala talep çok arzı az oluyor. Çünkü üretici/satıcı maliyetini karşılamak ve geçimini sağlamak için  çalışıyor. Devletin belirlediği düşük fiyattan malını satarsa geliri azalır. Bu nedenle satmam daha iyi diyor. Sosyalist diktatörlüklerde düşük fiyattan üretip satmaya bazen şiddet dahi kullanılarak zorlanıyor. Bu durumda malın kalitesi çok düşüyor ve üretim miktarı gene de talebi karşılamaya yetmiyor. Üreticinin geliri de düşük kalıyor ve çalışma hevesi yok oluyor. Milli gelir de bu sebeple düşük kalıyor. Kalitesiz ve yetersiz mal karneye bağlanarak halka düşük fiyattan satılıyor uzun kuyruklar oluşuyor mal tükeniyor kuyruktakilerin çoğu elleri boş evlerine dönüyor. Halka düşük fiyatan değil de bedava sunulan mal ve hizmetlerde de durum farklı değil. Çünkü bedava sunulan mal ve hizmetlerin de bir maliyeti var. Ürün piyasası için geçerli olan bu ilkeler üretim faktörlerinin fiyatlandırılmasında bir başka deyişle üretimde çalışan işçilerin ücretlerinin belirlenmesinde de geçerli. Serbest arz talep piyasasının belirlemesi gereken işçi ücretlerinin sosyalist rejimlerde verimlilik hiç dikkate alınmadan  merkezi planlama idaresince belirlenmesi aşağıda açıkladığım sorunları yarattı.

ZORLA SAĞLANAN GELİR DAĞILIMI EŞİTLİĞİ ADALETLİ DEĞİLDİR
 Sosyalist rejim piyasa ekonomisinin işlemesine izin vermeyip üretim miktar çeşit, satış fiyat ve üretim faktörlerinin alternatif kullanım alanları arasında dağılımını merkezi planlama ile yapmaya kalkmaktan başka çok önemli bir hata daha yaptı. Zorla gelir eşitliği sağlamaya çalıştı. Sosyalizmin hümanist tarafında bahsedilen adalet, insana değer kavramları güzel ama eşitlik kavramı çok yanlış. Verimli calışanla verimsiz çalışanın gelirlerini zorla eşitledi. Bu durumda kimse verimli çalışmak icin gayret etmedi. Değer ve servet yaratılamadı. Halkın geliri eşit fakat kapitalist ülkelerin en alt tabakasından dahi daha düşük kaldı. Toplumda gelirin tamamen eşit dağılması için 2 yıl deneyimi olan mühendisle 20 yıl deneyimi olan mühendise aynı ücretin, verimli çalışarak toplumun ihtiyacı olan mal ve hizmetleri kaliteli bir şekilde üretenle yan gelip yatana aynı ücreti ödemek gerekir. Bu tür eşitlik en büyük adaletsizliktir. Adalet gelirin eşit dağılmamasıdır, verimli üreten, verimsiz üretenden,  kıdemli, kıdemsizden daha çok kazanmalı, tabi verimli çalışmak şartıyla, çalışabileceği halde yan gelip yatan hiç kazanmamalı. Adalet budur.

Verimliliğin ve performansın esas alındığı serbest piyasa ekonomilerinde kazanç bu ilkeye göre olur. Ama devletin herkese performansı ne olursa olsun aynı geliri empoze ettiği bir sistemde verimli çalışma azmi kalmaz, toplam üretim  ve toplam milli gelir son derece düşük kalır. Bu düşük milli gelir eşit bölüşüldüğünde herkes eşit ama fakir olur, hatta kapitalist ülkelerin en düşük gelirli kesiminin bile altında kalır. Sosyalist ülkelerin emekçi sınıflarının reel gelirleri Kapitalist ülkelerde sermaye tarafından sömürüldüğü iddia edilen emekçi sınıfının reel gelirlerinden daima çok daha  düşük olmuştur. Avrupa’nın Sosyalist ülkelerinde de olan buydu, Küba ve Asya’nın Sosyalist ülkelerinde hala olan da budur.

Rasih Bensan 14 Ekim 2012

  

 
Toplam blog
: 368
: 2280
Kayıt tarihi
: 05.05.12
 
 

BİLİM özellikle astronomi ve çeşitli konularda araştırmacı ve yazar Amatör fotoğrafçı, Ka..